3. Ceza Dairesi 2023/16820 E. , 2024/11772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/291 E., 2022/817 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Onama, Kısmi Bozma İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve
**3. Ceza Dairesi 2023/16820 E. , 2024/11772 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/291 E., 2022/817 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Onama, Kısmi Bozma İlk Derece Mahkemesince sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle; gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A.Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.01.2022 Tarihli ve 2020/218 Esas, 2022/41 Karar Sayılı Kararı İle 1.Sanık ... Hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 2.Sanık ... Hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 3.Sanık ... Hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 4.Sanık ... Hakkında Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220 nci maddesinin yedinci fıkrası ve 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının son cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, 5.Sanıklar ... ve ... Hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine, Karar verilmiştir. B.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.10.2022 Tarihli ve 2022/291 Esas, 2022/817 Karar Sayılı Kararı ile Sanıklar Hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar ..., ... ve müdafileri ile sanıklar ... ve ... müdafileri ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Olayın gerçekleştiği Tutak ilçesinin örgütün etkin faaliyet yürüttüğü, daha önce bir sürü infaz gerçekleştirdiği, silah zoruyla vatandaşlardan vergi topladığı bir yer olduğuna, bu güven zafiyetinin oluştuğu ilçenin kırasılındaki evinde örgütün tehdit ve baskısı altında kendisi ve çocuklarının can güvenliği pahasına müvekkilin ihbar yükümlülüğünün olduğunu kabul etmenin hukuka ve mantığa aykırı olduğuna, silahlı bir şekilde evlerine gelen örgüt mensubu müvekkili tehdit ederek zorla evine girdiğine, müvekkilin kesinlikle bu örgüt mensubunu bilerek isteyerek ahırına almadığına, kendi rızası ile yardım etmediğine, müvekkillin iradesinin sakatlandığına ve tehdit nedeni ile örgüt üyesine yardımda bulunduğuna, örgüt mensuplarının Tutak ilçesine kadar ağır silahlarıyla beraber gelip müvekkili tehdit ederek müvekkilin ahırında kalmasının tek başına müvekkil ve ailesinin örgüte karşı güvenliklerinin olmadığını apaçık ortaya koyduğuna, müvekkilin kendisi ve ailesine yönelik bir tehlikeye karşı zorunluluk hali kapsamında tehdit ve baskı altında örgüt mensubuna yardım etmek zorunda kaldığına, öncelikli olarak müvekkilin bütün eylemleri zorunluluk hali kapsamında değerlendirmeye alınıp cezasızlık hali öngörülmesi gerektiğine, dosya kapsamında sunulan fotoğraflarda müvekkil olduğu tahmin edilen kişinin başına basıldığına, bu fotoğrafların sosyal medyada halen yer aldığına, bu fotoğraflara bakıldığında usulüne uygun sorgu yapıldığı düşünülemeyeceğine, müvekkil ile ilgili alınan sağlık raporlarında da müvekkilde darp ve cebir yoktur raporu alınmasına rağmen, ikinci raporda darp cebir izi olduğu belirtildiğine, daha sonra tekrar darp cebir izi olmadığı belirtildiğine, bu raporların bile kendi içerisinde çelişkili olduğuna, müvekkilin kötü muameleye maruz kalıp yakınları üzerine ifade vermeye zorlandığına, dosyadaki delillerin hiçbirisinin hukuki yollardan elde edilmiş delil olmadığına, suçun varlığı için suçun manevi unsuru olan kastın varlığının şart olduğuna, tehdit ve baskı altında olan müvekkilin kastının olduğu düşünülemeyeceğine, bu açıdan suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, müvekkil gözaltına alındığında görüşmelerinin engellenip yine müvekkilin avukat yardımından yararlanması engellenerek savunma hakkının kısıtlandığına, Jandarmanın kendi atadığı avukatlar huzurunda beyanları alındığına, bu haliyle alınan ifadenin hem Avukatlık kanunu hem de CMK hükümlerine göre usülüne uygun alınmış bir ifade alma işlemi olmayıp tamamıyla