Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/572 E. , 2024/18272 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/572 Karar No : 2024/18272 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Kurulu Başkanlığı / VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/572 E. , 2024/18272 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/572 Karar No : 2024/18272 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Kurulu Başkanlığı / VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı idare bünyesinde öğretim üyesi (profesör) olarak görev yapmakta iken, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; disiplin soruşturmasında alınan tanık beyanlarında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatının bulunduğuna ilişkin ifadelerin bulunmadığı, sadece iki tanık ifadesinde Prof. Dr. ...'nın yürütücülüğünü yaptığı "Öğretmen Eğitiminde Yeni Bir Yaklaşım, Etkili Harmanlanmış Öğrenme" isimli projede davacının da araştırmacı olarak yer aldığının belirtildiği, davacının 2008 yılında Bank Asya hesabı açtığı, kredi kartı ve vadeli mevduat hesabının olduğu, önceki soruşturma komisyonu tarafından 12/01/2017 tarihli Bank Asya hesap detaylarının değerlendirilmesine göre; davacının Bank Asya'ya destek düzeyinin "kuvvetli" olarak değerlendirildiği, soruşturma raporundaki davacıya ait SGK kayıtlarının incelenmesinden, davacının hep kamu kurumunda çalıştığı, Uşak ilinde FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı dernekler ile KHK ile kapatılan derneklere üyelikleri tespit edilen kişilere ait cetvelde isminin bulunmadığı, Uşak Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün ... tarih ve... sayılı yazısında davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında şüpheli olarak hakkında işlem yapıldığı, aynı yazı ekinde babasının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir faaliyet gösteren bir derneğin üyesi olduğu, kardeşi hakkında FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında adli işlem yapıldığı ve KHK ile ihraç edilmiş bir sağlık çalışanı olduğu, bir diğer kardeşi ve eşi hakkında FETÖ/PDY terör örgütü şüphelisi şerhinin bulunduğu bilgisinin mevcut olduğu, ayrıca davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, davanın görüldüğü ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... E., ... K. sayılı dosyasında; "...Sanığın sözkonusu üniversitelerdeki çalışmaları sırasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde veya yakınında bulunduğu iddia edilen O.N.K., M.E.Y., M.Ş., C.S. gibi kişilerle birlikte hareket ettiğine ve maddi olarak kazanç getiren akademik çalışmalara katıldığına dair 26/07/2016 tarihinde Uşak Cumhuriyet Başsavcılığına posta yolu ile bir ihbar mektubu göndermiş olan Y. S. adlı bir kişinin sözkonusu ihbarı; aynı üniversitede görev yapmış olan Yardımcı Doç. Dr. S.Ö.U.'nun Cumhurbaşkanlığına gönderdiği dilekçesi ile B.G. isimli kişinin bilgi sahibi olarak ifadesini içerir tutanak içeriğindeki beyan ve ihbarların olduğu; bu kapsamda YÖK, Uşak Üniversitesi ve TÜBİTAK ile hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında yapılan yazışmalar ile dinlenen tanık beyanlarıyla sanığın proje koordinatörü mahkememizce tanık olarak dinlenen Prof. Dr. O. N. K. ve bütçesi 353.854 TL olan TÜBİTAK-SOBAG 1001 projesi isimli proje içerisinde 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasına kadar görev aldığının ancak dinlenen bir kısım tanık beyanından anlaşılacağı üzere sözkonusu proje nedeniyle aldığı parayı geri iade ettiğinin tespit edildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün en büyük finans kaynaklarından birisinin Bank Asya olduğu ve örgütün sözkonusu banka aracılığıyla hem maddi olarak güçlendiği hem de illegal işlemlerini legal hale getirdiği terör örgütünün sözde lideri Fetullah Gülen'in talimatının olduğu ve yansımalarının devam ettiği bir dönemde yani 03/02/2014 tarihinde, sanığın TL ve USD cinsinden hesap açtırıp toplam 29.404,94 işlem tutarlı bir parayı USD'ye en iyi faiz veren banka