10. Hukuk Dairesi 2023/6136 E. , 2023/8450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1852 E., 2023/410 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/438 E., 2016/611 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulune karar verilmiştir. Kararın davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince da
**10. Hukuk Dairesi 2023/6136 E. , 2023/8450 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1852 E., 2023/410 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/438 E., 2016/611 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulune karar verilmiştir. Kararın davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.11.2018 günlü, 2017/4971 Esas 2018/9853 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozmaya direnen Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Babası üzerinden aldığı ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle iptali ve bu işlemin iptaline yönelik davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında, davacı tarafından yeniden yapılan ölüm aylığı başvurusunun, aynı gerekçeyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu iddia edilerek; 60991618 ... sayılı aylık isteminin reddine ilişkin Kurum kararının iptaline ve ölüm aylığı bağlanması gereğinin tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, aylık başvurusunun 26.03.2010 tarihli denetim raporundaki tespitler ve kesinleşen mahkeme kararına dayalı olarak reddinde mevzuata aykırılık bulunmadığını beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2016 tarihli ve 2014/438 Esas, 2016/611 Karar sayılı kararıyla; "...Davacının, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşama halinin, 20.04.2010 tarihinde... Mahallesi muhtarından nakil alarak adresini .../... adresine nakletmesi ile son bulduğu, 20.04.2010 tarihinden sonra davalı Kuruma yaptığı, yeniden aylık bağlanması talebinin reddedilmesi işlemine gerekçe olabilecek, 5510 Sayılı Yasa'nın 34. maddesinde belirtilen kız çocuklara aylık bağlanmasına ilişkin koşuları taşımadığına ya da 56. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığına ilişkin bir tespit bulunmadığı..." gerekçesine dayalı olarak; "Davanın KABULÜNE, Kurumun 22/10/2014 tarihli işlemin iptaliyle, 20/04/2010 tarihinden itibaren davacıya yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli ve 2017/716 Esas, 2017/802 Karar sayılı kararıyla; "... istemin 14.10.2014 tarihli başvurunun reddi yönündeki işlemin iptaline yönelik olmasına ve aylık koşullarının da bu tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gereği bulunmasına karşın, istem de aşılmak suretiyle 20.04.2010 tarihinden itibaren aylık bağlanması gereğinin tespitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuş ise de, bu aykırılığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği" gerekçelerine dayalı olarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle "1-Davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ... 14. İş Mahkemesi'nin, 30.12.2016 tarihli, 2014/438 E, 2016/611 K sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına; 2-Davanın kabulüne, aylık başvurusunun reddine ilişkin 22.10.2014 tarih, 60991618 ... sayılı Kurum işleminin iptaliyle; davacıya 01.11.2014 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine," karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 26.11.2018 gün ve 2017/4971 Esas, 2018/9853 sayılı kararında; " Somut olayda, davacının talebine ilişkin Kurum tarafından, yeni bir araştırma yapılmadan, kesinleşen davadaki denetmen raporu gerekçe gösterilerek talebi reddedilmiştir. Kesinleşen dava dosyasından sonra artık yeni talebine ilişkin ispat külfeti davacıya geçmiştir. Mahkemece, davacının yeniden aylık talebi için başvuruda bulunduğu 14.10.2014 tarihi sonrası için “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, hususu araştırılmalıdır. Bu kapsamda; davacı ve eşinin kayıtlı olduğu adreslerdeki tüm abonelik kayıtlarını araştırmalı, komşu ve muhtarların tanık olarak beyanına başvurmalı, Kurumdan davacı ve eşinin Medula sistemindeki kayıtlarını getirtmeli, 2014 yılından itibaren hangi şehirlerde tedavi olduklarını sorgulamalı, davacının eşinin kayıtlı olduğu adresteki yaptığı işi, emekli ise maaş aldığı bankayı tespit etmeli, davacı ve eşinin tespit edilen adreslerinde zabıta araştırması yaptırtarak adres beyanlarının doğruluğunu sorgulamalı, kirada oturdukları takdirde kira sözleşmelerini getirtmeli ve tüm delilleri topladıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmelidir." hususlarına işaret edilmiştir. 