delil uydurmaya yönelik olduğuna, mahkemenin ve iddia makamının öne sürdüğü gibi kolluk kuvvetlerinin eve gelmesiyle beraber örgütün tehdit ve baskısının ortadan kalmadığına, örgüt müvekkillerin yaşadığı coğrafyada yarım asırdır vatandaş üzerinde tehdit ve korkusunu sürdürüp onlarca infaz gerçekleştirdiğine, bu yönüyle örgütün, güvenlik zafiyeti sebebiyle tehdit ve baskısı sürekli olduğuna, örgüt sadece bir kaç kişiden oluşmadığı için kolluk kuvvetlerinin bir kaçını yakalamasıyla tehlikenin ortadan kalkmadığına, müvekkile isnat edilmesi gereken suçun vasfının örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım suçu olması gerektiğine, dosya kapsamında en aksi durumda bile müvekkilin alacağı muhtemel cezanın 1 sene 13 ay olduğuna, müvekkiline örgüt üyeliği suçundan ceza verilip alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna ve sair hususlara, B.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkil hakkında isnat edilen suçlamalarda kendisiyle örgüt arasında illiyet bağı kuracak hiçbir somut delil bulunmadığına, bir insanın örgüt üyesi olabilmesi için; örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması, örgütle organik bağının olması ve devamlı surette eylemlerine iştirak iradesi olması gerektiğine, müvekkil kolluk ve savcılık ifadelerinde samimi olarak kendini ifade edip örgüt üyelerinin tehdidi sonucu, can ve mal güvenliğinin tehlike altında olmasından endişelenerek iki gün evinde misafir etmek durumunda kaldığını beyan ettiğine, insani açıdan dosya incelendiğinde, gece 9 da silahlı 4 kişiyi karşısında gören bir insanın korkusundan eve almama gibi lüksü bulunmadığına, dolayısıyla isnat edilen suçun manevi unsuru, özellikle iradesi sakatlandığı için gerçekleşmediğine, örgüt üyesi şahısların müvekkilin evinde barındığı sürede herhangi bir ihbar söz konusu olduğu takdirde, ilk hedefinde müvekkil yer alacağına, dolayısıyla can ve mal güvenliği olmayan müvekkilin, örgüt üyelerini ihbar etmesinin kendisinden beklenemeyeceğine, TCK 220/7 atfıyla örgüte yardım suçlamasıyla ceza almaları göz önüne alınmadan eylemlerinde herhangi bir yoğunluk olmayan müvekkile örgüt üyeliğinden ceza verildiğine, dosya incelendiğinde müvekkilin sadece ve sadece iki günlük eylemi olup o da sadece baskı ve tehditle misafir etmekten kaynaklı olduğuna, Ağrı ili Tutak ilçesi bilindiği üzere PKK'nın yoğun faaliyetlerinin olduğu bir bölge olup, müvekkilin köyünün de kolluk merkezlerine uzak bir bölgede olduğuna, dolayısıyla aslında müvekkilin, örgütün eline itildiği için bölgede asayişi ve müvekkilin can güvenliğini koruma görevinin kolluk kuvvetlerine ait olduğuna, sosyolojik ve psikolojik analizi yapıldığında bölgede örgütün baskılarına direnecek bir vatandaş bulma şansı olmadığına, nitekim medyada görüldüğü üzere; örgüt üyelerini ihbar eden şahısların örgüt tarafından bir şekilde tespit edilip öldürüldüğüne, herhangi bir vatandaştan da bu ölüm tehlikesi karşısında ihbar yükümlülüğünü beklemenin çok ağır bir külfet olduğuna, defaaten eylemleri olan bir şahsa uzun süreli yardımları olması karşısında TCK 314/2 maddeden ceza almasına rağmen, baskı ve tehdit nedeniyle sadece 2 gün misafir eden müvekkilin bu denli ağır ceza alması ve alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesini anlamadıklarına ve sair hususlara, C.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Olayın gerçekleştiği Tutak ilçesinin örgütün etkin faaliyet yürüttüğü daha önce bir sürü infaz gerçekleştirdiği, silah zoruyla vatandaşlardan vergi topladığı bir yer olduğuna, bu güven zafiyetinin oluştuğu ilçenin kırasılındaki evinde örgütün tehdit ve baskısı altında kendisi ve çocuklarının can güvenliği pahasına müvekkilin ihbar yükümlülüğünün olduğunu kabul etmenin hukuka ve mantığa aykırı olduğuna, silahlı bir şekilde evlerine gelen örgüt mensubu müvekkili tehdit ederek zorla evine girdiklerine, müvekkilin iradesinin sakatlandığına, tehdit nedeni ile örgüt üyesine yardımda bulunduğuna, örgüt mensuplarının Tutak ilçesine kadar ağır silahlarıyla