14. Hukuk Dairesi 2013/8452 E. , 2013/10202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalılar aleyhine 02.05.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R
**14. Hukuk Dairesi 2013/8452 E. , 2013/10202 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalılar aleyhine 02.05.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Davacı, 248 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek davalılara ait 247, 249 ve 1699 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı tesisini istemiştir. Davalı ..., 1699 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, 253 parsel sayılı taşınmazın ortasından belediye tarafından sokak açıldığını, davacının bu sokaktan anayola çıkabileceğini, taşınmazının küçük ve tarım arazisi olarak kullanılmakta olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılar ..., davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece, 253 parsel sayılı taşınmazın ortasından geçen yolun parselin bütünlüğünü bozduğu gibi kadastral bir yol da olmadığı gerekçesiyle 1699 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit hakkı tesis edilmesine karar verilmiştir. Hükmü, 1699 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından davalı ... vekili temyiz etmiştir. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır, Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Somut olaya gelince; aleyhine geçit hakkı kurulan 1699 parsel sayılı taşınmaz 2873 m2 arsa vasfında olup 996/3840 payı ..., 2844/3840 payı ... adına tapuda kayıtlıdır. Davacıya ait 248 parsel sayılı taşınmazdan genel yola ulaşım sağlanabilmesi için geçit hakkı kurulması zorunlu ise de fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü daha büyük parsellerin tercih edilmesi gerekir. Aleyhine geçit hakkı tesis edilen 1699 parsel sayılı taşınmazın eni geçit hakkı tesisi ile tamamen daralmakta ekonomik olarak kullanım bütünlüğü bozulmaktadır. Bu durumda anılan taşınmaza komşuluk ilkelerine aykırı olarak daha fazla külfet yüklenmemelidir. O halde mahkemece, 26.07.2012 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda altıncı seçenek olarak belirtilen güzergahta öncelikle tamamı kuzeydeki 9.628 m2 yüzölçümlü tarla vasfındaki 253 ve daha sonra 252 parsel sayılı taşınmazlardan genel yola ulaşacak şekilde geçit hakkı kurulup kurulamayacağının araştırılması gerekir. Güzergah üzerinde bulunan yapının basit nitelikli olup olmadığı tespit ettirilerek yıkımının mümkün olup olmadığının belirlenmesi, yıkımın fahiş zarar doğuracağının anlaşılması halinde kısmen 1.045 m2 bahçe vasıflı 249 parsel sayılı taşınmazdan geçirilmek suretiyle geçit hakkı tesis edilip edilmeyeceği hususunda bilirkişiden ek rapor alınması, gerektiğinde yeniden keşif yapılmak suretiyle bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerinin de davaya katılmaları sağlanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken daha küçük yüzölçümlü ve eni dar olan parselden geçit kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.