olması nedeniyle yatırdığını kendisinin de açık olarak ifade ettiği, kısa bir zaman sonra da parasını çektiğini belirttiği, sözkonusu zaman dilimi itibariyle bahsi geçen hesap hareketlerinin sanığın normal banka hesap hareketleri olmadığı dolayısıyla sanığın Bank Asya'daki hesabını bu şekilde kullanmasıyla örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket ettiği ve sanığın eyleminin örgütün bankasına destek mahiyetinde bulunduğunun anlaşıldığı, sanığın Amerika'daki çalışmasından sonra talimat döneminde hesap açılmış olması, mahkememizce beyanına başvurulan E. Y. isimli tanığın, önceki bir dönemde gerçekleştiği anlaşılan organizasyon ile ilgili olarak, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün lideri Fetullah Gülen'in kitaplarına ilişkin yarışma yapılan yerde sanığın da bulunduğunu beyan ettiği, sanığın bu durumu kabul etmediği ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın düzenlediği başka bir organizasyon olduğunu beyan ettiği, yapılan aramada sanık kendisine ait olmadığını belirtse de elde edilen bir kısım dijital materyaller üzerindeki incelemede FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün lideri Fetullah Gülen'in vaaz v.b. şeklindeki yazılı bir çok dökümanın elde edildiği,sanığın oğlunu Uşak ilinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir faaliyetlerde bulunması nedeniyle kapatılmış olan Gökkuşağı isimli şirkete bağlı Üftade isimli okula bir müddet gönderdiği ve yine aynı örgütün amaç ve ideolojisi doğrultusunda faaliyet göstermesi nedeniyle kapatılmış olan Bahar Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin düzenlediği, sanığın oğlunun da ödül aldığı bir organizasyona katıldığı; sanık ...'nın dava konusu eylemlerinin örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlayan, yani örgüte bilerek ve isteyerek yardımda bulunduğu.." gerekçesiyle davacı hakkındaki tespitlerin her türlü şüpheden uzak somut ve kesin olarak ortaya konularak mahkumiyet hükmüne karar verildiği anlaşıldığından kamu görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine olarak karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmediği, suçluluğu sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, kamu görevinden çıkarılması işleminin masumiyet karinesine aykırı olduğu, ilk defa 2008 yılında faizsiz bankacılık olması nedeniyle açtığı Bank Asya hesabına para yatırmasının suç oluşturmayacağı, birikim yapmak için 2011 yılında 40.000 TL, 2012 yılında 63.000 TL para yatırdığı, YÖK bursu ile doktora sonrası çalışmalar yapmak için ABD' deki Kansas Üniversitesine eşi ile birlikte Mart 2013 tarihinde gittiği, hem Türkiye'den hem de Kansas Üniversitesinden 4000 dolar maaş aldığı ve iyi bir birikim yaptığı, Şubat 2014 tarihinde Türkiye'ye dönüş yaptığında ev alıncaya kadar Bank Asya'nın dolara en iyi faizi veren banka olmasınden dolayı 10.000 dolarlık birikimini vadeli olarak yatırdığı, söz konusu bankanın durumunu Cumhurbaşkanının söylemleri ile öğrendikten sonra Haziran 2014 tarihinde hesabını kapattığı ve yatırdığı parayı faizi ile beraber vadesinden önce çektiği, ev aldığı Ağustos 2024 tarihine kadar bu parayı evde muhafaza ettiği, eşi ve kendisi üzerine ... Bankası (2014 yılında kullanılmış) ve ... Bankasından (2012 yılında kullanılmış) konut kredilerini kullandığı, oğlunun 2013-2014 yıllarında Amerika’da Hill Crest School adlı devlet okulunda eğitim gördüğü, 2015 yılında hem Kanyon hem de örgüte müzahir olan Üftade Kolejinden burs kazandığı halde bu yapıyla ilgisi olmayan Kanyon Kolejine gönderdiği ve 2015 yılından sonra oğlunun Kanyon Kolejinde okuduğu, öğrenim hayatı boyunca kendisinin ve eşinin devlet okulunda okuduğu ve bu yapının dershanelerine hiçbir zaman gitmedikleri, üniversite döneminde ailesinin yanında kalarak Süleyman Demirel Üniversitesinde okuduğu, aynı bölümde okuyan eşi S. Ş. ile lisans eğitimi sırasında tanıştığı, eşinin halen Uşak Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptığı ve hakkında idari bir soruşturmanın bulunmadığı, kendisinin ve eşinin bu yapı ile ilişkili hiç bir akademisyen ile ortak çalışmasının bulunmadığı, İdare Mahkemesinin gerekçesinde yer verdiği kardeşinin eşi olan Y.K.