Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 15/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1984 doğumlu olan başvurucu, bir kamu bankasında 20/10/2008 tarihinde çalışmaya başlamış; en son servis yetkilisi unvanıyla operasyon asistanı olarak görev yapmakta iken 14/2/2017 tarihinde başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Banka, 16/12/2016 tarihli Disiplin Kurulundan ve 7/2/2017 tarihli Yönetim Kurulunda çıkan kararlar kapsamında başvurucu da dâhil bir kısım personelin iş akdine son vermiştir. Fesih gerekçesinde, 15 Temmuz süreci ve sonrasında 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'de (667 sayılı KHK) belirtilen hükümler doğrultusunda önlem alınması gereken ya da performans düşüklüğü, çalışmalarında ve davranışlarında görülen olumsuzluk ve yetersizlikten veya çeşitli muhtemel risk doğurucu sakıncalardan dolayı işe devam etmesi uygun görülmeyen personelin iş akdinin feshedilmesine karar verildiği belirtilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle banka aleyhine 28/2/2017 tarihinde dava açmıştır. İzmir İş Mahkemesine (Mahkeme) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu; feshin usul ve yasaya uygun olmadığını, fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde bildirilmediğini, savunmasının dahi alınmadığını, kendisinin ilgili KHK'da bahsedilen yapı ya da terör örgütüyle bir ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir. Bu kapsamda işveren tarafından somut bir bilgi yahut belge ibraz edilmediğini ifade eden başvurucu, performansının 100 üzerinden 96 gibi son derece yüksek bir not olduğunu, kaldı ki buna ilişkin şimdiye kadar bir uyarı da almadığını ileri sürmüş; davanın kabulü ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka ise 30/3/2017 tarihli cevap dilekçesinde, başvurucunun 667 sayılı KHK'da belirtilen etik ilkelere uyumlu davranmadığını, Bankanın yetkili kurulları tarafından değerlendirilmek suretiyle başvurucu yönünden belirtilen sonuca varıldığını ifade etmiştir. Mahkeme 24/5/2017 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Devlet tarafından yapılan uygulama paralelinde, davacının iş akdinin davalı işverence bahsi geçen oluşum ile irtibatı olma şüphesi bulunduğundan bahisle sona erdirildiği, davacı işçinin FETÖ/PDY üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunu inceleme ve araştırma yetkisi ve görevinin Ceza Mahkemesine ait olduğu dikkate alındığında, sonuç olarak açıklanan sebeplerle davacının iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işverenden beklenemeyeceği, işverence feshin haklı nedene dayandığına ilişkin delil sunulmamakla birlikte, yukarıda açıklanan hususların geçerli fesih nedeni oluşturduğu anlaşılmakla, davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir." Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuş ve dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlamış; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi ise 1/12/2017 tarihli kararı ile dosyanın Olağanüstü Hâl Komisyonuna (OHAL Komisyonu) gönderilmesine hükmetmiştir. OHAL Komisyonu 26/12/2017 tarihli kararla dava konusu uyuşmazlığın Komisyonun görevleri arasında yer almadığını belirterek dosyayı geri göndermiştir. Bunun üzerine dosyanın kendisine geldiği Bölge Adliye Mahkemesi 27/3/2018 tarihli ek kararı ile davanın yeniden görülmesi için dosyanın İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiş; iş akdinin feshine dayanak bilgi ve belgelerin işverence sunulmadığını, Mahkeme tarafından da şüphe feshi ile ilgili olarak yeterli araştırma yapılmadığını belirterek şüpheyi haklı kılacak somut vakıaların mevcut olup olmadığı hususunda tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme, istinaf ilamı doğrultusunda ilgili birimlere müzekkere yazarak bilgi toplama yoluna gitmiş; duruşma açarak davacı tanıkları ile tarafların iddia ve itirazlarını dinlemiştir. Bu kapsamda dosyaya gelen bilgi ve belgelerden başvurucunun adına kayıtlı telefon hattında ByLock programını kullandığının tespitiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatıldığı, 24/6/2017 tarihinde evinde arama yapıldığı, 25/6/2017 tarihinde ise gözaltına alındığı anlaşılmıştır. Başvurucu, 28/6/2017 tarihinde kollukta ve sonrasında Başsavcılıkta verdiği ifadede bahsi geçen telefon hattını kardeşinin kullandığını, kendisinin örgüt ile bağlantısının olmadığını, kardeşi ile dünya görüşlerinin farklı olması nedeniyle çok fazla iletişim kurmadıklarını, son günlerde de kardeşine ulaşamadığını beyan etmiştir. Başsavcılık tarafından yapılan araştırma neticesinde 2/1/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun ByLock kullanıcısı olmadığı, kapatılan, kayyıma devredilen şirket ve derneklerle bir irtibatının olmadığı, kendisi ya da çocuklarının kapatılan okullarda öğrenim görmediği belirtilmiştir. Başvurucunun örgütün finans kuruluşu olan Banka Asyada hesabı bulunduğu ancak herhangi bir para yatırma işlemi yapılmadığı anlaşıldığından başvurucunun örgütle organik bağının olduğuna dair kamu davası açılmasına yeterli delil temin edilemediği sonucuna varılmıştır. Mahkeme 15/11/2018 tarihli kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Kaldırma kararından sonra davalı vekili tarafından sunulan belgelerin incelenmesinde, davacının davalı bankanın İzmir/Karabağlar