Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1398 E. , 2024/3340 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1398 Karar No:2024/3340 TEMYİZ EDENLER: I) (DAVALILAR) 1- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... 2- ...Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI) ... Enerji Üretim A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Van ili
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1398 E. , 2024/3340 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1398 Karar No:2024/3340 TEMYİZ EDENLER: I) (DAVALILAR) 1- ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... 2- ...Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI) ... Enerji Üretim A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Van ili, ... ve ... ilçeleri sınırları dahilinde gerçekleştirilmesi planlanan "Köprüler-Gem HES Projesi" için Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nca projenin uygun olmadığına karar vermesi üzerine, söz konusu proje nedeniyle yapıldığı ileri sürülen masrafların/zararının karşılanması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00-TL (miktar artırımı suretiyle 735.827,37-TL) maddi zararın yapıldıkları tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Şamran Kanalı'nın ... tarih ve ... sayılı Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Kararı ile tescil edildiği, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendiği ve ... tarih ve ... sayılı Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu karar ile Şamran Kanalı'nın her iki tarafından 10 metrelik alanın sit sınırı olarak belirlendiği, davalı DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yeterli araştırma yapılmadan "Köprüler - Gem HES Projesi" için davacı şirket ile anlaşma imzaladığı, davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından ise davacı şirkete elektrik üretim lisansının verildiği, idarelerin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde davalı idarelerin bilgilerinin ve sorumluluklarının olmadığının iddia edilemeyeceği gibi idarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğundan hareketle davacının proje kapsamında yasal işlemlere başlamasının da doğal olduğu anlaşıldığından, projenin ilana çıkarılarak anlaşma imzalanması ve üretim lisanslarının verilmesi işlemlerinde, idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu, zaten mevcut hukuki durumlar karşısında davalı EPDK tarafından söz konusu lisansın iptal edildiği ve 288.000,00-TL'lik teminatının... tarih ... sayılı Kurul kararı uyarınca davacıya iade edildiği de gözetildiğinde davalı idareler tarafından proje kapsamında gerçekleşen zararların da ödenmesi gerektiği, bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü için yaptırılan ve hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirketin proje kapsamında 2010-2016 yılları arasında, dosyaya sunduğu harcama belgeleri tutarlarının 698.457,45-TL olarak hesaplandığı ..." şeklinde görüş ve kanaatlere yer verildiği, söz konusu bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği ve rapora taraflarca itirazda bulunulduğu ancak bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, bu durumda, davacının 698.457,45-TL maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın kısmen reddine, davacının 698.457,45-TL maddi tazminat talebinin kabulüne ve bu tutarın idareye başvuru tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, 37.369,92-TL'lik maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı EPDK tarafından, aleyhlerine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, İdare Mahkemesi'nce diğer davalının yeterli araştırma yapmadan işlem tesis ettiği sonucuna varıldıktan sonra idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde zarardan sorumlu tutulmalarının kusurlu ve kusursuz sorumluluğun birlikte mevcut olduğu anlamını doğurduğu, idarenin bütünlüğü ilkesinin yanlış yorumlandığı, görev ve yetkilerinde olmayan hususlardan dolayı ortaya çıkan olası zararlardan ötürü sorumlu tutulamayacakları, başvurunun muhatapı olmalarının bu durumu değiştirmeyeceği, teminatın iade edilmesinin kendileri açısından hizmet kusurunun varlığının kanıtı olarak