Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/2436 E. , 2024/4899 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/2436 Karar No:2024/4899 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI)... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ...Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Nakliyat Lojistik Otomotiv ve Kargo Dış Tica…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/2436 E. , 2024/4899 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/2436 Karar No:2024/4899 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI)... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ...Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Nakliyat Lojistik Otomotiv ve Kargo Dış Ticaret Ltd. Şti. (... Nakliyat) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezasının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlu ... Nakliyat'a...tarih ve... sayılı Kurul kararıyla verilen 600.000,00-TL idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 06/11/2012 tarih ve E:2010/2102, K:2012/2725 sayılı kararı ile reddedildiği, kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket hakkında işlem tesis edildiği, yapılan mal varlığı araştırması sonucu şirketin tespit edilen mal varlığının borcu karşılamaya yetmeyeceğinin anlaşıldığından bahisle, 16/06/2010 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan 27/05/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 10 yıllığına anılan şirketin müdürlüğüne atanan ve 28/08/2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan 15/08/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile de müdürlük görevi sona eren davacı hakkında dava konusu ödeme emrinin tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, Olayda, davacının 27/05/2010-15/08/2012 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yaptığı, idari para cezasına neden olan eylemin tespit edildiği 31/03/2008 ve idari para cezasının tesis edildiği 04/03/2010 tarihlerinde kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı, dolayısıyla kanuni temsilcilik sıfatının başlamasından önce gerçekleşen eylem nedeniyle verilen idari para cezasından sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı, Bu durumda, işleme konu amme alacağının dayanağı eylemin gerçekleştiği tarih ile idari para cezası işleminin tesis edildiği tarihlerde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi sıfatı bulunmayan davacı hakkında, idari para cezasının ilgili şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesince; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca Kurulun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle ... Nakliyat'a 600.000,00-TL idari para cezası verildiği, işlemin 31/05/2010 tarihinde tebliğ edildiği, borcun bir ay içerisinde ödenmemesi üzerine borçlunun mal varlığının araştırıldığı, kamu alacağını karşılayacak şekilde taşınır ve taşınmaz mal varlığının bulunmadığının tespit edildiği, borçlu şirketin 31/12/2016 tarihinde iş yerini terk ettiği; 11/06/2020 ve 28/08/2012 tarihli Türkiye Sicil Gazetesinde yer alan ilanlardan, davacının 27/05/2010-15/08/2012 tarihleri arasında münferit imzası ile şirketi temsile yetkili olduğunun anlaşıldığı, Bu durumda, borçlu şirkete idari para cezası uygulanmasını gerektiren ihlalin gerçekleştiği ve bunun tespit edildiği 31/03/2008 tarihinde kanuni temsilci olmamakla birlikte, sözü edilen ihlal nedeniyle idari para cezası yaptırımının uygulandığı ve idari para cezasının ödenmesi gerektiği tarihlerde borçlu limited şirketin müdürü olarak münferit imzayla şirketi her konuda temsil ve ilzama yetkili kanuni temsilci olan davacının, şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceği belirlenen kamu alacağından sorumlu tutularak adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka ve dayanılan düzenlemelere aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı, Diğer taraftan, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine göre nitelikleri sayılan borçlu tüzel kişinin kanuni temsilcisinin takip edilebilmesi için, tüzel kişinin kesinleşmiş ve takip edilebilir borcunun olup olmadığı, borcun takip ve tahsil zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, alacağın borçlu tüzel kişiden kısmen veya tamamen tahsil olanağının kalıp kalmadığı, tahsil aşamasında ilgili lehine yeni bir hukuki durum olup olmadığının da değerlendirilmesinin gerektiği, Dava konusu ödeme emrine dayanak olan idari para cezasına karşı açılan davada işlemin hukuka uygun olduğuna karar verildiği, kamu alacağının süresinde ödenmemesi üzerine 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacağın tahsili amacıyla