beraber gelip müvekkili tehdit ederek müvekkilin ahırında kalmasının tek başına müvekkil ve ailesinin örgüte karşı güvenliklerinin olmadığını apaçık ortaya koyduğuna, müvekkilin kendisi ve ailesine yönelik bir tehlikeye karşı zorunluluk hali kapsamında tehdit ve baskı altında örgüt mensubuna yardım etmek zorunda kaldığına, öncelikli olarak müvekkilin bütün eylemleri zorunluluk hali kapsamında değerlendirmeye alınıp cezasızlık hali öngörülmesi gerektiğine, dosya kapsamında sunulan fotoğraflarda müvekkil olduğu tahmin edilen kişinin başına basıldığının ortada olduğuna, bu fotoğrafların sosyal medyada halen yer aldığına, bu fotoğraflara bakıldığında usulüne uygun sorgu yapıldığının düşünülemeyeceğine, müvekkil ile ilgili alınan sağlık raporlarında da darp ve cebir yoktur raporu alınıp, ikinci raporda darp cebir izi olduğu belirtilmiş daha sonra tekrar darp cebir izi olmadığının belirtildiğine, bu raporların bile kendi içerisinde çelişkili olduğuna, müvekkilin kötü muameleye maruz kalıp yakınları üzerine ifade vermeye zorlandığına, dosyadaki delillerin hiçbirisinin hukuki yollardan elde edilmiş delil olmadığına, suçun varlığı için suçun manevi unsuru olan kastın varlığının şart olduğuna, tehdit ve baskı altında olan müvekkilin kastının olduğunun düşünülemeyeceğine, bu açıdan suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, müvekkil gözaltına alındığında müvekkille görüşmelerinin ve avukat yardımından yararlanması engellenerek savunma hakkının kısıtlandığına, Jandarmanın kendi atadığı avukatlar huzurunda beyanları alındığına, bu haliyle alınan ifadenin hem Avukatlık kanunu hem de CMK hükümlerine göre usülüne uygun alınmış bir ifade alma işlemi olmayıp tamamıyla delil uydurmaya yönelik girişim olduğuna, mahkemenin ve iddia makamının öne sürdüğü gibi kolluk kuvvetlerinin eve gelmesiyle beraber örgütün tehdit ve baskısının ortadan kalkmadığına, örgütün müvekkillerin yaşadığı coğrafyada yarım asırdır vatandaş üzerinde tehdit ve korkusunu sürdürüp onlarca infaz gerçekleştirdiğine, bu yönüyle örgütün, güvenlik zafiyeti sebebiyle tehdit ve baskısının sürekli olduğuna, örgüt sadece birkaç kişiden oluşmadığı için kolluk kuvvetlerinin birkaçını yakalamasıyla tehlikenin ortadan kalkmadığına, müvekkile isnat edilmesi gereken suçun vasfının örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım suçu olduğuna, dosya kapsamında en aksi durumda bile müvekkilin alacağı muhtemel cezanın 1 sene 13 ay olduğuna, müvekkile örgüt üyeliği suçundan ceza verilip alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna ve sair hususlara, D.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Müvekkil gerek kolluk ve savcılık aşamasında gerekse de mahkeme aşamasında vermiş olduğu beyanında örgüt mensuplarına yardım etmediğini, örgüt mensuplarının ... adlı köylüleri tarafından zorla evlerine getirildiğini ve kendi evlerinde 2 gün kaldıklarını beyan ettiğine, müvekkil kendi evlerinde kaldığı süre zarfında örgüt mensupları ile herhangi bir temas gerçekleştirmediğini, herhangi bir yardımda bulunmadığını da belirttiğine, müvekkilin 7 çocuğu bulunmakta ve ancak kendi çocukları ile ilgilenebildiğine, nitekim Ağrı'nın Tutak ilçesinin ... köyünde ikamet eden müvekkilim özellikle kadın olması nedeniyle toplum içerisinde kendisine söz hakkı tanınmaması gerçekliğinden uzak bir şekilde hazırlanan iddianame tam anlamı ile taraflı bir iddianame olduğuna, müvekkilin eli silahlı örgüt mensuplarına karşı gelebilecek güçte olmadığı gibi imkana da sahip olmadığına, Devletin temel görevinin vatandaşını her türlü tehlikeden korumak olduğu düşünüldüğünde eli silahlı örgüt mensuplarının köy alanına gelip silah zoru ile müvekkilin iradesini cebir ve tehdit ile saf dışı bırakmasına engel olması gerektiğine, 7 çocuk annesi müvekkilinin örgüt mensuplarına olası karşı koyma halinde kendisi ile birlikte çocuklarının da yaşamlarını tehlikeye atma ihtimalinin son derece yüksek olduğuna, bu nedenle müvekkilimden gerek örgüt mensuplarının evlerinde kaldığı sürede gerekse