T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/557 Esas KARAR NO : 2025/1757 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/03/2021 NUMARASI : 2020/505 Esas, 2021/273 Karar DAVA: Kayıt Kabul (İİK 235) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/557 Esas KARAR NO : 2025/1757 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/03/2021 NUMARASI : 2020/505 Esas, 2021/273 Karar DAVA: Kayıt Kabul (İİK 235) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis bankadan alacaklı olduğunu, davalı bankanın iflası üzerine müvekkilinin iflas tarihi itibariyle döviz cinsinden alacağı 1.587.500,00 TL olmasına rağmen iflas idaresince alacağın 224.635,00 TL'lik kısmı yönünden alacak kayıt başvurusunun reddine karar verildiğini, ret kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek reddedilen 224.635,00 TL bedelin iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa öncelikle usulden reddi gerektiğini, müvekkili bankanın faaliyet izninin kaldırıldığını, daha sonra mahkemece iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin fon tarafından verine getirildiğini, davacının, alacağının masaya kaydı için yaptığı başvurunun kısmen reddedildiğini, kısmen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Fonun iflas idare görev ve yetkilerine haiz olarak, iflas tasfiyesini yürüttüğü, bu sıfatla Fon tarafından atanan iflas idare memurları tarafından düzenlenen sıra cetvelinin de TMSF’nın Bankacılık Kanunu gereğince tek yanlı olarak aldığı idari nitelikte bir işlem olduğu, Fon tarafından atanan iflas idare memurlarınca alınan kararla reddedilen sıra cetveline ilişkin kararın idari nitelikte olduğu, bu işlemlere karşı idari yargı yerinin görevli olduğu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin, 2014/7272 Esas, 2015/3936 Karar ve 26.05.2015 tarihli, 2015/4750 Esas, 2016/1217 Karar ve 29.02.2016 tarihli kararlarının da bu doğrultuda olduğu, HMK 114.maddesinde dava şartlarının düzenlendiği, mahkemenin görevli olmasının dava şartları arasında yer aldığı gerekçesiyle davanın görev-yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.DAİREMİZİN 19/09/2019 TARİHLİ 2019/1729 ESAS 2019/1564 KARAR SAYILI İLAMI Tüzel kişiliğe haiz fon tarafından düzenlenen ve idari işlem niteliğinde bulunan sıra cetveli nedeniyle çıkan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanı içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Dairemizin bu kararı Y. 23. HD. 23.12.2019 tarihli 2019/3281 E. 2019/5508 K. Sayılı ilamı ile onanarak ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmiştir.Daha sonra İstanbul 5. İdare Mahkemesi 2020/343 Esas sayılı dosyasında mahkemece görevli yargı yolunun adli yargı olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın uyuşmazlık mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Uyuşmazlık Mahkemesi, 13.07.2020 tarihli 2020/377 E. 2020/455 K. Sayılı ilamı ile; müflis bankanın iflas idaresinin dava konusu işleminin idari işlem olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davada adli yargının görevli olduğuna karar vermiştir.Daha sonra, Mahkemece yukarıda yazılı esas dosya numarası üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; İİK m.235 kapsamında davanın 15 günlük süre içerisinde açıldığı, bilirkişi tarafından müflis banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının müflis banka nezdinde 1539128-12 nolu hesabında 277.867,00 USD bakiyeli mevduat hesabı bulunduğu, 16/11/2017 iflas tarihi itibariyle alacağın 277.867,00 USD karşılığı 1,082,680,98 TL olarak hesaplandığı (1 USD = 3.8964 TL TCMB Efektif Satış Kuru), yine davacının 1539128-72 nolu 513.246,53 TL'lik mevduat hesabı bulunduğu, davacının 16/11/2017 iflas tarihi itibariyle müflis bankadan 513.246,53 TL + 1.082.680,98 TL = 1.595.927,51 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 1.587.500,00 TL talep edebileceği ve imtiyazlı olmayan alacak yönünden 4. sıradan kayıt kabulü gereken tutarın 1.587.500,00 TL - 1.362.864,82 TL = 224.635,00 TL olacağının tespit edildiği, alınan bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 224.635,00 TL'nin sıra cetveline kaydına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; "Sigortaya Tabi Mevduat Ve Katılım Fonları İle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik" hükümleri gereğince döviz cinsinden olan alacak kayıt talebinin bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesinin usul ve yasaya, emsal içtihatlara uygun olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve ilk derece mahkemesi kararında mezkur yönetmelik hükmünün göz ardı edilerek iflas tarihindeki kurun esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, anılan yönetmeliğin (6). maddesinde kur çevriminin iflas tarihinde değil, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihte yapılacağının açıkça düzenlendiğini, TMSF Fon Kurulu'nun 10.05.2018 tarih, 2018/260 sayılı kararı gereğince davacının alacak kayıt talebi konusunda bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek işlem yapıldığını, alınan kararın yönetmelik hükümlerinin uygulanmasından ibaret doğru bir işlem olduğunu, bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda yukarıdaki yasal düzenlemenin göz ardı edilerek kur çevriminde iflas tarihinin esas alınarak hatalı değerlendirme yapıldığını, TMSF Fon Kurulu'nun tasfiye sürecinde genel hükümlerden ayrılarak karar alabilmesinin 5411 Sayılı Kanun'da ve ilgili yönetmeliklerde düzenlenen yönetim ve denetim yetkisinin sonucu olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. m). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Çünkü 235. maddede açıkça 223. maddesi saklı tutulmuştur. İİK 223/3. fıkra son cümleye göre, bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında İflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren başlar. İİK 223/3. fıkrasına göre yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle İflas idaresinin kararlarının kendisine tebliğini istememiş olan alacaklı için sıra cetveline itiraz davası açma süresi yukarıda belirtildiği üzere, sıra cetvelinin ilanından itibaren işlemeye başlar. Somut davada, İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... tasfiye sayılı dosyasında vermiş olduğu 11/07/2018 tarihli yazı cevabında, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 Esas sayılı dosyasında 16/11/2017 tarihinde iflasına karar verilen müflis ... Bankası A.