şirket adına ödeme emri düzenlendiği, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması neticesinde şirket adına kayıtlı 21 adet römork ve yarı römorklardan oluşan araçların olduğu tespit edilerek araç kayıtları üzerine haciz konulduğu, ancak söz konusu araçların üzerinde idarenin haczinden önce bir çok rehin kaydı ve başka hacizlerin bulunduğu, yarı römork ve römorklardan oluşan araçların değerinin işbu idari para cezası alacağını karşılamaktan uzak olduğu, dolayısıyla amme alacağının asıl borçlu şirketin mal varlığından tahsil edilemeyeceği idarece tespit edilmiş olduğundan, ödeme emrinde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı, Uyuşmazlıkta, 5015 sayılı Kanun uyarınca idari para cezasının verildiği ve para cezasına karşı davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat uyarınca tahsil işleminin yargı kararının kesinleşmesine kadar durduğu ve yargı kararının 29/12/2016 tarihinde kesinleşmesiyle sürenin başladığı, idari para cezasına konu miktar itibarıyla ödeme emrinin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 21. maddesinde yer verilen yedi yıllık tahsil zamanaşımı süresi içinde düzenlenerek tebliğ edildiği, dolayısıyla tahsil zamanaşımının bulunmadığı, Ayrıca, idari para cezasına konu fiilin, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde 7164 sayılı Kanun'la yapılan değişikle getirilen "Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller" kapsamında olmadığının anlaşıldığı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağının belirtildiği; madde ile atıfta bulunulan 5237 sayılı Kanun'un "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." kuralına yer verildiği, Kural olarak idari işlem niteliğindeki idari para cezasının yargısal denetiminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekmekte ise de ilke olarak suç ve cezadan lehe olan normun uygulanması kuralının idari para cezaları yönünden de geçerli olduğu, dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise kişilerin lehine olan mevzuat hükmünün dikkate alınacağı, Ödeme emrine dayanak olan idari para cezasının, 5015 sayılı Kanun'un 9. maddesinin yedinci fıkrasına aykırılık nedeniyle aynı Kanun'un 19. maddesi uyarınca verildiği, 5015 sayılı Kanun'un para cezasına konu eylemin işlendiği 31/03/2008 tarihi itibarıyla yürürlükteki şekliyle 19. maddesinde, Kanun'un 9. maddesinde yer alan kısıtlamalara uyulmaması halinde, sorumlulara altıyüzbin Türk Lirası idari para cezası verileceğinin düzenlendiği, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde değişiklik yapılarak, 9. maddenin yedinci fıkrasının ihlali halinde sorumlulara yüz yirmi beş bin Türk Lirasından az olmamak ve altı yüz yirmi beş bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası verileceği hükmüne yer verildiği, 7164 sayılı Kanun'la 5015 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddesinde de, maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezalarının, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi halinde, ilgili vergi dairesince 19. maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edileceğinin kurala bağlandığı, Dairelerinin 15/12/2021 tarihli ara kararıyla, ... Nakliyat'a ait...sayılı lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin idari para cezasına konu fiilin işlendiği tarihten bir önceki yıl olan 2007 yılına ilişkin ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranının sorulduğu, ara kararına verilen cevapta şirkete ait 2007 yılına ait net satış hasılatının 243.747,00-TL olarak hesaplandığının bildirildiği, 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle yeniden düzenlenen 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca, söz konusu fiil nedeniyle yüz yirmi beş bin Türk Lirasından az olmamak ve altı yüz yirmi beş bin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idari para cezası verileceğinin kurala bağlandığı, buna göre davacıya uygulanması öngörülen idari para cezası miktarının (nisbi olarak hesaplanan 2.437,47-TL'nin asgari maktu haddin altında kalması nedeniyle) 125.000,00-TL olduğunun anlaşıldığı, Bu durumda, idari para cezası miktarına yönelik lehe düzenlemenin tahsil aşamasında uygulanması gerektiğinden, dava konusu ödeme emrinin, daha önce tahsil edilen 4.907,63-TL'nin mahsubu suretiyle 125.000,00-TL-4.907,63-TL=120.092,37-TL'lik kısmında hukuka aykırılık, bu kısmı aşan 475.000,00-TL'lik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin 120.092,37-TL'lik kısmının iptaline, 475.000,00-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesinin 15/03/2022 tarihli "Yanlışlığın Düzeltilmesi Kararı" ile anılan kararın hüküm fıkrası "dava konusu işlemin 475.000,00-TL'lik kısmının iptaline, 120.092,37-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 27/05/2010-15/08/2012 tarihleri arasında kanuni temsilci olduğu, idari para cezasının dayanağı eylemin gerçekleştiği ve idari para cezasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihte kanuni temsilci olmadığından dava konusu ödeme emrine konu borçtan sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, asıl borçlu tüzel kişilikten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının kanuni temsilci sıfatıyla davacadan tahsili yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Taşıma lisansı kapsamında faaliyet gösteren ... Nakliyat'a...tarih ve... sayılı Kurul kararıyla 600.000,00-TL idari para cezası verilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizce davanın reddi yönünde verilen 06/11/2012 tarih ve E:2010/2102, K:2012/2725 sayılı karar İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/04/2015 tarih ve 2013/966, K:2015/1341 sayılı kararıyla onanmış kararın düzeltilmesi istemi ise 29/12/2016 tarih ve E:2016/803, K:2016/4044 sayılı kararla reddedilmiştir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nca, söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince tahsil edilmesinin davalı idareden istenilmesi üzerine, ... Nakliyat adına ... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emri düzenlenmiş, söz konusu ödeme emrine konu kamu alacağının süresinde ödenmediği, şirkete yapılan kasa hacizleri yoluyla 4.907,63-TL'nin tahsil edildiği, banka hesaplarına konulan e-hacizler aracılığıyla herhangi bir tahsilat yapılamadığı, şirket adına kayıtlı çekici ve römorklara ulaşılamadığı, belirtilen araç kayıtları üzerinde davalı idarenin haczinden önce uygulanan rehin kaydı ve hacizlerin bulunduğu, başkaca mal varlığına rastlanılmadığından şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan söz konusu borcun 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen ...tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ", 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. (...)"; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. (...)" düzenlemeleri yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Yani mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanuni temsilci kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Ancak bu madde kapsamında kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçluya başvurulacak ve borcun asıl borçludan tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekecektir. Dolayısıyla henüz asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri ile takip yapılmadan, kanuni temsilcinin sorumluluğuna evleviyet kuralı gereği gidilemeyecektir. Kanuni temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihai sorumluluğunu taşıyan kişi olup, sahip olduğu imkan ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticari şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan kanuni temsilcilerin, şirketten tahsil imkânı bulunamayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Ancak fiil tarihinde görevde olmayıp daha sonra yöneticilik görevinde bulunan ve amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan bir kanuni temsilciyi sorumlu tutmak, kanuni temsilciye, kendisinden beklenemeyecek bir sorumluluk yüklemek anlamı taşımaktadır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararında belirtildiği üzere, kanuni temsilcinin kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde müdahale etme ve engelleme imkanına sahip olmadığı ve özellikle şirketin faaliyetleri üzerinde hakimiyet kurmasının mümkün bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen fiil ve eylemlerden doğan kamu alacaklarının ödenmemesinden sorumlu tutulması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan kişinin söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Bu halde, idari para cezasına konu fiil işlendikten sonra, fakat idari para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki tarihte görevde bulunan kanuni temsilcilerin amme alacağının ödenmemesinden dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı idari para cezasına ilişkin ... tarih ve...sayılı Kurul kararı, taşıma lisansı kapsamında faaliyet gösteren şirketin, 31/03/2008 tarihinde, sahibi olduğu akaryakıt tankeriyle akaryakıt istasyonu dışında araçlara akaryakıt ikmali yapması fiili sebebiyle tesis edilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada Dairemizce davanın reddi yönünde verilen kararının 29/12/2016 tarihinde kesinleşmesinin ardından söz konusu idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili amacıyla