de örgüt mensuplarının köylerinde kaldığı süre zarfında kolluk kuvvetlerine ihbar etmesini beklemek açıkça vicdana aykırı olduğu gibi hukuki de olmadığına, müvekkilinin telefon kullanmadığına, bahsedilen köyün de Tutak ilçesine 22 km uzaklıkta bulunduğuna, müvekkilin kış zamanında birinden telefon alıp aramak istemesi ihtimalinde dahi örgüt mensuplarının bu durumdan haberdar olması karşısında müvekkil ve ailesinin canlarından olabileceğine, müvekkilin yaklaşık 22 km yol yürümesinin Ağrı'nın Aralık ayındaki kış şartlarını düşünüldüğünde imkan dahilinde olmadığına, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde yöre şartları gereği ataerkil toplum düzeninde kadının söz hakkına sahip olmaması, silahlı örgüt mensuplarının müvekkili ve 7 çocuğuna olası bir zarar verme ihtimali karşısında müvekkilin iddianame ve mahkemenin gerekçeli kararında bahsedildiği gibi davranma ihtimali olmadığına, tüm bu nedenlerle müvekkilinin TCK madde 28 kapsamında "Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez." hükmünden faydalandırılması gerektiğine, mahkemenin kesin, inandırıcı, şüpheden uzak herhangi bir delile dayanmadan etkin bir kovuşturma yürütmeden acele hüküm kurma yoluna gitmesinin hukuka ve usule aykırı karar vermesine sebep olduğuna ve sair hususlara, E. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi ...'un oğlu olan sanık ...'un babası ve amcası ... ile birlikte çobanlık yaptığı, bu dönemde .../Xebat kod adlı örgüt mensubu ile tanıştığının muhtemel olduğu, bunun yanı sıra örgüt mensuplarının köye ilk geldiklerinde ...'in evinde kaldıkları, sanık ...'ın da o akşam ...'in evinde kaldığı, yine annesi ...'un soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde örgüt mensuplarının ...'in evinde olduğunu oğlu ...'tan öğrendiğini söylediği, bunun yanı sıra örgüt mensuplarının kış üstlenmesi için kalmaları amacıyla ... ve ...'in birlikte ...'in ahırını sığınak haline getirdikleri dönemde sanık ...'ın da köyde olduğu, ...'in ifadesinden anlaşıldığı üzere örgüt mensuplarının ...'in evinde kaldıkları dönemde sanık ...'ın da evde bulunduğu, böylelikle sanık ...'ın örgüt mensupları ile hem ...'in evinde hem de ailesi ile birlikte yaşadığı evde karşılaştığı, yine ailesi ile birlikte çobanlık yaparken .../Xebat kod adlı örgüt mensubu ile karşılaşmamasının mümkün olmadığı, zira ...'daki çoban evinde hep birlikte kaldıkları dönemde bu örgüt mensubunun da çoban evinde bulunduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde sanık ...'un ailesi ile birlikte .../Xebat kod adlı örgüt mensubuna milislik yaptığı, o ve beraberindeki örgüt mensuplarına yaşamsal malzeme temin ettiği ve örgüt mensuplarının ailesinin evinde saklandığını bildiği halde kolluk kuvvetlerine bildirmeyerek onlara yardım ettiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu göz önünde bulundurularak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması yerine beraatına karar verilmesi ve sair hususlara, Ahırında çatışma yaşanan temyiz dışı sanık ...'un kardeşi olan sanık ... hakkında beyanda bulunan ...'in tüm aşamalarda alınan ifadesinde özetle "...'i örgüt mensuplarının orada bulunduğu dönemde ...'in ahırına girerken bir kaç kez gördüğünü" söylediği, yine ...'un beyanında "... da ... köyünde ... ile birlikte çobanlık yaptığı için bu durumu biliyor olabilir, ...'in evinde örgüt mensupları kalmaya başladıktan sonra ... bu işi yapmaması için ...'i ikna etmeye çalışıyordu" dediği, yine dosya kapsamındaki ifadelerden anlaşıldığı üzere sanık ...'un ağabeyi ... ile birlikte çobanlık yaptığı dönemde .../Xebat kod isimli örgüt mensubu ile tanıştığı, çatışmanın yaşandığı tarihe kadar ağabeyi ili birlikte onun milisliğini yaptığı anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu göz önünde bulundurularak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması yerine beraatına karar verilmesi ve sair hususlara İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Sanık ... Yönünden "...beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu kanaatine varılmış, birbirini doğrular nitelikteki diğer tanık beyanları ve sanığın kısmi ikrar içerikli beyanları birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamındaki HTS kayıtlarından da anlaşılacağı üzere sanığın örgüt mensupları ile farkı zamanlarda irtibatta olduğu, birçok kez örgüt mensuplarının verdiği para ile ilçe merkezine giderek yaşamsal malzeme alıp ve bu malzemeleri tekrar kırsal alanda faaliyet yürüten örgüt mensuplarına teslim ettiği, ... ve KAWA (K) isimli örgüt mensuplarının Van ili Erciş ilçesine kırsal alandan gidecekleri yolu tarif etmek suretiyle yardımcı olduğu, Ağrı İli, Tutak İlçesi, ... Köyünde kaldığı çoban evinde örgüt mensuplarına yemek vermek suretiyle yardım ettiği, ... (K) isimli örgüt mensubu evinde iken ... (K)'un köye gelen güvenlik güçlerine yakalanmadan kaçmasına yardımcı olduğu, bayan örgüt mensuplarının çamaşırlarını yıkaması için eşine getirdiği, örgüt mensuplarından aldığı para ile tahta vb. gibi malzeme aldığı, sonra da ... ile birlikte ahırında tadilat yaparak ... (K) ... ..., ... (K) ..., ... ve ... isimli dört örgüt mensubuna kış üslenmesi için yani kış ayları boyunca bu örgüt mensuplarını saklayarak barındırmayı ve ihtiyaçlarını karşılamayı taahhüt ettiği, bu kapsamda örgüt mensuplarına sığınak hazırladığı, ahırında örgüt üyelerine sığınak hazırladıktan sonra 03.12.2019 tarihinde gece vakti köylülerin örgüt mensuplarını görmemeleri için köyün elektriklerini kestıiği, gece karanlığından da faydalanarak örgüt mensuplarının ...'in evinden kendi ahırında hazırladığı sığınağa nakillerini sağladığı, burada da örgüt mensuplarından aldığı parayla pirinç, et, zeytin, kuru ekmek gibi erzak malzemesi alarak örgüt üyelerine verdiği, operasyona gelen güvenlik görevlilerine örgüt mensuplarının ahırda kaldığını söyleyemeyerek örgüt mensuplarının işlerini kolaylaştırdığı, tanık beyanları, diğer sanık beyanları ile sanığın kısmi ikrar içerikli beyanları, HTS kayıtları birlikte değerlendirildiğinde sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek katılıp hiyerarşisine girdiği, sanığın yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri birlikte değerlendirildiğinde PKK/KCK Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görüldüğünden sanığın suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saik gözönünde bulundurularak; ayrıca yapılan arama sırasında sanığın en başından beri irtibatlı olduğu ve kış üstlenmesi için saklanmalarına yardım edilen örgüt mensupları tarafından sekiz askerimizin yaralanmış olması da dikkate alınarak sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin edilerek sanığın aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir...." 2.Sanık ... yönünden "...Sanığın kısmi ikrarı, diğer sanıklar ..., ... ve ...'in aşamalarda alınan beyanlarında, sanığın örgüt mensuplarının kış üslenmesine sığınak hazırlanması için gereken sürede güvenlik güçlerine yakalanmamaları amacıyla evinde barındırdığı ve yardımda bulunduğunu, sanık ...'un ahırını kış üslenmesi için tamir ederken yardım ettiğini beyan ettikleri, 2 gün kendi evinde barınmalarının ardından ...'un köyün elektriklerini kesmesi sonucu köydekilerin görmemelerini sağlayarak ahıra geçmelerini sağladıkları, örgüt mensuplarına kış üslenmesinin sağlanması noktasında ... ile iştirak iradesi içinde olduğu, tüm bu eylemlerin gerçekleşmesinin tesadüf eseri olmadığı, örgütün sanığa güven duyması sebebiyle örgüt mensuplarının evinde barınmasına imkan sağladığı, herhangi bir ihbar olmasa, sanık ...'in örgüt mensuplarının kendilerinin hazırladığı sığınakta kış üslenmesi için kalmalarına sessiz kalacağı, ihbar edecek zamanı ve imkanı olmasına rağmen herhangi bir ihbarda bulunmadığı, sanığın eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği, sanığın eylemlerinin bu yönüyle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği vicdani kanısına varılmakla..." 