12. Ceza Dairesi 2023/4226 E. , 2023/2661 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/465 E., 2023/568 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; sanık müdafiinin yokluğunda verilip elektronik tebligat adresine gönderilerek usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291
**12. Ceza Dairesi 2023/4226 E. , 2023/2661 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/465 E., 2023/568 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; sanık müdafiinin yokluğunda verilip elektronik tebligat adresine gönderilerek usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/204 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 3 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.03.2023 tarihli ve 2023/465 Esas, 2023/568 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 04.05.2023 tarihli ve 2023/47503 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen ve olası kast koşullarının gerçekleşmediği değerlendirildiği takdirde ise bilinçli taksir hükmünün uygulanması gerekirken, suçun basit taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasının isabetsiz olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesince, 08.08.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, kaza öncesiyle sonrasını gösteren ve Karayolları Tünel Şefliğine ait kamera tarafından kaydedilen görüntülerin çözümüne ilişkin 08.08.2022 tarihli CD çözümleme tutanağı, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 08.08.2022 tarihli alkol raporu, kazaya karışan sürücülerin ve ölen yolcunun alkollü olup olmadığını tespite yönelik Adli Tıp Kurumu Trabzon Grup Başkanlığının 30.08.2022 tarihli raporu, ölen sürücü ve ölen yolcunun ölüm sebeplerinin tespitine ilişkin Perşembe Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.08.2022 tarihli olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağı, kaza sonucu yaralanan mağdur yolcunun sağlık durumuna ilişkin raporlar, kazaya karışan araçların kazaya neden olacak teknik bir arızalarının bulunmadığına dair 12.08.2022 tarihli bilirkişi raporu, soruşturma evresinde Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 25.08.2022 tarihli rapor, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 09.12.2022 tarihli raporu ile 26.12.2022 tarihli ek raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Alkolsüz ve ehliyetli sanık sürücü ...'in, yönetimindeki ticari yolcu otobüsü ile 08.08.2022 tarihinde saat 16.00 sıralarında, açık havada, gündüz vakti, azami hız limitinin 80 kilometre/saat olarak belirlendiği aydınlatması mevcut yerleşim yeri içinde, 7 metre genişliğindeki bölünmüş, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru Nefise Akçelik Tüneli içindeki yol üzerinde Ordu’dan Fatsa istikametine seyir hâlindeyken, aynı istikamette sağ şeritte önünde gitmekte olan sürücü... idaresindeki otomobile aracının ön kesimi ile sağ şerit üzerinde arkadan çarpması akabinde otomobilin savrularak tünel içindeki sağ emniyet cebinin duvarına çarparak son konumunu aldığı, araçların hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, meydana gelen trafik kazasından dolayı otomobil sürücüsü... ile otomobilde yolcu olarak bulunan İhsan'ın olay yerinde öldükleri, otomobildeki diğer yolcu katılan ...'in ise yaşamını tehlikeye sokacak biçimde yaralanarak, sanıktan şikâyetçi olduğu, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. 2. Katılan ...; kazanın oluş anına ilişkin görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını ve sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş, ölen sürücü...'in kardeşi ve ölen yolcu İhsan'ın oğlu olan şikâyetçinin talebine uygun olarak davaya katılmasına karar verilmiştir. 3. Katılan mağdur ...; oğlunun yönetimindeki otomobille sağ şeritte 70 kilometre hızla ve kurallara uygun şekilde seyir hâlindeyken, otomobile arkadan çarpılması neticesinde bir gürültü geldiğini ve o an bir şey anlayamadığını, olayı daha fazla hatırlamak istemediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş, ölen sürücü...'in annesi ve ölen yolcu İhsan'ın eşi olan şikâyetçinin talebine uygun olarak davaya katılmasına karar verilmiştir. 4. Sanık ...; yönetimindeki otobüs ile 08.08.2022 tarihinde saat 14.30'da Giresun, saat 15.30'da Ordu otogarından çıkışla geldiği tünel içinde seyir hâlindeyken, öndeki aracın stop lambalarının yanmadığını ve aşırı yavaş olduğunu, sollamaya çalışırken arkadan üçüncü bir aracın geldiğini gördüğünü, önüne baktığında öndeki araca çok yaklaştığını fark ettiğini, bunun üzerine araca çarpmamak için ne olursa olsun diyerek kendini sol şerite atmaya çalıştığını, bu esnada sol tarafa geçerken aracının sağ ön farının öndeki aracın sol arka stop lambasına çarptığını, çok üzgün olduğunu; ancak kusurunun bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. 5. Tanık Sebahattin kovuşturma evresinde alınan yeminli anlatımında; "Ben sanığın kullandığı kazaya karışan otobüste muavindim. Biz Giresun'dan hareket edip Ordu'ya geldiğimizde kazanın oluştuğu tünele girdik. Sağ şeritte ilerliyorduk. Önümüzdeki ... yavaş gidiyordu. Tünelin ışıkları yanıyordu ama öndeki aracın ışıkları ve farları belli olmuyordu. Aracı sollamak için kaptan sol şeride geçeceği esnada arkadan ... geldiğini gördük. Arkadaki aracın farları bizim aracımızın aynasına yansımıştı. Bunu kaptanın gözlerini kırptığını görmem sonucu anladım. Sanık aracı tekrar sağa çekmeye çalıştı. Bu esnada kaza oluştu. Kazanın etkisi ile öndeki ... karşıdaki duvara vurdu. Kaptanın neden sola geçmek istediğini hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. 6. Kusur durumuna ilişkin olarak; a) 08.08.