3.Bölge Adliye Mahkemesi 26.06.2019 tarihli ve 2019/836 Esas, 2019/926 Karar sayılı kararıyla, "...Aylık bağlama koşulları ile kesme nedenleri farklı düzenlemelere konu olup; davacının aylık bağlanması isteminin 506 sayılı Kanun'un 68/I-C Maddesi yönünden yapılacak değerlendirmeyle sonuca bağlanması zorunlu olup; yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğü öncesindeki yasalar uyarınca bağlanmış aylıklar için de uygulanma olanağı bulunduğu kabul edilen 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki kesme nedeninin varlığı tespit edildiği takdirde, yeniden bağlanan aylığın da kesilmesi olanağı bulunacak veya aylık başvurusu üzerine böyle bir araştırma yapılmış ise bu durumda talep reddedilebilecektir; ancak, 2010 yılındaki denetim raporu esas alınarak, mahkeme kararı getirilmediği sürece yeni başvuru konusunda işlem yapılmayacağı yaklaşımının hukuken savunulması olanağı bulunmadığı ve 506 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinde belirtilen koşulların mevcudiyeti konusunda da çekişme bulunmadığından; sıralanan maddi ve hukuki olgular ile bozmaya konu karar gerekçesi ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, bozma gerekçelerine uyulması mümkün görülmediği" gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarih 2020/10-121 E, 2022/302 K. sayılı ilamı ile "... Somut olayda; babası 03.12.1997 tarihinde vefat eden davacının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2003 tarihli ve 2003/366 E., 2003/399 K. sayılı kararı ile anlaşmalı olarak eşinden boşandığı, boşanmanın nüfus kayıtlarına 15.09.2003 tarihinde işlendiği, davacının 11.12.2003 tarihli tahsis talebi üzerine babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, sosyal güvenlik kontrol memuru tarafından düzenlenen 26.03.2010 tarihli ve RT-68 sayılı raporda davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı yönünde görüş bildirilmesi üzerine davalı Kurum tarafından ölüm aylığının kesilerek 18.10.2008-17.09.2010 tarihleri arasında ödenen 12.652,05TL’nin borç çıkarıldığı, davacının bu işleme karşı açtığı davada ... 3. İş Mahkemesinin 12.06.2013 tarihli ve 2011/111 E., 2013/346 K. sayılı karar ile Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 31.12.2013 tarihli ve 2013/16734 E., 2013/26150 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, eldeki davada davacının 10.06.2003 tarihinden itibaren boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını, ölüm aylığının bağlanması için yaptığı 14.10.2014 tarihli başvurunun Kurum tarafından 22.10.2014 tarihinde reddedildiğini ileri sürerek ölüm aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. 39. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ölüm aylığının yeniden bağlanması için 14.10.2014 tarihinde yapılan başvuru davalı Kurum tarafından kesinleşen karar dayanak alınarak reddedilmiş ise de davacının daha önce açtığı ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen ... 3. İş Mahkemesince 12.06.2013 tarihli ve 2011/111 E., 2013/346 K. sayılı kararı boşanmanın muvazaalı olduğu yönünde kesin hüküm oluşturmayıp sözü edilen karar ile davacı ve boşandığı eşinin 18.10.2008-17.09.2010 tarihleri arasındaki dönemde fiilen birlikte yaşadıkları olgusu kesinleşmiştir. 40. Öte yandan kamu düzenini ilgilendiren eldeki davada kendiliğinden araştırma ilkesi uygulandığından ispat yükünün bir tarafa yüklenemeyeceği ve boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşama olgusunun aylık bağlama engeli olduğu gözetilerek 14.10.2014 tarihinden sonraki dönem yönünden davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam edip etmediği konusu açıklığa kavuşturulmalıdır. 41. Bu itibarla davacının ölüm aylığının bağlanması için başvuruda bulunduğu 14.10.2014 tarihi sonrası davacı ve eski eşinin MERNİS’te (Adres Kayıt Sistemi) kayıtlı adreslerinin tespiti ile bu adreslerde fiilen birlikte yaşama olgusu yönünden kolluk araştırması yapılmalı, muhtar ve komşuların tanık olarak beyanına başvurulmalı, kayıtlı olduğu adreslerdeki tüm abonelik kayıtları getirtilmeli, medula kayıtlarında 14.10.2014 tarihinden itibaren davacı ve boşandığı eşin hangi şehirlerde tedavi oldukları sorgulanmalı, davacı ve eski eşin varsa maaş aldığı banka kayıtları tespit edilip kayıtlı adresleri temin edilmeli, ayrıca kirada oturuyorlarsa kira sözleşmeleri getirtilmeli ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 06.01.2023 tarihli cevabi yazısında, "Kurumumuzdan ... tahsis numaralı dosyadan yetim- aylığı talebi bulunan haksahibi ... T.C Kimlik Numaralı ... hakkında ilgi a'daki Müzekkerenize istinaden Kurumumuz Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından hazırlanan ilgideki denetim raporunda adı geçenin 14,10.2014 tarihinden sonra boşandığı eşi ile birlikte yaşamadıkları sonuç ve kanaatine varılmıştır." bilgisine yer verilmiş olup; ayrıca, 14.02.2023 tarihli işlemle davacının 14.10.2014 tarihli talebine dayalı olarak 01.11.2014 tarihinden itibaren aylığın yeniden başlatıldığı ve ödemelerin de ay içerisinde davacı adına gönderileceğinin belirtildiği" gerekçesine dayalı olarak " konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğunu, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamadığını iddia ederek 18.10.2008-17.09.2010 tarihleri arasındaki dönem yönünden Kurum işleminin iptali ile kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması istemiyle açtığı davanın reddi kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesi sonrası boşandığı eşi ile ayrı yaşadığından bahisle ölüm aylığının yeniden bağlanması için yaptığı 14.10.2014 tarihli başvurunun Kurum tarafından reddedildiğini ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanmasına ilişkin eldeki dava bakımından ispat yükünün davacıda olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre 14.10.2014 tarihi sonrasında birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda yapılan araştırma sonucunda toplanacak deliller değerlendirilerek karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.