3.Sanık ... yönünden "...beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu kanaatine varılmış, birbirini doğrular nitelikteki diğer tanık beyanları ve sanığın kısmi ikrar içeriki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgüt mensupları ile farklı zamanlarda irtibatta olup örgüt mensupları ile görüştüğü, beraber yemek yediği, eşinin örgüt mensupları için yaşam malzemesi aldığını bilmesine rağmen bu durumu gizlediği, Ağrı İli, Tutak İlçesi, ... Köyünde kaldığı çoban evinde örgüt mensuplarına yemek vermek suretiyle yardım ettiği, ... (K) isimli örgüt mensubu evinde iken köye gelen güvenlik güçlerine yakalanmadan kaçmasına yardımcı olduğu, bayan örgüt mensuplarının çamaşırlarını yıkayarak tekrar örgüt mensuplarına verdiği, Ağrı İli, Tutak İlçesi, ... Köyünde de kendilerine ait ahırın örgüt mensupları tarafından kış ayı boyunca kullanılması için eşi tarafından sığınağa çevrilmesine rıza göstererek eşi ...'un eylemlerine iştirak ettiği, kış üstlenmesi için getirilen örgüt mensuplarından başından beri haberi olduğu, hatta bu örgüt mensuplarının arasında daha önce yaz ayında birlikte yemek yedikleri ve görüştüğü örgüt mensubunun da bulunduğu, sanığın eşi ... ile birlikte kış üstlenmesi için örgüt mensuplarını kabul ederek kış ayları boyunca örgüt mensuplarının barınma, erzak ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasını taahhüt etmiş olduğu, tanık beyanları, diğer sanık savunmaları ile sanığın kısmi ikrar içerikli beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek katılıp hiyerarşisine girdiği, sanığın yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri birlikte değerlendirildiğinde PKK/KCK Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görüldüğünden sanığın suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saik gözönünde bulundurularak sanık hakkında eylemindeki kastın yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan ceza tayin edilmiş sanığın aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir.... ...Her ne kadar sanık aşamalarda alınan beyanlarında örgüt mensupları tarafından tehdit edildiği için bahse konu eylemleri gerçekleştirdiğini savunmuş ise de; söz konusu olayda; sanık ile örgüt mensuplarının aynı evde kalmadıkları, böylece örgüt mensuplarınca yapılan tehdidin ağırlığını ve korkutucu etkisini kaybetmesi, bu süre içerisinde örgüt mensuplarından ayrı olan sanığın olayla ilgili ihbarda bulunma ve örgüt mensuplarını yakalatma olanağına kavuşmasına rağmen bu yola başvurmayarak kalacak yer temin etmesi karşısında, örgüt mensuplarınca gerçekleştirilen tehdidin başta ağır ve korkutucu etkisinin bulunduğu kabul edilebilir ise de bu etkinin çatışmanın çıktığı ana kadar devam etmediği ve sanığı bu tehdidin etkisinden geçici süreyle de olsa kurtulduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla sanığın savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın güvenlik güçlerine ihbar etme imkanı olduğu halde sessiz kaldığı, herhangi bir ihbarda bulunmadığının görüldüğü bu yönüyle suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği, sanığın yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri birlikte değerlendirildiğinde PKK/KCK Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu vicdani kanısına ulaşılmıştır...." 4.Sanık ... yönünden "...Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında; çatışmadan yaklaşık bir hafta önce 4 örgüt mensubu ve ...'in evlerine geldiğini,eşi ...'in kapıyı açtığını, eşinin dışarıda onlarla konuştuğunu, bu arada kendisinin merak ettiği için camdan dışarı baktığını, ... ve diğer örgüt üyelerinin onların evinde kalması konusunda ...'e baskı yaptıklarını, ne eşinin ne de kendisinin örgüt mensuplarını daha önce görmediklerini, evlerinde daha önce hiç kalmadıklarını, örgüt mensuplarının tehdit ve zorla iki gece evlerinde kaldığını, evlerini yakmakla, çocuklarını öldürmekle onları tehdit ettiklerini, teröristlerden birisinin(saçı olmayan kel olan) onun kafasına silah dayadığını, 'bizi gördüğünüzü söylerseniz evinizi yakarız' dediğini, sanığın tehdit ve baskılar nedeniyle örgüt mensuplarını evlerinde barındırdığını, beyan ettiği, her ne