6. Hukuk Dairesi 2010/8762 E. , 2010/14305 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile mah.sıfatı ile) Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesi,olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş,
**6. Hukuk Dairesi 2010/8762 E. , 2010/14305 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile mah.sıfatı ile) Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesi,olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin evlilik birliği kurulurken müşterek haneye listede belirtilen eşyaları götürdüğünü ancak davalının evliliğin bitmesinden sonra bu eşyaları iade etmediğini belirterek eşyaların aynen iadesine olmadığı takdirde 15.735.-TL bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik tasarruf özgürlüğüne yönelik saldırılara el atmanın önlenmesi davası ile karşı koyabileceği gibi istihkak davası ile de karşı koyabilir. Eşya davası bu anlamda bir istihkak davası olmakla istem dava konusu eşyaların; aynen iadesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedelinin verilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Dava konusu eşyaların mevcut olduğu tespit edilmiş ise uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz. Dava konusu eşyaların var olduğu tespit edilemez ise istem tazminata ilişkin olduğundan Borçlar Kanununun 125.maddelerinde belirlenen on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması ve karı koca arasındaki davalarda Borçlar Kanununun 132.maddesinin dikkate alınması gerekir. Olayımıza gelince;taraflar arasındaki boşanma davasının 30.05.2008 tarihinde kesinleştiği ve davacının 13.08.2004 tarihli çeyiz senedine dayanarak 05.01.2010 tarihinde açtığı dava bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davanın Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi gereğince boşanmanın feri olarak nitelendirilerek zamanaşımı süresinin bir yıl olduğunun kabulü doğru değildir. Zira bu tür davalar yukarıda açıklandığı üzere istihkak davası niteliğindedir. Mahkemece işin esasına girilerek, tarafların tüm delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.