Ş.'nin sıra cetvelinin 01/06/2018 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde, 04.06.2018 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davacı tarafından iflas masasına 2895 kayıt numarası ile 1.587.500,00 TL alacak kayıt başvurusunda bulunulduğu, iflas idaresince, müflis banka kayıtları değerlendirilmek suretiyle alacağın 1.362.864,82 TL'lik kısmının kabulüne, bakiye 224.635,18 TL'lik kısmın reddine ve kabul edilen alacağın 3. sıraya kaydına karar verildiği, kararın tebliği için alacaklı tarafından masraf yatırılmadığı, söz konusu alacağa ilişkin iflas idaresince verilen kabul-red kararının davacı vekiline 08/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ilandan itibaren 15 gün içerisinde 11/06/2018 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, iflas masasına kaydı talep edilen yabancı para cinsinden olan alacağın, hangi tarihteki TCMB kuru esas alınarak TL'ye çevrilmek suretiyle iflas masasına kaydedileceği ve buna göre iflas idaresinin ret kararına göre iflas masasına kaydı gereken bir alacak miktarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamda bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.09.10.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının davalı müflis ... Bankası A.Ş nezdinde 1539128-12 nolu 277.867 USD bakiyeli mevduat hesabının bulunduğu, bu hesabın iflas tarihi olan 16.11.2017 tarihi itibarı ile TCMB kayıtlarına göre 1 USD efektif satış fiyatı 3.8964 TL olup x 277.867 = 1.082.680,98 TL olarak hesaplandığı, davacının banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede 1539128-72 nolu 513.246.53 TL lık mevduat hesahının bulunduğu, dolayısıyla davacının 16.11.2017 flas tarihi itibarı ile 513.246.53 +1.082.680,98=1.595,927.51 TL alacaklı olduğu, davacı dava dilekçesinde 1.587.500,00 TL kayıt kabul talebinde bulunduğundan taleple bağlılık ilkesi gereği talebiyle bağlı kalacağı yönünde görüş bildirilmiştir.Uyuşmazlık, yabancı para alacağının TMSF karar tarihi itibariyle mi yoksa iflas tarihi itibariyle mi masaya kayıt kabulüne karar verileceğine ilişkindir.Y. 6. HD. 20.12.2021 T. 2021/5097 E. 2021/2375 K. Sayılı ilamı; "...Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244). İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukukunun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. İİK'nın 195/1. maddesinin "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü uyarınca iflas tarihine kadar doğan iflas alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, belirlenen tutarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Yukarıda açıklandığı ve Dairemizin istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacı yüklenicinin davalı iş sahibi müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek, iflas tarihine kadar doğan iflas alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları belirtilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl alacağa yabancı para cinsinden hükmederek ve fer’ilerini de açıkça göstermeyerek, asıl alacağın işleyecek faizi ile birlikte denilmek suretiyle (iflas tarihini aşar şekilde) hüküm tesisi doğru olmamıştır." şeklindedir.Y. 6 HD. 18.01.2024 tarihli 2023/2066 E. 2024/245 K. Sayılı ilamı; "İİK’nın 195. maddesinde, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek, müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Somut olayda mahkemece; davacı alacağının, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16.11.2017 tarihli T.C. Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanarak TL'ye çevrilmesi gerekirken, TMSF tarafından tahsil edilecek sigorta primlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik madde 6'ya itibar edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca; 5411 sayılı Yasanın 106/5. maddesi uyarınca iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi yerine geçebilecek olan fon kurulunun, bu düzenlemeden aldığı yetki ile İİK hükümlerini ortadan kaldıracak nitelikte kararlar alamayacağı da tartışmasızdır." şeklindedir.1-Davacının yabancı para cinsinden olan alacağı, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16/11/2017 tarihli T.C. Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru esas alınarak hesaplanmalıdır. Mahkemece, bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda yukarıda belirtilen Yargıtay ilamında belirtilen usule uygun olarak karar verilmesi yerindedir. 2-Bankacılık Kanunun 140/9. fıkrasında, fon bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları, her türlü işlem, dava ve icra takipleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Bu düzenleme kapsamında, davalı bankanın Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi gereğince harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan mahkemece davalının harçtan muaf olduğu hüküm altına alınmasına rağmen davalının peşin harç ve başvurma harcından oluşan harç bedelinden yargılama gideri olarak sorumlu tutularak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. (Y. 6. HD. 28.10.2025 tarihli 2025/2594 E. 2025/3624 K. sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulü ile 224.635,00 TL alacağın İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kısmen KABULÜ ile, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/505 Esas, 2021/273 Karar sayılı ve 31/03/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KABULÜ İLE, 224.635,00 TL alacağın İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kayıt ve kabulüne,b)Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 71,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,c)Davacı tarafından yapılan toplam 853,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, e)Davacı yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 4.080,00 TL vekalet ücretinin (istinafa gelen davalı aleyhine hüküm kurulamayacağından) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf Giderleri Yönünden3-Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,5-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/12/2025