(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6139 E. , 2009/784 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Mümin Özeken gelmiş, davalılar adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatı
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6139 E. , 2009/784 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Mümin Özeken gelmiş, davalılar adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, oto tamir ustası olarak çalışırken aracın yayının fırlayıp sağ el baş parmağının tırnak altını parçaladığını ve davalı hastane ile doktora müracaat ettiğini, davalı doktor İlker’in 21.3.2002 tarihindeki ilk operasyonunda, yandaki işaret parmağını yararak yaralı baş parmağını içine koyarak bandajladığını, akabinde başka ameliyat ve operasyonlar uyguladığını, ancak ağrı ve acıyı dindiremediği gibi, yanlış tedavi nedeni ile tırnak altında 2-3 cm. uzunluğunda bir tel parçasını unuttuğunu ve sağ elini kullanamaz hale geldiğini ileri sürerek, fazla hakları saklı 2.500 YTL.maddi ve 2.500 YTL. manevi tazminatın olay tarihinden faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, hiçbir kusurun bulunmadığını, gereken tıbbi müdahelenin zamanında yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda, hastane ve doktorun kusurunun bulunmadığının açıklanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davacının davalı doktora tedavi için başvurduğu, doktorun kusuru nedeniyle, elini kullanamaz hale geldiği açıklanarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık tedaviyi gerçekleştiren davalı doktorun, hukuka aykırı bir eyleminin, ve kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2008/6139-2009/784 Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre dava temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalı doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. (BK:386, 390 md) Vekil, ... görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (BK:390/11) Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1) O nedenle, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı, onu gereksiz risk altına sokmamalı en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekte de mesleki bir ... gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz, özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacı davalı hastane ve doktora sağ el baş parmağının yaralanması nedeni ile 21.3.2002 tarihinde müracaat ettiği ve buna ilişkin aynı tarihli ameliyat raporunun düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yine davacı hakkında verilen 9.2.2007 tarihli ... Kurulu raporunda, sağ elde hafif-orta derecede fonksiyonel bozukluk ve özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının % 32 olduğu açıklanmıştır. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu’nun 8.12.2006 tarihli raporunda; tıbbi belgelerin incelenmesinde, yaralı parmağın 2. parmakla cross-finger yapıldığı, flep kaldırıldığı, amputat K-teli ile fixe edildiği ve elin alçı atele alındığı ve aynı tarihte taburcu edildiği, tıbbi belgesi olmayan ancak davalı doktorun beyanlarından 20 gün sonra iki parmak arasındaki bağlantının kesilerek kemik dokusunun sabitlenmesi için konulan K-telinin 2 ay sonra çıkarıldığı, ortaya çıkan tablonun komplikasyon olarak kabul edildiği ve uygulanan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu açıklanmıştır. Raporda da açıklandığı gibi, davacının ilk müdahale ile taburcu edildikten sonra yapılan işlemlere ilişkin bir tıbbi kayıt ve belge bulunmamaktadır. Davalı ve dinlenen tanıkların beyanlarından, ameliyattan sonra elinin ağrısının geçmediğini eline top ile hareket ettirmesinin söylendiğini ancak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde çekilen film ile elindeki telin unutulmuş olması nedeni ile top ile hareket ettirmesinin yanlış olduğunun ifade edildiğini açıklamışlardır. Adli Tıp tarafından , davalı doktorun beyanları esas alınarak, yapılması gerekenin ne olduğu açıklanmadan gerekçe ve açıklama yapılmadan, soyut ifadelerle rapor verilmiştir. Bu haliyle rapor yeterli gerekçe ve tatminkar olmaktan uzaktır.Bu durumda gerektiğinde davacı tarafından bildirilen bu film ve varsa kayıtlar da ilgili hastaneden getirtilerek, üniversitelerin ilgili anabilim dallarından ve özellikle ortopedi ve travma uzmanlarından seçilecek konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile, gerçekten ilk müdahale ve davalı doktorun beyanı ile ifade edildiği üzere takılan K-telinin ne kadar süre kalmasının uygun olduğu, bu tel ile birlikte, verildiği söylenen fizik tedavinin uygulanmasının yerinde olup olmadığı, tıbbi belgesi bulunmayan sonraki operasyonlar için uygulanan yöntemlerin zorunlu olup olmadığı hususlarında , taraf savunmaları, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, yapılması gerekenle, yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Eksik inceleme ve mevcut delileri değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.1.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.