değerlendirilemeyeceği, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda sunulan faturaların tazminat talebiyle alakalı olup olmadığı noktasında inceleme yapılmadığı; davalı DSİ tarafından, davanın süresinde açılmadığı, lisans öncesi aşamada ve sonrasında alınması gerekli izinler ve belgelere yönelik sorumluluğun yatırımcı şirketin üzerinde olduğu, projeyi yapmaya talip olan kişilerin fizibilite raporu ile tesisin kurulacağı yere ilişkin inceleme ve değerlendirmeleri yapması gerektiği, davacı şirketle imzalanan Su Kullanım Hakkı Anlaşması uyarınca projeden kaynaklı tüm sorumluluğun yatırımcıya ait olduğu, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik düzenlendiği; davacı tarafından, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığı, birçok ödemenin hesaplamaya dahil edilmediği, faizin başlangıç tarihi olarak harcamaların yapıldığı tarihlerin baz alınması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, davanın süresinde açıldığı, DSİ tarafından kati projesi hazır bir şekilde projenin ilana çıkarıldığı, dolayısıyla projenin yapıldığı yerle alakalı ilgili kurumlardan görüş alınmasının DSİ'nin sorumluluğunda olduğu, isteklilerin süresi içerisinde projeye teklif vermek dışında, projenin hazırlık safhasında ve yer seçiminde ilgisinin bulunmadığı, Su Kullanım Hakkı Anlaşmaları'nın isteklilerin müzakeresine açık olmayan koşullar ihtiva ettiği, projenin DSİ tarafından başvuruya açılmasının ve anlaşmanın DSİ ile imzalanmasının EPDK'nın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, kültürel varlıklar yönünden bölgede yeterli araştırma yapmaksızın projeyi ilana çıkaran, su kullanım hakkı anlaşması imzalayan, enerji üretim lisansı veren davalı idarelerin yükümlülüklerinin ifa edilmesi gereği projeye yapılan yatırımlardan kaynaklı zararları tazmin etmesi gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Proje konusu yerin seçimi konusunda bir yükümlülüğü bulunmayan EPDK'nın talep edilen zararlardan kaynaklı olarak kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla doğan zarardan sorumlu tutulmayacağı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği; bununla birlikte projeye yönelik fizibilite raporu hazırlama ve doğabilecek zararları öngörme hususunda davacı şirketin kusuru olsa da DSİ'nin ilana çıktığı projenin yapılacağı yer konusunda inceleme ve araştırma yapmasının gerektiği, ayrıca fizibilite raporlarının değerlendirilmesi bakımından da DSİ'nin sorumlu olduğu anlaşıldığından, davalı DSİ ve davacının doğan zararlardan birlikte sorumlu olduğu ve müterafik kusurlu oldukları sonucuna varıldığından, DSİ açısından kusur incelemesi aşaması geçildikten sonra davacının talep ettiği tazminat kalemlerinin zararla illiyet bağı ve tazminat miktarının hesaplanması noktasında inceleme yapılarak hukuki değerlendirme yapılması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Van ili, Gürpınar ve Edremit ilçeleri sınırları dahilinde gerçekleştirilmesi planlanan "Köprüler-Gem HES Projesi" ilk kez DSİ tarafından yaptırılan 1967 tarihli "Van-Engil Projesi" adı altında ve kapsamında planlanmış ve raporlanmıştır. 2003 yılında dava konusu proje DSİ tarafından ilana çıkarılmış, projeye yapılan başvuru sonucunda verilen üretim lisansı EPDK tarafından proje aşamalarında yaşanan gecikmeler nedeniyle 26/03/2009 tarihinde sonlandırılmıştır. ...tarih ve ... sayılı karar ile Şamran Kanalı, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından "korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmiştir. 27/05/2010 tarihinde proje tekrar DSİ tarafından ilana çıkarılmış, yapılan 2 başvuru içerisinde davacı şirketin başvurusu uygun bulunarak davacı 12/08/2010 tarihinde projeyi yapmak üzere su kullanım anlaşması yapmaya hak kazanmış, 23/08/2010 tarihinde DSİ, davacının başvurusunun uygun bulunduğunu, lisans alması uygun bulunursa şirket ile su kullanım anlaşması imzalanacağını EPDK'ya bildirmiş, davacı şirket 15/09/2010 tarihinde EPDK'ya elektrik üretim lisansı verilmesi talebiyle başvuruda bulunmuştur. EPDK, ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin ve TEİAŞ Genel Müdürlüğü'nün bağlantı ve sistem kullanımı hakkındaki görüşlerini aldıktan sonra, 12/05/2011 tarihinde, 90 gün içerisinde su kullanım hakkı anlaşmasının imzalanması, teminat mektubunun sunulması ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği kapsamında gerekli kararlarının ibraz edilmesi şartlarıyla davacı şirkete söz konusu projeye ilişkin 48 ay tesis tamamlama süresi ile 49 yıl süreli üretim lisansı verilmesini uygun bulmuş, bunun üzerine davacı tarafından "ÇED kapsam dışı" kararı EPDK'ya sunulmuş ve 13/07/2011 tarihinde DSİ ile su kullanım hakkı anlaşması imzalanmıştır. 