asıl borçlu ... Nakliyat adına 22/05/2017 tarihli ödeme emri düzenlenmiştir. ... Nakliyat şirketine ait Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarına bakıldığında, 11/06/2010 tarih ve 7583 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde, 27/05/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı uyarınca davacının 10 yıl süre ile şirket müdürlüğüne atanarak şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı; 28/08/2012 tarih ve 8141 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ise, 15/08/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının hisselerini devrettiği ve şirket müdürlüğü yetkisinin sona erdiğinin ilan edildiği görülmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının 31/03/2008 tarihinde idari para cezasına konu fiil işlendikten sonra 27/05/2010 tarihinde şirketi müdür sıfatıyla temsil ve ilzama yetkili kılındığı, bununla birlikte söz konusu idari para cezasının tahsil edilebilir aşamaya gelmesinden önceki 15/08/2012 tarihinde şirketi temsil yetkisinin sona erdiği anlaşıldığından, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin kısmen iptaline kısmen davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davacının temyiz isteminin kabulüne, 3. Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun ...tarih ve ... sayılı kararıyla verilen idari para cezasının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca düzenlenen 26/10/2018 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; idare mahkemesince "... davacının 27/05/2010-15/08/2012 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yaptığı, idari para cezasına neden olan eylemin tespit edildiği 31/03/2008 ve idari para cezasının tesis edildiği 04/03/2010 tarihlerinde kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı" gerekçesiyle iptal kararı verildiği ancak bölge idare mahkemesince bu karar kaldırılarak, "...idari para cezası uygulanmasını gerektiren ihlalin gerçekleştiği ve bunun tespit edildiği 31/03/2008 tarihinde kanuni temsilci olmamakla birlikte, sözü edilen ihlal nedeniyle idari para cezası yaptırımının uygulandığı ve idari para cezasının ödenmesi gerektiği tarihlerde kanuni temsilci olan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. " düzenlemesi yer almaktadır. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk hali kusursuz sorumluluktur. Kamu alacağının doğduğu ya da ödenmesi gerektiği zamanda kanuni temsilci olarak görev yapması, kanuni temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararında, "kanuni temsilcinin kanunda tanınan yetkiler çerçevesinde müdahale etme ve engelleme imkânına sahip olmadığı ve özellikle şirketin faaliyetleri üzerinde hâkimiyet kurmasının mümkün bulunmadığı bir dönemde gerçekleşen fiil ve eylemlerden doğan kamu alacaklarının ödenmemesinden sorumlu tutulması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla amme alacağı tahsil edilebilir aşamaya gelmeden kanuni temsilcilik görevinden ayrılan kişinin söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunmadığının kabulü gerekmektedir" denilmekle birlikte, bu gerekçe davacının durumuna uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 'Ödeme zamanı ve önce ödeme' başlıklı 37. maddesinde “Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödeyebilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası işleminin kesinleşmedikçe tahsil edilemeyecek olması, 6183 sayılı Kanun'la düzenlenen ödeme zamanını değiştirici nitelikte olmayıp, borçluya bir tercih hakkı tanımaktadır. Borçlu süresinde indirimden de yararlanmak suretiyle ödeme yapıp dava açabileceği gibi, ödeme yapmadan dava açarak davanın sonucunu beklemeyi de tercih edebilir. Şirketin ödeme yapmayıp davanın sonucunu beklemeyi tercih etmesi o tarihteki şirket yöneticilerinin tercihi olup, bu durum şirket ortakları ile kanuni temsilcilerin 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan sorumluluklarını kaldırmaz. Davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası işleminin 04/03/2010 tarihinde tesis edildiği ve ilgili şirkete 31/03/2010 tarihinde tebliğ edildiği; davacının da 27/05/2010 ila 15/08/2012 tarihleri arasında yani idari para cezası işleminin tebliğinden sonra, idari para cezasının ödenebileceği tarihlerde borçlu şirketin kanuni temsilcisi olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararına konu olayın aksine dava konusu olayda davacının, söz konusu alacağın ödenmesi konusunda müdahale şansının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezası işleminin tebliğinden sonra, idari para cezasının ödenebileceği tarihlerde borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.