Başvuru, yönetim kurulu üyesinin anonim şirketin sigorta prim borçlarından sorumlu tutulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yönetim kurulu üyesinin anonim şirketin sigorta prim borçlarından sorumlu tutulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1960 yılında İzmir'de doğmuş olup İzmir'in Bornova ilçesinde ikamet etmektedir. Başvurucu, radyo yayıncılığı alanında faaliyet gösteren A. Yayıncılık A.Ş.nin (Şirket) ortağıdır. Radyo yayıncılığı alanında faaliyet göstermek üzere kurulan Şirketin 30/6/2009 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre sermayesi 000 TL olup bu sermaye her biri 1 TL kıymetinde olmak üzere 000 hisseye ayrılmıştır. Başvurucu, 000 hisseli ortağı olduğu Şirketin 8/11/2006 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda K. ve Y.A. ile birlikte Şirketin Yönetim Kurulu üyeliğine üç yıllığına seçilmiştir. Bu karar 20/11/2006 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş ve27/11/2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiştir. Şirket Yönetim Kurulu 2/11/2007 tarihli toplantısında, ilk Olağan Genel Kurulda ortakların tasvibine sunulmak üzere başvurucunun hisselerini B.B.ye tüm hak ve vecibeleriyle devretmesine, Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa eden başvurucu yerine yeni ortak B.B.nin Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmesine karar vermiştir. Şirket Yönetim Kurulunun Yönetim Kurulu Toplantı Tutanağı İzmir Noterliğince 29/7/2009 tarihinde onanmıştır. Şirket,2007 ve 2008yıllarındaOlağanGenelKurulToplantısı'nı yapmamıştır. Müteakiben 2/11/2007 tarihli mezkûr Yönetim Kurulu kararı, 13/8/2009 tarihli Genel Kurul toplantısında onaylanmıştır. Şirket Genel Kurulunun Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı İzmir Noterliğince 19/8/2009 tarihinde onanmıştır. Mezkûr karar dosya kapsamından anlaşılamayan bir tarihte ticaret siciline tescil edilmiş ve 27/4/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK/Kurum) İzmir İl Müdürlüğü İzmir Şubesi; 2008 yılı Nisan, Mayıs ve Ekim ile 2010 yılı Ekim ayı dönemine ait 929,55 TL tutarındaki sosyal güvenlik primi, gecikme zammı ve idari para cezası borçları için Yönetim Kurulu üyesi sıfatıyla başvurucuya 2013/130884, 2013/130885, 2013/130886, 2013/130887 ve 2013/13088 numaralı ödeme emirleri göndermiştir. Ödeme emirleri 1/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, ödeme emirlerine konu sosyal güvenlik prim borçlarından sorumlu olmadığı iddiasıyla İzmir İş Mahkemesinde (Mahkeme) 7/12/2015 tarihinde SGK Başkanlığı aleyhine kurum işleminin iptali istemli dava açmış ve ödeme emirlerinin de iptalini talep etmiştir. Başvurucu; dava dilekçesinde, Kurumun Şirketten alacağı tahsil yönünde işlem yapmadan kendisine üst düzey yönetici olarak ödeme emri göndermesinin kanuna aykırı olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, dilekçesinde ayrıca kamu alacağının Şirketten tahsil imkânı kalmamış ise o takdirde üst düzey yöneticilere ödeme emrinin gönderilebileceğini, Şirketin ise taşıt aracına Kurumca haciz konulduğunu, araç satılmadan, nakde dönüştürülmeden ve Şirketin mal varlığı kalmadığı ispat edilmeden üst düzey yöneticilere ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Mahkeme, konu hakkında bilirkişi raporu tanzim ettirmiştir. Bilirkişinin 18/4/2016 tarihli raporunda, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun maddesi birlikte değerlendirilip başvurucunun Şirkette ortak olarak imzaya yetkili Yönetim Kurulu başkanı olduğu da dikkate alındığında işvereni ile birlikte üst düzey yönetici olarak Şirket borçlarından Şirket ortaklığından ve Yönetim Kurulu başkanlığından ayrıldığı tarihe kadar müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı belirtilmiştir. Raporda ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına göre üst düzey yöneticiler hakkında takip başlatılması için şirket hakkında öncelikle takip başlatılmasının şart olmadığı, sadece hissedarlar yönünden takip başlatılabilmesi için şirket ve yöneticiler hakkındaki takiplerin sonuçsuz kalması gerektiğine işaret edilmiştir. Raporda sonuç olarak başvurucunun ödeme emirlerine konu Şirketin 13/8/2009 tarihinden sonraki borçlarından sorumlu olmadığı, önceki borçlardan ise Kuruma karşı üst düzey yönetici olarak sorumlu olduğu belirtilerek2008 yılına ilişkin ödeme emirlerinin iptal edilmemesi, buna karşın 2010 yılına ilişkin ödeme emirlerinin ise iptal edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme; bu raporu hükme esas alarak 2/5/2016 tarihinde 2010 yılına ilişkin ödeme emirlerinin iptalini, 2008 yılına ilişkin ödeme emirlerinin ise iptal edilmesinin gerekmediğini hüküm altına almak suretiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermiştir. Başvurucu anılan kararın bozulması istemiyle 3/5/2016 tarihinde temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucu; temyiz dilekçesinde özetle bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının yeterince dikkate alınmadığını, istifa eden yönetim kurulu üyesi ile üst düzey yöneticilerin istifasını tescil ve ilan yükümlülüğü bulunmadığından tescil ve ilanın şirketin yeni yönetim kurulu üyesi tarafından yapılması gerektiğini ve somut olayda da somut olayda da kamu borçlarından Şirketin -istifa ettiği tarih olan- 27/11/2007 tarihinden sonraki Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluklarının doğduğunu belirtmiştir. Başvurucunun temyiz ettiği karar Yargıtay Hukuk Dairesince 9/3/2017 tarihinde onanmıştır. Nihai karar, başvurucuya 30/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Mevzuat Hükümleri 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Prim alınması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"İş kazalariyle meslek hastalıkları, hastalık, analık, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının gerektirdiği her türlü yardım ve ödemelerle her çeşit yönetim giderlerini karşılamak üzere, Kurumca bu kanun hükümlerine göre prim alınır." 506 sayılı mülga Kanun'un "Primlerin ödenmesi" kenar başlıklı maddesinin birinci, beşinci, on birinci ve on ikinci fıkraları şöyledir:"İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayin sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur. Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ve tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin üst düzeyindeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." 5510 sayılı Kanun'un "Prim alınması zorunluluğu" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası için, bu Kanunda öngörülen her türlü ödemeler ile yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurum prim almak, ilgililer de prim ödemek zorundadır." 5510 sayılı Kanun'un "Primlerin ödenmesi" kenar başlıklı maddesinin birinci, on altıncı ve yirminci fıkraları şöyledir:"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder.Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." 2/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Kanuni temsilcilerin sorumluluğu" kenar başlıklı mükerrer maddesinin Anayasa Mahkemesince kısmen iptal edilmeden önceki hâli şöyledir:"Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır.Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler. (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.(Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.) Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz." 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu'nun "İdare ve temsil" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur." 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun "Yönetim ve temsil" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır." 6102 sayılı Kanun'un "Toplantılar" kenar başlıklı maddesinin ilk fıkrası şöyledir: “(1) Genel kurullar olağan ve olağanüstü toplanır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. Bu toplantılarda, organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar alınır.” Yargıtay İçtihatları İlgili Yargıtay içtihadı için bkz. Erol Kesgin [GK], B. No: 2015/11192, 30/5/2019, §§ 27- B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Erol Kesgin, §§ 31-