kadar sanık örgüt mensupları tarafından tehdit edildiği için bahse konu eylemleri gerçekleştirdiğini savunmuş ise de; iddia olunan ilk tehdit eyleminden sonra geçen çok uzun süre zarfında örgüt mensuplarınca yapılan tehdidin ağırlığını ve korkutucu etkisini kaybettiği, sanığın örgüt mensuplarını evinde barındırdığı dönem sonrasında köyde kalmaya devam ettiklerini bilmesine karşın ihbarda bulunma ve örgüt mensuplarını yakalatma olanağına kavuşmasına rağmen bu yola başvurmadığı, eşi şehir dışına çıktığında da herhangi bir ihbarda bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda; örgüt mensuplarınca gerçekleştirilen tehdidin başta ağır ve korkutucu etkisinin bulunduğu kabul edilebilir ise de bu etkinin devamlılık arz etmediği ve sanığın bu tehdidin etkisinden kurtulduğu, dolayısıyla sanığın maruz kaldığını iddia ettiği tehdidin TCK madde 28 kapsamında suç işleme kastını ortadan kaldıracak nitelikte karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı ağır ve muhakkak nitelikte olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.03.2019 tarih ve 2018/16-437 E, 2019/203 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu anlaşıldığı, dosya sanığı ... ve ...' un beyanlarında da örgüt mensuplarının sanık ... ve ...'in evinde sığınak hazır oluncaya dek kaldıklarını söyledikleri, sanık ...'in evine gelen örgüt mensuplarını kış mevsimi boyunca saklanacakları sığınak hazır oluncaya kadar evinde barındırdığı ve ihtiyaçlarını karşıladığı kanaatine varıldığından... ...sanığın süreklilik, yoğunluk, çeşitlilik göstermeyen fiillerinin örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçunu oluşturacağı bu şekilde sanığın örgütün organik bağına ve hiyerarşisine dahil olmadan bu yardım eylemlerini bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği vicdani kanısına varılmış, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu işlediğinin sabit olduğu vicdani kanısına ulaşılmıştır...." 5.Sanık ... yönünden "...Örgüt mensuplarının ...'in evinde kaldıkları gece sanığın da orada kaldığı gerek sanığın istikrarlı gerekse tanıkların tutarlı beyanları ile sabit olmakla birlikte ...'in evinde kalan yabancı kişilerin örgüt mensupları olduğunu bildiğinin annesi ...'un çelişkili beyanları dışında herhangi bir delil ile sabit olmadığı, ayrıca sanığın örgüt mensuplarının barınmasına ve ihtiyaçlarının karşılanmasına iştirakinin olduğuna dair dosya kapsamında somut bir delile rastlanılmadığı, dosyadaki tanık beyanlarında da sanık aleyhine değerlendirilebilecek bir beyana rastlanılmadığı, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğine dair aksi ispatlanamayan savunmasının aksine dosya kapsamında herhangi bir somut delile rastlanılmadığı..." 6.Sanık ... yönünden "... sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında üzerine atılı olan suçlamayı kabul etmeyerek kardeşi ...'un ahırında örgüt üyelerinin saklandığını bilmediğini savunduğu, dosyanın diğer sanığı ...'un soruşturma aşamasında alınan ifadesinde kaynı olan sanık ...'un ahırda örgüt üyelerinin saklandığını bildiğini düşündüğüne yönelik görgüye dayalı olmayan varsayıma dayalı ifadesini mahkememizce alınan savunmasında değiştirerek ahırda saklanan örgüt mensuplarının varlığını sadece kendisi, eşi ... ve ...'in bildiğini, dosyanın diğer sanıklarının ahırda saklanan örgüt mensuplarından haberinin olmadığını beyan ettiği, sanık hakkında ifadede bulunan tanık ...'in kollukta alınan beyanlarında ise; ... ve kardeşi ...'un sık sık ahıra girip çıktıklarını, ..., ... ve ...'ın olaydan iki gün önce ...'