Şubesinde servis yetkilisi unvanıyla operasyon asistanı olarak görev yapmaktayken, kriptolu haberleşme programı Bylock kullanıcısı olduğunun istihbar edilmesi üzerine 2016 tarihinde tedbiren Genel Müdürlük emrine alındığı, Disiplin Komitesinin 2016 tarih ve Yönetim Kurulu onayıyla 2016 süreci sonrasında önlem alınması gereken yada performans düşüklüğü, çalışmalarında ve davranışlarında görülen olumsuzluk ve yetersizlikten veya çeşitli muhtemel risk doğurucu sakıncalardan dolayı Bankada işe devam etmesi uygun görülmeyen personelin iş akdinin feshedilmesine karar verildiği, davacının da 2017 tarih 13/1 nolu Disiplin Komitesi kararı ile iş akdi feshedilenler arasında bulunduğu bildirilmiş, sözü edilen Disiplin Kurulu kararının incelenmesinde de davacının iş akdinin belirtilen nedenle feshedilmesine karar verildiği görülmüştür....Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesinde, BAM Hukuk Dairesinin kaldırma kararından sonra toplanan deliller de nazara alınarak, davacı son olarak davalı Bankanın İzmir/Karabağlar Şubesinde servis yetkilisi unvanıyla operasyon asistanı olarak görev yapmaktadır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olma suçundan dolayı soruşturma başlatılmış ve davacının üzerine kayıtlı ... abone numaralı telefon hattında Bylock programı kullanıldığı tespit edilerek gözaltına alınmıştır. Yine para yatırma işlemi bulunmasa bile örgütün finansal kuruluşu olan Bank Asya'da hesabı bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararı, soruşturmaya konu suçu işlememesi nedeniyle değil de delil yetersizliği nedeniyle verilmiştir. Davalı banka olup, servis yetkilisi olan davacı bankaya ait nakit para işinde görevlidir. Davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi haklı feshin olmadığı yönünde davacı lehine delil oluşturabilecektir. Geçerli feshin bulunmadığını kabule yeterli değildir. Dolayısıyla şüphe feshi için gerekli somut emareler mevcut olduğundan, davacının iş akdinin davalı banka tarafından şüphe feshi nedeniyle geçerli nedenle feshedildiği kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuş; 18/12/2018 tarihli istinaf dilekçesinde özetle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ByLock kullanıcısı olmadığının sabit olduğunu, Bank Asya tespitinin ise en başından beri işveren tarafından gündeme getirilmediğini belirterek kararın kaldırılması ve davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 8/3/2019 tarihli kararı ile istinaf talebinin reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Dairemizce verilen 'davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak bilgi ve kayıtların getirtilmesi gerektiği' yolundaki kararından sonra, ilk derece mahkemesince toplanan deliller de nazara alındığında; Somut olayda, davacının son olarak davalı Bankanın İzmir/Karabağlar Şubesinde servis yetkilisi unvanıyla operasyon asistanı olarak çalıştığı, görevi dikkate alındığında, işverence işçinin FETÖ/PDY ile bağlantısından şüphe edildiğinden ve büyük bir ihtimal dahilinde olduğundan bahisle ve güvenin yıkılması veya ağır biçimde zedelenmesi nedeniyle işverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğun ortadan kalkması sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiği, en azından artık iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği, iş ilişkisinin sürdürülemez hale geldiği, dolayısyla davalı işveren feshinin, fesih anında bulunan şüphe dolayısıyl ageçerli nedene dayandığı anlaşılmaktadır.Fesih anında var olan şüphenin sonradan ortadan kalkmasının, iş aktinin feshinin sonradan geçersiz sayılmasına neden olmayacağı, başlangıçta var olan şüphe nedeniyle geçerli nedenle yapılan fesihde, sonradan verilen 'kovuşturmaya yer olmadığına' ilişkin kararın, fesih anında işveren açısından var olan şüpheyi ortadan kaldırmayacağı, bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmaktadır." Nihai karar başvurucu vekiline 26/3/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi' dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/4/2018 tarihli ve E.2018/3002, K.2018/9593 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının iş akdi, hakkında ... Savcılığı tarafından bylock kullanıcısı olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmış olması, hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol kararı verilmesi akabinde, davalı işyerinin faaliyet alanı bakımından stratejik önem taşıyan durumu gözetilerek çalıştırılmasında sakınca bulunduğu gerekçesiyle İş K. 25/II e-h-ı maddeleri gereğince haklı neden iddiasıyla feshedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise feshin şüphe feshi olduğu ve davalının özel durumu gözetilerek geçerli nedene dayalı olduğu kabulüyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi taralından da aynı gerekçelerle esastan reddetmiştir....Davacının hakkında derdest bulunan ceza yargılamasında, 'Morbeyin' uygulaması kapsamında davacı ...'ın kullandığı telefona ait gsm hattının iradesi dışında bylock IP'lerine yönlendirilmiş olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği gerekçesiyle beraat kararı verildiği, isnat edildiği üzere terör örgütü ile bağlantısı bulunduğunu gösterir aleyhine başkaca somut bir delil de olmadığı anlaşılmakla, 4857 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir."