İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dilekçesinde; ‘’ … , AÇIKLAMALAR; Müvekkilimiz ........…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 10/09/2024 NUMARASI: ... Esas ... Karar DAVACI: ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dilekçesinde; ‘’ … , AÇIKLAMALAR; Müvekkilimiz ........ 6446 Sayılı Kanunun 9. Maddesi çerçevesinde; Konya, Aksaray, Niğde, Kırşehir, Nevşehir ve Karaman olmak üzere 6 ilden oluşan lisans bölgesinde faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketidir. 15.11.2022 tarihinde ........ Müdürlüğüne bağlı taşeron firma ........ Şti. tarafından gerçekleştirilen kanalizasyon çalışması kapsamında ........ tarafından sigorta edilmiş bulunan ........ plaka sayılı araç, ........ ........ Mahallesi .... cadde üzerinde enerji nakil hatlarına zarar vermiştir. Hafriyat kamyonunun damperinin açık kalması sebebiyle müvekkilimiz şirkete ait havai iletkenleri kopmuş, müvekkilimiz ve bölgedeki şebekeden enerji alan 49 abone maddi zarara uğramışlardır. Müvekkilimiz kendisi haricen zarara uğradığı gibi, cihazları hasar alan 49 vatandaşın zararını da karşılamak zorunda kalmıştır. Bu olay sebebiyle Enerji Nakil hatları ve dağıtım tesislerinde meydana gelen zararın toplamı 43.524,98 TL, müvekkilimizden enerji alan tüketicilerin gördükleri zararlar nedeniyle müvekkilimiz tarafından ödenmek durumunda kalınan zarar miktarı 234.894,95-TL’dir. Olay nedeniyle havai iletkenleri hasar görmesi ve buna bağlı yaşanan elektrik kesintisi sonucu bölgede yaşayan 49 vatandaşın yaşadığı cihaz hasarı, müvekkil şirketin kurum hasarı toplamda KDV dahil 278.942,41 TL’dir. Her ne kadar dava açılmadan önce 12.01.2023 tarihinde Sigorta şirketine başvuruda bulunulmuş ise de herhangi bir sonuç alınamamıştır. Akabinde tarafımızca davalılar aleyhine arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ise de söz konusu başvurudan da herhangi bir sonuç alınamaması üzerine huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğmuştur. Fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı olmak kaydıyla 15.11.2022 tarihinde gerçekleşen olay sebebiyle fazlaya dair her türlü hakkımız saklı olmak üzere müvekkilimizin uğradığı KDV dahil 278.942,41-TL zararının kaza tarihinden işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte -sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere- tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile, müvekkilimize ödenmesine karar verilmesini talep ediyoruz. NETİCE-İ TALEP: Yukarıda ayrıntıları ile açıklanan nedenlerle davamızın kabulü ile; 1- 15.11.2022 tarihli kaza nedeniyle fazlaya ilişkin her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla müvekkilimizin uğramış olduğu 278.942,41-TL maddi zararın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, 2- Arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle lehimize AAÜT' nin 16/2-c maddesi uyarınca arabuluculuk vekalet ücretine, 3- Tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini ve lehimize vekalet ücretine hükmedilmesine, Karar verilmesini talep ediyoruz. , …’’ talep edilmiştir. Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetki yönünden reddine ve dosyanın yetkili İSTANBUL Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini davacının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediklerini, zamanaşımı itirazlarının olduğunu davacı tarafından, hasara uğradığı iddia edilen enerji nakil hatlarının dolaylı olarak abonelerin elektronik aletlerine zarar vermesi neticesinde meydana geldiği iddia edilen zararlar poliçe teminat kapsamında olmadığını, davacı tarafından bu husus somut delillerle ispatlanamadığını somut olayda hasarların işbu kaza sonucu meydana geldiğine dair illiyet bağı kurulamadığını, davacı taraf onarıma ilişkin herhangi bir fiyat çalışması yapmadan müvekkili şirketten hasar bedeli talep etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili sigortacı şirket, üçüncü kişilerin uğramış olduğu zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitler ve teminat miktarı ile sorumlu olduğunu, ticari temerrüt faizi talep edilemeyeceğini, söz konusu davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faiz yasal faiz olması gerektiğini, davanın usulden reddini, aksi kanaat halinde davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, keşif, bilirkişi raporları, Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetteki ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; -15/11/2022 tarihinde davalı şirkete ait ........ plaka sayılı harfiyat kamyon damperinin davacıya ait havai iletkenlere temas etmesi sonucu iletkenlerin zarar gördüğü ve bölgede bulunan 49 taşınmazda ki cihazların enerji gerilimde meydana gelen dalgalanma sebebiyle zarar gördüğü, -24/11/2023 Tarihli Bilirkişi raporunda yer alan fotoğraflarda da görüldüğü üzere kaza konusu mahalin kamuya açık karayolu sayılan alanlardan olup zemin kaplamasının asfalt, stabilize veya toprak olmasının da bir önemi olmadığından kazanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanan, diğer davalıya ait aracı süren araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, -13/03/2024 Tarihli Kök Rapor ile 02/08/2024 Tarihli Ek raporda tespit edildiği üzere zarar gören bahse konu cihazların hasar tarihi itibarı ile piyasa maliyetinin (KDV dahil) 234.894,95 TL olduğu, Enerji nakil hatları ve dağıtım tesislerinde meydana gelen zararın toplam fiyatının 2022 Yılı ........ ( Kırmızı Kitap ) Fiyatlarına göre 919,95 TL olduğu ve 127 abonenin bağlantı gücü, abone verileri, kaza öncesi ve kaza sonrası 1 yıl olmak üzere tüketim miktarları, gerilim türü, abone türü, enerjisiz kalma süresi, enerjisiz kalınan sürede ortalama tüketim miktarı da nazara alındığında davacının satamadığı enerji bedelinin 288,13 TL olduğu anlaşılmakla, -Davacının davasının kısmen kabulü ile 15/11/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle Enerji Nakil Hatları ve Dağıtım Tesislerinde meydana gelen hasar dolayısıyla 919,95 TL maddi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Satamadığı Enerji Dolayısıyla uğramış olduğu 288,13 TL maddi zararı ile abonelerin uğradığı zarar sebebiyle 234.894,95 TL maddi zararının davalı ........ . . Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, -Enerji Nakil Hatları ve Dağıtım Tesislerinde meydana gelen hasar dolayısıyla Satamadığı Enerji Açısından uğramış olduğu ve Abonelerin uğradığı zararın dolaylı zarar olduğu, 2918 Sayılı Kanunun 92/1-k maddesi ile yukarıda detayı verilen T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 27/12/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı emsal alınarak sigorta şirketinin bu zararlardan sorumlu olmadığına kanaat edilerek bu kalemler yönüyle sigorta şirketi açısından açılan davasının reddine karar verilmiş ve; Davacı davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davacının 15/11/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle Enerji Nakil Hatları ve Dağıtım Tesislerinde meydana gelen hasar dolayısıyla (doğrudan uğramış olduğu) 919,95 TL maddi zararının DAVALI ........ A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Limiti: 43.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 25/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALI ........ . . ŞTİ'den (kaza tarihi olan 15/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacının 15/11/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle Enerji Nakil Hatları ve Dağıtım Tesislerinde meydana gelen hasar dolayısıyla (Satamadığı Enerji Dolayısıyla uğramış olduğu) 288,13 TL maddi zararının DAVALI ........ ŞTİ'den kaza tarihi olan 15/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, Davacının 15/11/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle Enerji Nakil Hatları ve Dağıtım Tesislerinde meydana gelen hasar dolayısıyla (Abonelerin uğradığı zarar sebebiyle ödemiş olduğu) 234.894,95 TL maddi zararının DAVALI ........ ŞTİ'den kaza tarihi olan 15/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, Davacının 15/11/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle Enerji Nakil Hatları ve Dağıtım Tesislerinde meydana gelen hasar dolayısıyla Satamadığı Enerji Açısından uğramış olduğu ve Abonelerin uğradığı zarar sebebiyle ödemiş olduğu zarar yönüyle sigorta şirketi açısından açmış olduğu davasının REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ . Şti vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkil şirket aleyhine haksız fiilden kaynaklı tazminat davası açıldığını, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetki itirazında bulunmuş ise de mahkemece bu talebin kabul edilmediğini, haksız fiile sebebiyet veren ........ plakalı aracın müvekkil şirkete ait olmadığını, müvekkile ait olmayan tescilli olmayan bir aracın sebebiyet verdiği kazada müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, kazanın meydana geldiği yerde bir çok firmanın taşeron iş yaptığını, iş yapımı sebebi ile orada bulunan ve geçmekte olan araç sayısının günlük belki de 20 araç olduğunu ancak orada iş yapan diğer firmalar yada araçlardan birinin dahi bu olaya sebebiyet vermesi muhtemelken sadece şüpheden yola çıkarak kusur belirlenmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu, meydana gelen olayda sadece araç ve araç sahibinin sorumluluğundan ziyade davacı taraf ........'ın burada bir takım sorumluluklarının olduğunu, havai iletkenlerin yerden yüksekliğinin mevzuata uygun olması gerektiğini, iletken elektrik nakil hatlarının yerden yükseklik mesafesinin 8 metre olması gerektiğini, şayet bu yüksekliği sağlamıyorsa bu durumun açıkça mevzuata aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile sayılı dosyasında kısmen kabul edilen bölümler yönünden istinaf başvurularının esastan kabul edilerek; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile sayılı dosyası kararının kaldırılarak, davanın mahkemece yeniden görülmesine ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini, bu taleplerinin kabul edilmediği takdirde, yerel mahkemece eksik inceleme yapılması ve eksik biçimde gerekçe kurulması nedeni ile hükmün bozularak dosyanın yeniden inceleme yapılmak üzere mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Mahkemece verilen karar, davalı ........ Ltd tarafından istinaf edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nin "Cevap dilekçesini verme süresi" başlıklı 127. maddesinde “Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır.” hükmü; "Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu" başlıklı 128. maddesinde “Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.” hükmü yer almıştır. Öte yandan aynı Kanun’un "Ön incelemenin kapsamı" başlıklı 137. maddede “Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerinin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.” düzenlemesi yer almış, "İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi" başlıklı 141. maddede “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.” düzenlemesi yer almıştır. Yine aynı yasanın 145'inci maddesinde ise kural olarak süresinden sonra delil gösterilemeyeceği ancak sonradan ileri sürülen delil yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya müddetinde ileri sürememe ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme o delilin gösterilmesine izin verebilir şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2016 tarih ve 2014/2-695 esas ve 2016/522 karar sayılı ilamı ile de tarafların ancak dilekçelerinde gösterdikleri delillerin toplanacağı, delil bildiriminin dilekçeler teatisi aşamasının sonuna kadar yapılması gerektiği ve cevap sunmayan tarafın delil bildiremeyeceği kararlaştırılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, taraflar dava veya cevap dilekçelerinde (HMK m. 119/1-e-f, HMK m. 129/1-e-f) iddiasının/savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça göstermek zorunda olduğu hükmü bulunmaktadır. Dosya kapsamından davalının açılan davaya cevap vermediği, hiçbir delil bildirmediği anlaşılmaktadır. KEZA HMK'nın 352 maddesinde yer alan" istinaf başvuru dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesi "355. maddesinde yer alan" incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak, bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği " ve 357. maddesinde yer alan" bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı ve ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan delillerin bölge adliye mahkemesince incelenebileceği" hükümleri doğrultusunda davalının istinaf dilekçesinde belirttiği hususu ilk defe istinaf aşamasında ileri sürdüğü anlaşılmıştır. YİNE “Usuli kazanılmış hak” kavramı Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup, bir davada kesinleşen kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu gibi, bu usul kuralı davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 281.maddesinde bilirkişi raporuna itiraz düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde; "...Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, tarafların tatmin olmamaları hâlinde, bilirkişi raporuna itirazda bulunabilme olanaklarının varlığı güvence altına alınmıştır. Bu düzenleme çerçevesinde, bilirkişi raporunda bazı hususlarda eksiklikler mevcutsa yahut raporda bazı hususlar belirsizlik arz ediyorsa, taraflar, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik arz eden hususların ise bilirkişiye açıklattırılmasını yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını temin için, raporun kendilerine tebliğinden itibaren onbeş günlük süre içinde, mahkemeye itirazda bulunabilirler. Bilirkişiye yöneltilecek olan sorular, tarafların da görüşü alınmak suretiyle somut olarak belirlenecek olursa, rapora itiraz olasılığı da önemli ölçüde azalır ve bu suretle yargılamanın uzamasının da önüne geçilmiş olur. Burada rapora itiraz için taraflara tanınmış bulunan onbeş günlük süre, kesin süredir; hak düşürücü bir nitelik taşır. Dolayısıyla, taraflar, bu süre içerisinde, itirazlarını dile getirmez ise bilirkişi raporu, onlar bakımından kesinleşir; yani taraflar rapora itiraz olanağını tümüyle kaybederler. Bu durum, zaten Tasarının 100 üncü maddesinde yer alan ve kesin sürelerle ilgili genel bir düzenleme öngören kuralın birinci ve üçüncü fıkralarının işlerlik kazanmasının doğal bir sonucudur..." şekilde düzenlenmiştir. HMK’nun 280.maddesinde; "Bilirkişi, raporunu varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak Mahkemeye verir, verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir" düzenlemesinin, 281/1 maddesinde; "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususları, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler" düzenlemesinin mevcut olduğu, buradaki amacın tarafların raporu okuyup değerlendirmeleri ve varsa itirazlarını bildirebilmeleri olduğu, bu durumda, yani taraflara raporun tebliğ edilmesi ve sonrasında taraflarca rapora itiraz edilmemesi halinde raporun itiraz etmeyen bakımından kesinleşeceği, artık rapora itiraz etme imkanının ortadan kalkacağı, bu hususun kesin sürelerle ilgili düzenlemelerin bir sonucu olduğu,Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı izahtan varestedir (Nitekim yargıtay 17. hukuk dairesi'nin 2015/3253 esas, 2017/9419 karar; aynı daire 2015/10058 esas, 2018/4639 karar sayılı,2017/157 esas 2018/11631 karar sayılı ilamları) Bu kapsamda hükme 24/11/2023 tarihli esas kusur raporunun davalıya 19/12/2023 tarihinde ihtaratlı olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporuna yazılı olarak herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve hiçbir beyanın sunulmadığı, bu durumun davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilerek bu nedenle davalı vekilinin buna yönelik istinafı itirazı yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda, cevap dilekçesi verilmediğinden ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilecek yetkiye dair istinaf itirazının ve sair kusur ile sorumluluğa dair itirazların savunmanın genişletilmesi ve HMK 357. Madde kapsamında bu aşamada dile getirilmesinin mümkün olmamasına göre davalının istinafının reddi gerekmektedir. Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ........ Şti vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı ........ Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalı ........ Şti'den alınması gereken 16.128,19 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 4.100 TL nin mahsubu ile bakiye 12.028,19 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ........ Şti tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.