İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1218 KARAR NO:2026/235 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/03/2022 NUMARASI:2021/509 Esas - 2022/229 Karar DAVA:İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ve davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıdan kolonya satın aldıklarını, ürünler ayıplı olduğu için iade faturası düzenlediklerini ve ürünleri davalıya iade ettiklerini, davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle itirazın iptaline, borçlunun % 20 den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı tarafça davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"...Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura ve mal teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.) açılan davanın, davacının talebi ile sınırlı olarak 30.508,80 Euro üzerinden kabulüne " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olan Büyükçekmece 1. İcra Dairesi ... icra dosyasındaki taraf ile huzurda ikame edilmiş olan işbu davadaki alacaklı tarafın aynı olmadığını, işbu takipte alacaklı taraf şirket yetkilisi ... olmasına rağmen işbu davada ... Şirketi davacı taraf olduğunu, işbu sebep ile icra dosyasındaki alacaklı taraf ile davadaki tarafların aynı olmaması nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Büyükçekmece 1. İcra Dairesi ... sayılı icra dosyasında vekil olarak bulunup, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk toplantısına katılmalarına rağmen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/509 esas sayılı dosyasına vekil olarak eklenmemeleri ve yapılan tebligatların davalı şirkete yapılmış olması ve davalı şirketin dosyanın arabuluculuk aşamasında ve icra takibi aşamasında taraflarınca takip edildiğini bildiğinden işbu bağlantılı davanın da taraflarınca takip edildiği düşünülerek haber verilmediğinden ilk derece mahkemesinde herhangi bir cevap verilemediğini ve ticari defterlerinde delil olarak belirtilmediğini ve de mahkemeye ibraz edilemediğini, mahkemenin "sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir." şeklindeki kararın usul yasa ve hakkaniyete aykırı bir karar olduğunu, açıklanan nedenlerle yapılacak istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın kaldırılması ve davanın usulden reddine, bunun mümkün olmaması halinde ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; ticari satımdan kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı asile yapılan dava dilekçesi tebliğinin usulüne uygun olup olmadığı, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı tarafından, davalı hakkında, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında cari hesap alacağına dayalı olarak 40.508,80 Euro alacağın tahsili istemiyle 11.01.2021 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)' nun 67. maddesi uyarınca 30.508,80 Euro üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03.06.2022 tarihli ve 2021/1 Esas-2022/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere itirazın iptali davası icra takibine itiraz üzerine takibin devamını sağlamaya yönelik bir dava olsa da yeni bir dava olması sebebiyle dava dilekçesinin asile tebliği gerekir. Borca itiraz eden vekile tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanamaz. İcra takibinde itirazı yapan vekilin açılan itirazın iptali davasında vekil olarak kendiliğinden kabulü mümkün olmadığından somut olayda dava dilekçesinin davalı asile tebliğ edilmesinde usule aykırılık yoktur. Ayrıca davalının zorunlu arabuluculuk toplantısına vekil aracılığıyla katılması da bu durumda değişiklik yaratmaz. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Davaya dayanak icra dosyasında mevcut Büyükçekmece 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/456 Esas ve 2021/410 Karar sayılı kararında, Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında ilk düzenlenen ödeme emrinde alacaklı kısmına ... yazıldığı, bu şekilde borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ olduğu, borçlu tarafından itirazda bulunulduğu ve icra müdürlüğünce itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, 29.01.2021 tarihinde alacaklı vekilinin, alacaklı şirketin dosyaya alacaklı olarak eklenmesini talep ettiği, icra müdürlüğü tarafından davacı şirketin alacaklı olarak dosyaya eklendiği ve ikinci ödeme emri düzenlenerek borçluya tebliğe çıkarıldığı, söz konusu ödeme emrinin tebliğine rağmen borçlu tarafından itirazda bulunulmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile alacaklının haciz talebinin reddine dair 16.02.2021 tarihli icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2021/1554 Esas ve 2021/3423 karar sayılı kararı ile borçlunun, gerek hatalı olarak düzenlenen ödeme emrinin, gerekse düzeltilmiş şekliyle gönderilen ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresi içerisinde borca itirazlarını bildirdiği,İİK'nın 66.maddesi hükmü uyarınca müddeti içinde yapılan itirazın takibi durduracağı, İİK'nın 78/1.maddesi uyarınca ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra alacaklının haciz konmasını isteyebileceği gerekçesiyle Büyükçekmece 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/456 Esas sayılı kararı kaldırılarak şikayetin reddine karar verilmiş ve 01.03.2022 tarihinde bu karar kesinleşmiştir. Anılan karardan da anlaşılacağı üzere icra dosyasında düzenlenen ilk ödeme emrinde alacaklı ... olarak yazılmış ise de sonrasında alacaklı ... Şirketi olarak düzeltilmiş olup, davacı şirketin eldeki itirazın iptali davasını açmakta aktif husumetinin bulunduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK’nın 222. Maddesinde ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği düzenlenmiş olup, maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Davacı şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamış ise de dosyaya sunulan davacı şirket banka hesap ekstresi, davalı şirket tarafından tanzim edilen fatura, taşıma belgeleri, davacı şirket tarafından düzenlenen iade faturası, davacı şirkete ilişkin banka hesap bilgilerine ilişkin belgelerin bilirkişi aracılığıyla incelenmesinde, davalı şirket tarafından 22.848 kg olmak üzere 57.120 adet 400 ml birim fiyatı 1.650 € olmak üzere toplam 94.248,00 Euro tutarlı fatura tanzim edildiği, davacı şirket tarafından banka aracılığı ile davalı şirkete 14.04.2020 tarihinde 47.124 Euro ve 24.04.2020 tarihinde 47.124 Euro olmak üzere toplam 94.248 Euro ödeme yapıldığı, davacı şirket tarafından tanzim edilen 04.06.2020 tarihli iade faturası içeriğine göre 14.668,80 kg dan ibaret 36.672 adet, birim fiyatı 1,655 Euro olmak üzere toplam 60.508,80 Euro tutarlı 400 mllik kolonya emtiasının, 08.06.2020 tarihli CMR belgesine göre davalı şirkete iade edildiği, davalı şirket tarafından 13.11.2020 tarihinde 9.960 Euro, 04.01.2021 tarihinde 9.960 Euro ve 27.01.2021 tarihinde 9.960 Euro olmak üzere toplam 29.880 Euro'nun davacı şirketin banka hesabına gönderildiği, buna göre davacı şirket tarafından 94.248 Euro tutarındaki kolonyanın, davalı şirketten satın alındığı, toplam 60.508,80 Euro tutarındaki kolonyanın ise davalı şirkete iade edildiği, davalı şirket tarafından ürünler iade alındıktan sonra 29.880 Euro'nun davacı şirkete ödenmiş olması nedeniyle davacının 30.628,80 Euro tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davacı tarafça, davalıdan satın alınan 57.120 adet kolonyadan, 36.672 adedi, ayıplı olduğu iddiasıyla davalıya iade edilmiş olup, iade edilen kolonya ürününe ilişkin CMR belgesi dosyaya sunulmuştur. Bu belgenin aksi taraflarca inkar edilmediği gibi CMR belgesinde herhangi bir ihtirazı kayıtta bulunmadığı gözetildiğinde iadeye konu ürünlerin davalı tarafça teslim alındığının kabulü gerekir. Davalının 60.508,80 Euro tutarındaki kolonyayı iade aldıktan sonra davacıya 29.880 Euro tutarında ödeme yaptığı açık olup, buna göre davacı, davalıdan 30.628,80 Euro alacaklı durumdadır. Davalının ticari defterlerini sunmadığı da gözetildiğinde dosya kapsamındaki delillere göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 5.392,49 TL harcın, alınması gerekli olan 21.569,98 TL harçtan mahsubu ile 16.177,49 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026