ın ahırında bulunan teröristlerle konuşurlarken seslerini duyduğunu ancak ne konuştuklarını duymadığını ve BTÖ mensuplarından haberinin olduğunu beyan etmiş ise de; tanık ...'in beyanlarının soyut iddialardan ibaret olduğu, tanık beyanlarında sanığın örgüt mensuplarına yardımda bulunduğuna ilişkin herhangi bir beyanının bulunmadığı, yine aynı şekilde tanık ...'in soruşturma aşamasında alınan beyanlarında ... Kaya ve ... sürekli ... isimli şahsın evinin yanlarında gezdiklerini beyan etmiş ise de; sanık ... ve ...'un kardeş oldukları ve birlikte gezmelerinin olağan olduğu, tanık beyanının tahmine dayalı olduğu, sanık ...'un örgüt üyelerinin saklanmasına veya ihtiyaçlarının karşılanmasına iştirak ederek yardımda bulunduğuna ilişkin sanık savunmasının aksine dosya kapsamında herhangi bir somut delile rastlanılmadığı anlaşılmakla..." Tespitlerine yer verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A.Sanıklar ... ve ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Sanık ... hakkında tanıklar ..., ..., ..., ... ve sanık ...'un beyanlarının soyut nitelikte olduğu, sanıklar ... ile ...'un kardeş oldukları, bu nedenle beraber görülmelerinin hayatın olağan akışına uygun düştüğü anlaşılmakla; sanık hakkında mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin kanıya varılamadığından tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Sanık ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. C.Sanık ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü sair temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ancak; 1.Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı, güttükleri amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşditin derecesinin tayininde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 2.Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, geçmişte suç kaydı ve sabıkası olmayan, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken; yetersiz ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçelerle takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. D.Sanık ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş; anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış; 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Oluş, kabul ve dosya kapsamına göre; silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içeren faaliyetleri belirlenemeyen sanık ...'un örgüt mensuplarının çamaşırlarını yıkamak, evinde yemek yapmaktan ibaret eylemlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. E.Sanık ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü sair temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ancak; 1.Sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan belirlenen temel cezanın, 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin yedinci fıkrası gereğince indirilmesi sırasında, anılan Kanun maddesinde değişiklik yapan 02.07.2012 tarih, 6352 sayılı Kanunun amacı, gerekçesi, yardım teşkil ettiği kabul edilen eylemin niteliği, meydana gelen tehlikenin ağırlığı gibi hususlar gözetilerek dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun azami hadden indirim yapılması ve belirlenen indirim oranının ilgili ve yeterli gerekçelerinin de karar yerinde gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini, 2.Kabul ve uygulamaya göre; Suç tarihinin, sanığın yardım niteliğindeki en son eylem tarihi olan "03.12.2019" yerine karar başlığında "06.12.2019" olarak gösterilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Sanıklar ... ve ... ile ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde A ve B bentlerinde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.10.2022 tarihli ve 2022/291 Esas, 2022/817 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ile Bölge adli.ye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B.Sanıklar ... ve ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu İle Sanık ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Bilerek Ve İsteyerek Yardım Etme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde C, D ve E bentlerinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 27.10.2022 tarihli ve 2022/291 Esas, 2022/817 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Sanık ...'un üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarı, bozma nedenleri, kaçma şüphesi ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, Dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesi uyarınca Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.