12. Hukuk Dairesi 2016/28617 E. , 2018/1846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatıl
**12. Hukuk Dairesi 2016/28617 E. , 2018/1846 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde, borçlunun; icra mahkemesine yaptığı başvuruda, takip dayanağı senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı itirazı ile tazminata hükmolunmasını talep ettiği, mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda imzaya itirazın kabulüne ve takibin durdurulmasına, tazminat ve para cezasına da hükmedilmemesine karar verildiği görülmektedir. Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK.'nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. İmzanın borçluya ait olduğunun ispat yükü alacaklıya ait olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı). İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip, ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Ayrıca yerleşik Yargıtay uygulamasına ve Dairemizin istikrar bulan kararlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir. Bu nedenle imza incelemesine esas alınan borçlunun uygulamaya elverişli imzalarının bulunduğu belge asıllarının getirtilerek, incelemenin bunlar üzerinden yapılması gerekir. Somut olayda, bilirkişi tarafından hazırlanan 12.05.2016 tarihli raporda; borçlunun mahkemece alınan imzaları ile takip konusu senet üzerindeki imza mukayese edilmiştir. Ancak, anılan rapordaki inceleme konusu belgelerin 4 nolu bendinde yer alan borçluya ait; Kırşehir 2. Noterliği 20.10.2015 tarihli vekaletnamede bulunan yazı ve imzanın fotokopisi ile 3 nolu bendinde yer alan yine borçlu adına düzenlenmiş; Kırşehir Tapu Müdürlüğü'nce mahkemeye gönderilen evrakta bulunan yazı ve imza asıllarının, borçlunun hakim huzurunda alınan yazı ve imzaları ile kıyaslanması neticesinde, takip dayanağı senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunun kabulü şeklinde tespit yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, anılan resmi evraklardaki imzaların kesin delil niteliğine haiz oldukları ve aksinin ancak yine aynı nitelikteki deliller ile ispatlanabileceği açıktır. O halde mahkemece borçlunun itirazının reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.