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56 ncı maddesindeki şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymaması ve aynı Kanun'un 84 üncü maddesinde yer alan "Arkadan çarpma" kuralını ihlâl etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, otomobil sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, b) Soruşturma evresinde Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 25.08.2022 tarihli raporda; sanığın, idaresindeki otobüs ile aydınlatması bulunan yolda seyri sırasında gereken dikkatini yola vermesi ve önündeki araçlarla arasını güvenli takip mesafesinde tutması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, ön ilerisindeki otomobili geçişi sırasında bu ... ile arasında güvenli açıklık bırakmayıp, bu araca sol arkadan çarptığı kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli ve tam kusurlu olduğu, otomobil sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, c) Kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 09.12.2022 tarihli raporu ile 26.12.2022 tarihli ek raporunda; sanığın, sevk ve idaresindeki otobüs ile aydınlatması olan tünel içinde iki şeritli bölünmüş yolda sağ şeritte seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı seyri sırasında, sağ şeritte önünde seyreden otomobili hatalı şekilde geçişi sırasında tehlikeli biçimde yaklaşıp arkadan çarpmasıyla meydana gelen olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketiyle asli ve tam kusurlu olduğu, otomobil sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, Belirtilmiştir. 7. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin raporlara itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek, iki kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 8. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, sanığın taksire dayalı kusurunun yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 7 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmiş, "Sanığın sabıkasız geçmişi ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir tutumunun olmaması" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 6 yıl 3 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca takdîren 1 yıl 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmış, "Suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak" biçimindeki gerekçelerle hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmemesine karar verilmiştir. 9. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 63 yaşını doldurduğu ve sabıkasız olduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Temyiz istemine konu kararın, sanık müdafiinin elektronik posta adresine 10.03.2023 tarihinde ulaşmakla 15.03.2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, sanık müdafiinin 01.04.2023 tarihinde sunduğu temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği anlaşılmıştır. 19.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun), “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesinin ilgili bölümü; “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. ... 9. Baro levhasına yazılı avukatlar. ... Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” Şeklinde hükümler içermektedir. 5271 sayılı Kanun’un “Sürelerin hesaplanması” başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrası; “Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrası; “Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.” biçiminde düzenlenmiştir. Gün ile belirlenen sürelerin, tebliğin yapıldığı tarihin ertesi gününden itibaren işlemeye başlayacağı ve son günün tatile isabet etmesi durumunda sürenin tatil gününü takip eden ilk iş günü sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Sanık müdafiinin elektronik tebligat adresine gönderilen, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.03.2023 tarihli ve 2023/465 Esas, 2023/568 Karar sayılı kararı, 10.03.2023 tarihinde elektronik posta adresine ulaşmıştır. Bu itibarla 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesinin dördüncü fıkrası gereği bu tarihten beş gün sonra ilgili evrak tebliğ edilmiş sayılacaktır. Bu açıklamalar doğrultusunda ilgili kararın sanık müdafiine 15.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 15 günlük kanunî temyiz süresinin son gününün, tatil gününe rastlamayan 30.03.2023 tarihi olduğu, ancak sanık müdafiinin bu süre geçtikten sonra 01.04.2023 tarihinde sunduğu temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. 2. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; sanığın, aşırı yorgun, uykusuz veya güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olduğuna, yasal hız sınırının çok üzerinde bir süratle seyrettiğine ya da kusur durumu ile ilgili raporlarda belirtilen dışında bir kural ihlâli yaptığına ilişkin herhangi bir tespit olmadığı gibi neticeyi öngördüğüne ve meydana gelen sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine dair de dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması karşısında, bilinçli taksirin ve olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanığın eylemini basit taksirle gerçekleştirdiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Temel Cezanın Belirlenmesine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. 2. Öte yandan, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; tam kusurlu olarak iki kişinin ölümüne ve bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, sanığın taksire dayalı kusurunun yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 7 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, karar tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hâle getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 3. Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır. 4. Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır. 5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; suç tarihi itibarıyla sabıkası olmayan, kazadan dolayı üzgün olduğunu ifade eden, yargılama boyunca da herhangi bir olumsuz davranışı dosyaya yansımayan sanığı yargılama sırasında bizzat gözlemleyen ve olumlu kanaate ulaşan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde, "Sanığın sabıkasız geçmişi ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir tutumunun olmaması" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.03.2023 tarihli ve 2023/465 Esas, 2023/568 Karar sayılı kararı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.09.2023 tarihinde karar verildi.