06/10/2011 tarihinde EPDK tarafından davacıya verilen elektrik üretim lisansı ile inşaat öncesi sürecin 16/02/2013 tarihinde, kamulaştırma sürecinin 02/05/2014 tarihinde, tesis tamamlama sürecinin ise 06/10/2015 tarihinde sona ermesi öngörülmüştür. 29/06/2012 tarihinde Şamran Kanalı, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından, 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş, 15/08/2013 tarihinde ise kanalın iki ucundan 10 metrelik bir alan sit sınırı olarak belirlenmiştir. Davacı şirketin yapılan projenin Şamran Kanalı'na zarar verip vermeyeceğini sorması üzerine, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu söz konusu projenin Şamran Kanalı'nın dokusuna zarar verdiğinden bahisle uygun olmadığına ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemi tesis etmiş, bu işlemin iptali istemiyle davacı şirket tarafından açılan davanın, ... İdare Mahkemesi'nce ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla "(...) projenin korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilen yeri üç yerden kestiği ve dokusuna zarar vereceği gerçeği karşısında söz konusu projenin onaylanmasında kamu yararı bulunmadığı" gerekçesiyle reddine karar vermiş, söz konusu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine, davacı şirket 02/03/2016, 10/05/2016, 01/06/2016, 25/04/2017 tarihli başvurularla, üretim lisansının sonlandırılmasını ve teminatın iadesini EPDK'dan talep etmiş, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun kararı çerçevesinde davacının sunmuş olduğu gerekçenin mücbir sebep olarak kabul edilmesine, tesis tamamlama süresinin 19 ay ek süre verilerek 06/05/2017 olarak tadil edilmesine, davacı şirkete verilen üretim lisansının şirketin talebi doğrultusunda sona erdirilmesine ve davacının sunduğu teminat mektubunun iade edilmesine karar verilmiştir. 23/06/2017 tarihinde EPDK tarafından söz konusu lisansın sona erdirildiği DSİ'ye bildirilmiş, bunun üzerine DSİ su kullanım hakkı anlaşmasının hükümsüz kaldığını 10/07/2017 tarihinde davacı şirkete bildirmiştir. 23/08/2017 tarihli başvuruyla, davacı EPDK'dan söz konusu proje nedeniyle yapmak zorunda kaldığı 761.918,76-TL'nin ve fer'ilerinin tazminini talep etmiş, bu başvurunun ... tarih ve ...sayılı Kurul kararıyla reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Zararın ve kusurun ispatı" başlıklı 50. maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, "İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, (...)"; 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler." kuralları yer almıştır. Davacı şirketin üretim lisansı aldığı tarihte yürürlükte bulunan 03/03/2001 tarih ve 24335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Lisans genel esasları ve lisans türleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "1. Üretim lisansı: Mevcut ve kurulacak olan üretim tesisleri için üretim şirketlerinin elektrik enerjisi üretimi ve üretilen elektriğin satışına yönelik olarak, her bir üretim tesisi için Kurumdan almak zorunda oldukları lisansı ifade eder. Üretim lisansı alınma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir." kuralı yer almıştır. Davacı şirketin üretim lisansı aldığı tarihte yürürlükte bulunan 04/08/2002 tarih ve 24836 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin "Lisans başvurusu" başlıklı 7. maddesinin 5. fıkrasında, "Üretim, otoprodüktör ve otoprodüktör grubu lisansları için yapılacak başvurular kapsamında; linyit, taşkömürü, asfaltit, bitümlü şist, jeotermal, dalga, güneş enerjisi ve hidrolik kaynaklar gibi yerli doğal kaynaklardan elektrik enerjisi üretmek üzere üretim tesisi kurulması talep edildiği takdirde; (...) c) Hidrolik kaynaklar için DSİ ile