12. Ceza Dairesi 2011/24053 E. , 2012/19432 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle Öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 53/1-2-3, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet, Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay günü gece vakti sanığın seyir yönüne göre olay yerine yaklaşıldığında sola viraj levhaları, meskun mahal giriş levhası, okul geçidi tehlike uyarı ve…
**12. Ceza Dairesi 2011/24053 E. , 2012/19432 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle Öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 53/1-2-3, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet, Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay günü gece vakti sanığın seyir yönüne göre olay yerine yaklaşıldığında sola viraj levhaları, meskun mahal giriş levhası, okul geçidi tehlike uyarı ve bilgi levhası, durak yeri yaklaşımında tehlikeli yön viraj levhası, yolun sağında ve orta refüjde taşıt yolu ve banket sınırını belirleyen plastik kenar dikmeleri ile kaza yerine 15 mt mesafede yolcu durağı bulunduğu halde, kamyonet ile Aydın istikametine seyri sırasında meskun mahal içinde olay yerine geldiğinde yaya ...'ın sol tarafına aracının sağ ayna kısmı ile çarpması olayında, dosyada mevcut tutanaklardan ve beyanlardan olayın meydana geldiği anayol kenarında ayna kırıklarının bulunduğu, olay yerinde fren izinin bulunmadığı, sanığın ilk olarak olay akabinde durmayıp olay yerinden ayrıldığı, ancak akabinde olay yerine dönerek yaya ...'ı aracı ile hastaneye götürdüğü, sanığın eşinin sanığın alkollü olursa cezasının artacağından korktuğu beyanını içeren tutanağın bulunduğu, tanık ...'ın yargılama aşamalarında alınan beyanlarında ölen ile annesi yolun dış kısmında beklerken çarpmanın meydana geldiğini belirttiği, tanık her ne kadar olay akabinde alınan ilk beyanında ölen ile annesinin karşıdan karşıya geçmesi sırasında ölene bir kamyonun çarptığını beyan etmiş ise de tanığın hazırlıkta, keşifte ve kovuşturma aşamasında mahkemede alınan tutarlı beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, her ne kadar sanık olayın ölen yayanın geçiş için kontrolsüz olarak taşıt yoluna girmesi sonucu meydana geldiğine ilişkin savunmada bulunmuş ise de, tanık Coşkun Kaygısız'ın olay yerinden geçip ilerledikten sonra sağda bekleyen aracın içerisinde bulunan şöförün korktuğu ve tedirgin olduğunun belli olduğuna ilişkin beyanı ile sanığın eşinin sanığın alkollü olursa cezasının artacağından korktuğu beyanını içeren tutanağın ve ölenin annesinin tüm aşamalarda değişmeyen beyanı bulunduğu göz önüne alındığında, sanığın olaydan bir gün sonra alınan doktor raporunda alkolsüz olduğu belirtilse de, tutanak içeriğine göre sanığın olay sırasında alkollü olduğu ve tüm bu savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, bu oluşa göre olayın yayanın taşıt yolu kenarında beklediği sırada meydana gelmiş olduğunun ve sanığın tamamen kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği, bu suretle asli ve tam kusurlu olan sanık hakkında, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği nazara alınmadan, asli kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, sanığın her iki oluşa göre kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik cezaya hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; Taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK' nın 53/1-a-b-c-d-e maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmının hükümden çıkarılması ve hükümdeki usul ve Kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.