Ş.'nin 2017 yılında KHK ile görevine iade edildiği ve halen kamu görevine devam ettiği, kardeşi N. Ş.'nin beraat ettiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan"...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, davalı idare bünyesinde öğretim üyesi (profesör) olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Genel Kurulu'nun ...tarih ve ... sayılı kararı ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali le işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacının yürütülen ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay... Ceza Dairesi'nin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla bozulması üzerine yeniden yapılan yargılamada ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verildiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. İdare Mahkemesi kararında; 1- Davacının 2008 yılında Bank Asya hesabı açtırdığı, kredi kartı ve vadeli mevduat hesabının olduğu, önceki soruşturma komisyonu tarafından 12/01/2017 tarihli Bank Asya hesap detaylarının değerlendirilmesine göre; davacının Bank Asya'ya destek düzeyinin "kuvvetli" olarak değerlendirildiği tespitine yer verilmiştir. Bu tespitle ilgili olarak davacı tarafından özetle; Bank Asya hesabının ilk defa 2008 yılında faizsiz bankacılık olması nedeniyle açtığı, birikim yapmak amacıyla 2011 yılında 40.000,00 TL, 2012 yılında 63.000,00 TL para yatırdığı, YÖK bursu ile gittiği ABD'den döndükten sonra, çift maaş aldığı bu dönemde biriktirdiği 10.000 doları en iyi faizi veren banka olmasından dolayı bu bankaya yatırdığı, bankanın durumunu Cumhurbaşkanının söylemleri ile öğrendikten sonra Haziran 2014 tarihinde hesabını kapattığı ve yatırdığı parayı faizi ile beraber vadesinden önce çektiği ileri sürülmüştür. Öte yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin ...tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla bozulması üzerine yeniden yapılan yargılamada verilen ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, "... sanığın örgüte destek olma ve talimat doğrultusunda hareket etmek suretiyle Bank Asya'ya para yatırma ya da örgüte finans sağlama teşkil edebilecek yine rutin bankacılık ve finans işlemlerinin aşan bir şekilde herhangi bir eyleminin bulunmadığının anlaşılmış olması, söz konusu kayıtların incelenmekle talimat doğrultusunda herhangi bir hesap hareketine rastlanılmaması ve aynı şekilde Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30.04.2024 tarihli bozma ilamı ve Bank Asya hakkında yapılan değerlendirme ile Yargıtay 3. Ceza dairesinin sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle önceki kararın bozulmasına karar vermiş olması..." yolundaki tespitlere yer verilmiştir. Davacının yukarıda aktarılan beyanları, Ceza Mahkemesi kararı ile Bank Asya hesap dökümleri birlikte incelendiğinde; hesap açılışının ve hesaba para yatırılma tarihlerinin talimat tarihiyle uyumlu olmadığı, söz konusu bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. 2- Çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiği, babasının müzahir derneğe üye olduğu, kardeşi hakkında örgüt kapsamında adli işlem yapıldığı, eşinin terör şüphelisi olduğu, hakkında Cumhurbaşkanlığı'na yapılan ihbarların olduğu tespitlerine yer verilmiştir. a- Davacının oğlu 2014 yılında örgüte müzahir okuldan burs kazandığı halde bu okula göndermediği, b- Davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısını ortaya koyabilecek herhangi bir tespit içermeyen ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olan kardeşi ve babasıyla ilgili tespitlerin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. c- Eşiyle ilgili bilginin ise herhangi bir somut dayanağının bulunmadığı görülmüştür. d- Cumhurbaşkanlığı'na yapıldığı söylenilen ihbarların da herhangi bir somut dayanağının bulunmadığı görülmektedir. Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.