yapılmış Su Kullanım Hakkı Anlaşmasının veya Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayabilmeye hak kazandıklarının belgelenmesi zorunludur." kuralı yer almıştır. Davacı şirket ile su kullanım hakkı anlaşması imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 26/6/2003 tarihli ve 25150 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Proje Listelerinin İlanı" başlıklı 5. maddesinde, "DSİ ve EİE tarafından geliştirilen ve bu Yönetmelik kapsamında müracaat edilebilecek hidroelektrik enerji projelerine ilişkin listeler, proje safhalarına göre DSİ’nin internet sayfasında sürekli olarak yayımlanır ve güncellenir. Söz konusu listeler DSİ tarafından ilgili kurum ve kuruluşlara da gönderilebilir. Listelerde; projelerin durumları ve projelere ilişkin başvuru, fizibilite teslimi, Su Kullanım Hakkı Anlaşması hakkındaki bilgiler gibi işlem safhaları yer alır."; "Müracaat Esasları" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesi kapsamında yayımlanan DSİ ve EİE projelerinden, işletmedeki ve inşa halindeki projeler ile müracaat süresi sona eren projelerin dışında kalanlar için Su Kullanım Hakkı Anlaşması yapmak üzere DSİ’ye müracaat edilir."; "Fizibilite Raporlarının Hazırlanması ve Teslimi" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, "DSİ ve/veya EİE tarafından geliştirilen fizibilite ve/veya kesin projesi hazır olan projelere müracaat olması halinde; DSİ tarafından gerekli görülmesi durumunda, fizibilite raporunun Ek-3'de belirtilen format doğrultusunda tadil edilip edilmeyeceği müracaatların tamamlanmasını müteakip otuz gün içerisinde müracaat sahibine bildirilir. Bildirim kapsamında müracaat sahibine doksan günü geçmeyecek bir tarih için fizibilite raporu teslim tarihi verilir. Şirket, projenin bulunduğu havzada mevcut, inşa halinde ve mutasavver projeler ile havzadaki mevcut ve gelecekteki bütün ihtiyaçları, menba developmanı ve mansap su haklarını göz önünde bulundurarak son yılları da kapsayan hidrolojik verilere göre tadil çalışmalarını yapar."; "Fizibilite Raporlarının Değerlendirilmesi" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Fizibilite raporunun değerlendirilmesi safhasında genel olarak; projenin DSİ’nin mevcut, inşa halinde ve mutasavver projelerine olan etkisi ve ilişkisi, hidrolojisi, optimizasyonu, teknik ve ekonomik yönden yapılabilirliği incelenir. Ancak, şirket tarafından hazırlanan fizibilite raporu kapsamında olabilecek yetersiz etüt ve değerlendirmelerden dolayı ilerideki safhalarda hidrolojik, jeolojik, teknik, çevresel, sosyal ve ekonomik yönden oluşabilecek her türlü olumsuz sonuçtan yalnız şirket sorumludur." kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarî eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve aslî nedenini oluşturmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı şirket tarafından, "Köprüler-Gem HES Projesi"nin davalı idarelerin kusurlu hareketleri neticesinde sona erdiği ileri sürülerek söz konusu proje kapsamında yapmış olduğu masraflar/zararların iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddi ve bahsi geçen masraflar/zararların faiziyle birlikte tazmini talep edilmektedir. Davalı idareler tarafından, tazmini talep edilen masraflar/zararların doğmasından kaynaklı kusurlarının ve dolayısıyla sorumluluklarının bulunmadığı ileri sürülerek temyiz talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, davalı idarelerin temyiz talepleri bakımından ayrı ayrı irdeleme yapılması ve davacının ileri sürdüğü şekilde idarelerin eylemlerinden veya eylemsizliğinden kaynaklı olarak ortaya çıktığı ileri sürülen zarardan sorumlu olup olmadıklarının ortaya konulması gerekmektedir. Davalı EPDK yönünden yapılan incelemede; Davaya konu olayda, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu söz konusu projenin Şamran Kanalı'nın dokusuna zarar verdiğinden bahisle uygun olmadığına ilişkin kararı üzerine "Köprüler-Gem HES Projesi"nin yapımı hukuken imkansız duruma gelmiştir. Bunun sonucu olarak davacının lisansı iptal edilmiş ve dolayısıyla proje sona erdirilmiştir. Davacı, projenin sona erdirilmesinin sebebini, proje ilana çıkılmadan önce idarece tespit edilmesi gereken bir hususun tespit edilememesi olarak göstermiş, projenin gerçekleşeceğine duyduğu güven sebebiyle yaptığı masrafların da idarelerin yeterli araştırmayı yapmadan projeyi ilana çıkarmasından ve lisans vermesinden kaynaklandığı ileri sürmüştür. Dolayısıyla davalı EPDK'nın lisans verirken projenin yapılacağı alanı kültürel varlıklar yönünden araştırma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı veya lisansın iptaline yol açabilecek böyle bir durumu öngörüp öngöremeyeceğinin irdelenmesi gerekmektedir. İlgili mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, HES projelerinin yapım sürecinden EPDK'nın lisans verme aşamasında sürece dahil olduğu ve bu aşamadan sonra projeyi takip etmeye başladığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, EPDK tarafından HES projelerine yönelik lisans verilmeden önce istekte bulunulan kişiden teminat istenilmesi, su kullanım hakkı anlaşmasının imzalanması ve ÇED Yönetmeliği kapsamında gerekli kararlarının ibraz edilmesinin istenilmesi yükümlülükleri de Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümleri kapsamında düzenlenmiştir. Böylelikle projenin yapımı için önemli bir gereklilik olan lisans verilmesi aşaması öncesinde davacının projeyi yapabilirliğinin EPDK tarafından da teyit edilmesi sağlanmıştır. Ancak, EPDK'ya yüklenen bu yükümlülükler dışında projenin yapılabilirliğine ilişkin projenin yeri, bu yerin uygunluğu gibi hususlar lisans verilebilmesi için şart koşulan su kullanım hakkı anlaşmasını imzalayan DSİ tarafından gözetilecek unsurlar olarak düzenlenmiştir. Her ne kadar İdare Mahkemesi'nce, "idarelerin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde davalı idarelerin bilgilerinin ve sorumluluklarının olmadığının iddia edilemeyeceği" değerlendirilmesinden hareketle EPDK'nın idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde zarardan sorumlu olduğu şeklinde karar verilmişse de bu yöndeki bir yorum, idarelerin hizmet kusuru kapsamında oluşan zararlardan kaynaklı sorumluluğunu ölçüsüz bir şekilde genişletilmesi ve kusursuz sorumluluk hallerini de aşar bir şekilde bir idarenin başka bir idarenin fiilinden dolayı doğrudan sorumlu olması sonucunu doğuracaktır. Bu durumda, davalı EPDK tarafından her ne kadar davacıya lisans verilmişse de lisans verilmesi aşamasında lisans verilmesinin engelleyecek herhangi bir hukuki engelin bulunmaması ve Şamran Kanalı'nın 29/06/2012 tarihinde yani lisans tarihinden yaklaşık 9 ay sonra 1. derece sit alan olarak belirlenmiş olması hususları dikkate alındığında, dava konusu zararların/masrafların doğmasında EPDK'nın kusuru bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı DSİ yönünden yapılan incelemede; Davalı EPDK yönünden yapılan incelemede de görüldüğü üzere, davacının talep ettiği zararlar/masraflar lisans verilmesi öncesi aşamadan yani projenin ilanı ve buna ilişkin değerlendirme aşamasından kaynaklanmaktadır. Bu noktada davalı DSİ yönünden yapılacak incelemede, proje ilanına çıkılmış alana yönelik hidrolojik, jeolojik, teknik, çevresel, sosyal ve ekonomik yönden incelemeleri yapma yükümlülüğünün kimin üzerinde olduğu yani bu yönlerden ilerleyen aşamalarda ortaya çıkabilecek olumsuzlukların kim tarafından öngörülmesi gerektiği hususunun irdelenmesi gerekmektedir. İlgili mevzuat hükümlerinin incelenmesinden, DSİ tarafından ilana çıkarılmış projelere yönelik fizibilite çalışmalarının yatırımcı şirket tarafından yapılmasının öngörüldüğü, Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in ekinde yer alan "Hidroelektrik Enerji Üretim Tesisleri Fizibilite Raporunda Yer Alacak Ana Başlıklar" başlıklı ekinde fizibilite raporlarının projenin yeri, proje sahasının coğrafi, sosyal, ekonomik durumu, arazi mülkiyeti ve varsa daha önce yapılmış etütler hakkında bilgiler içermesi gerektiğinin düzenlendiği, proje sahasının sosyal durumu başlığı altında kültür alt başlığına da yer verildiği görülmektedir. Bunun yanında, Dairemizin 04/07/2024 tarihli ara kararına Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen cevabın ekinde yer alan belgeler içerisinde yer alan, 17/11/2005 tarihinde Şamran Kanalı, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından "korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescili üzerine ilgili tapu sicil müdürlüklerine "Tescil edilen gerekli taşınmaz kültür varlıklarının (...) tapu kütüğünün beyanlar hanesine, korunması gerekli kültür varlıkları olduğuna dair kayıt konulması" konulu ... tarih ve ... sayılı bir yazı yazıldığı, dolayısıyla fizibilite raporunun arazi mülkiyetine ilişkin kısmı kapsamında yapılacak araştırma sonucunda da bu durumun anlaşılabileceği görülmektedir. Ayrıca Şamran Kanalı, DSİ'nin Su Kullanma Hakkı sözleşmesinin imzalanacağını EPDK'ya bildirdiği 23/08/2010 tarihinden yaklaşık 22 ay sonra 1. derece sit alanı olarak ilan edilmiştir. Bu durumda, davacının talep ettiği masraf kalemleri içerisinde proje yapım bedeli olarak yer alan fizibilite raporunun hazırlanmasının davacının yükümlülüğünde olduğu, projenin ilanına çıkıldıktan sonra yapılacak fizibilite raporuyla projenin sonlanmasına yol açan unsurun davacı tarafından öngörülebilmesinin mümkün bulunduğu görüldüğünden, davacı tarafından davalı idarelerce projenin hazırlık aşamasında kültürel varlıklar yönünden yeterli araştırma ve değerlendirmenin yapılmadığı ileri sürülmüşse de, bu hususlar yönünden asıl yükümlülüğün davacının üzerinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu zararların/masrafların doğmasında DSİ'nin kusuru bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davalı idarelerin tazmini talep edilen zararların/masrafların doğmasından kaynaklı kusurlarının ve dolayısıyla sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin kısmen iptali, davanın kısmen reddi, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemlerinin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine; 2. Davalıların temyiz isteminin kabulüne; 3. Dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın kısmen reddine, davacının ...-TL maddi tazminat talebinin kabulüne ve bu tutarın idareye başvuru tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine,...-TL'lik maddi tazminat talebinin ise reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 16/09/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Davalı EPDK'nın kusuruna yönelik kararda yapılan değerlendirmeye katılmakla birlikte, davalı DSİ'nin kusuru yönünden yapılan inceleme sonucunda; söz konusu projeye yönelik fizibilite raporu hazırlama ve doğabilecek zararları öngörme hususunda davacı şirketin kusuru olsa da DSİ'nin ilana çıktığı projenin yapılacağı yer konusunda inceleme ve araştırma yapmasının gerektiği, ayrıca fizibilite raporlarının değerlendirilmesi bakımından da DSİ'nin sorumlu olduğu anlaşıldığından, davalı DSİ ve davacının doğan zararlardan birlikte sorumlu olduğu ve müterafik kusurlu oldukları, davacının talep ettiği tazminat kalemlerinin zararla illiyet bağı ve tazminat miktarının hesaplanması aşamalarına yönelik inceleme yapılması gerekirken davalı DSİ'nin kusuru bulunmadığı gerekçesiyle verilen bozma kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Şamran Kanalı, 17/11/2005 tarihli, 471 sayılı Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu kararı ile "korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmiştir. Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 29/06/2012 tarih ve 189 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendikten sonra, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 15/08/2013 tarih ve 449 sayılı kararı ile Şamran Kanalının her iki tarafından 10 metrelik alan sit sınırı olarak belirlenmiştir. DSİ Genel Müdürlüğü'nün birinci cevap dilekçesinde; “Katî Proje onayı 2003 yılından önce yapılan ve 1967 tarihli Van-Ergil Projesi Planlama Raporu kapsamında yer alan Projenin uygulama sahasında yer aldığı belirtilen ve 2005 yılında tescil yapılan Şamran Kanalına ilişkin herhangi bir bilgi idaremiz arşivinde rastlanmadığından projenin ilana çıkıldığı 2010 tarihinde şirketlere herhangi bir bilgi verilmemiştir.” denilmektedir. Görüldüğü üzere, Şamran Kanalı 2005 yılında “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmesine ve mevzuat gereği bu husus ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmesine rağmen, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, bu bilginin kendi kayıtlarında olmadığı belirtilerek, Katî Projesi hazır olan bu proje için 26/6/2003 tarih ve 25150 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsamında ilana çıkılmış, ancak ilana çıkmadan önce Şamran Kanalının 2005 yılında “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edildiğine dair başvuru sahibi şirketlere herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bir başka deyişle DSİ Genel Müdürlüğü, “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmiş Şamran Kanalı için hidroelektrik barajı yapımı amacıyla ilana çıkmıştır. Kati Proje onayı 2003 yılından önce yapılmış bu proje için aradan geçen uzun zaman içinde barajın yapımına engel teşkil edebilecek maddi ve hukuki olgular bulunup bulunmadığı, Şamran Kanalının “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edilmesinin hidroelektrik baraj yapımını olumsuz yönde etkileyip etkilemediği, katî proje ile ilana çıkıldığına göre mevcut haliyle projede revizyon yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında herhangi inceleme ve araştırma yapmaksızın 2010 yılında ilana çıkmış, ilana çıkarken ise davacı şirket de dahil katılımcılara Şamran Kanalının “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edildiğine dair bir bilgilendirme yapmamıştır. Öte yandan, 26/6/2003 tarih ve 25150 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinin birinci fıkrasında, DSİ tarafından geliştirilen fizibilite ve/veya kesin projesi hazır olan projelere müracaat olması halinde; DSİ tarafından gerekli görülmesi durumunda, fizibilite raporunun Ek-3'de belirtilen format doğrultusunda tadil edilip edilmeyeceğinin müracaatların tamamlanmasını müteakip otuz gün içerisinde müracaat sahibine bildirileceği öngörülmüş olup, DSİ sözkonusu projeye ilişkin fizibilite raporunun güncellenmesine gerek görülmemiş ve Katî Proje üzerinden başvurular alınarak bu projeye göre Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalanmıştır. Dolayısıyla Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalamadan önce davacı şirketin bu proje için hazırladığı yeni bir fizibilite raporu olmadığından, Şamran Kanalının “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edildiğini bildiğini ya da bilmesi gerektiğini, bu konuda yükümlülük sahibi olduğunu söylemek mümkün değildir. Nitekim davacı şirket tarafından, ÇED başvurusu yaptığı süreçte, bu projenin Şamran Kanalı'na zarar verip vermeyeceği hususunda 14/08/2014 tarihinde yapılan başvuru üzerine, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nca, söz konusu projenin Şamran Kanalı'nın dokusuna zarar verdiğinden bahisle uygun olmadığına ilişkin 22/01/2015 tarih ve 760 sayılı işlem tesis edilmiştir. Bundan dolayı projeye ÇED olumlu kararı verilmemiştir. Davalı EPDK'nın kusuruna yönelik Daire kararında yapılan değerlendirmeye katılmakla birlikte, davalı DSİ Genel Müdürlüğü'nün kusuru yönünden yapılan inceleme sonucunda; DSİ'nin kesin projesi hazır bir şekilde söz konusu projeye yönelik ilana çıktığı, katılımcıları Şamran Kanalının “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edildiğine dair bilgilendirmediği, davacı şirketin bu şekilde ilana çıkılmış bir projeye duyduğu güven nedeniyle belirli masraflar yapmasının beklenebilir olduğu, savunma dilekçelerinden anlaşıldığı üzere, DSİ'nin 2003 yılından önceki bir tarihte kesin projesini hazırladığı bir projeyi üzerinden geçen yıllara rağmen yeni bir inceleme ve araştırma yapmaksızın ve katılımcıları Şamran Kanalının “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edildiğine dair bilgilendirmeksizin, ayrıca müracaat sahiplerinden yeni bir fizibilite raporu istenilmeksizin ilana çıkarmasının dahi tek başına DSİ'nin hizmet kusuruna yol açtığı, proje ilana çıkılmadan önce proje konusu alanı etkileyebilecek bir korunması gerekli kültür varlığı tescili hususunda gerekli araştırmanın DSİ tarafından yapılması gerektiği anlaşıldığından, davalı DSİ'nin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemleri hakkında, davacının talep ettiği tazminat kalemlerinin zararla illiyet bağı ve tazminat miktarının hesaplanması aşamalarına yönelik inceleme yapılması gerekirken davalı DSİ'nin kusuru bulunmadığı gerekçesiyle verilen bozma kararına katılmıyorum.