(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/4347 E. , 2008/4575 K. MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ Mal beyanında bulunmamak eyleminden borçlu ... Güç Elektroniği Bilişim Dış Ticaret Limitet Şirketi yetkilisi hakkında yapılan yargılama sonunda unsurları oluşmayan suçtan beraatine dair İstanbul 4. İcra Mahkemesinin 13/03/2007 tarihli ve 2006/3428 esas, 2007/725 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ... Güç Elektroniği Bilişim Dış Ticaret Limi…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2008/4347 E. , 2008/4575 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ Mal beyanında bulunmamak eyleminden borçlu ... Güç Elektroniği Bilişim Dış Ticaret Limitet Şirketi yetkilisi hakkında yapılan yargılama sonunda unsurları oluşmayan suçtan beraatine dair İstanbul 4. İcra Mahkemesinin 13/03/2007 tarihli ve 2006/3428 esas, 2007/725 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ... Güç Elektroniği Bilişim Dış Ticaret Limitet Şirketi yetkilisinin, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 337. maddesi uyarınca on gün disiplin hapsi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/04/2007 tarihli ve 2007/371 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Tebliğname ile, 1) İstanbul 4. İcra Mahkemesinin, adı geçen borçlu sanık şirkete çıkartılan ödeme emri tebligatının ilgili borçlu şirket yetkilisi araştırılmadan sekretere tebliğ olunması karşısında, sanığın oluşmayan suçtan beraatine ilişkin 13/03/2007 tarihli ve 2006/3428 esas. 2007 /725 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddi yerine, yazılı şekilde karar vermesinde 2) Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin benzer bir olay sebebi ile vermiş olduğu 22/05/2007 tarihli ve 2007/928-1931 sayılı kararında da belirtildiği üzere, icra mahkemesinden verilen itiraza tâbi kararlara 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan ağır ceza mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma yada borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hâllerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep edilmesinde usulsüzlük bulunmadığı ifadesi karşısında, somut olayımızda sanık şirkete tebligatın yapılmamış olması karşısında, tebligat yapılmak ve savunma alınmak üzere dosyanın İstanbul 4. İcra Mahkemesine gönderilmesi yerine, ilgili borçlu şirketin yetkilisi araştırılmadan ve belirlenmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle, kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 17.03.2008 gün ve 2008/15873 sayılı kanun yararına bozma istemlerine müsteniden, Yargıtay C. Başsavcılığının 05.05.2008 tarihli ve K.Y.B.2008/74660 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla; ./.. 2008/4347-4575 Sh:2 GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebliğ mazbatasında gösterilmesi lüzumu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda ise borçlu tüzel kişilik adına çıkarılan ödeme emrinde bu hususların hiç biri yerine getirilmeden tebliğat mazbatasına 02.08.2008 tarihinde “şirketin daimi çalışan sekreteri ... Ocaklı’ya tebliğ edildi” şeklinde şerh düşürülerek tebliğatın yapılması karşısında ödeme emri tebliğinin geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca isnat edilen eylemin oluşmadığı, bir başka anlatımla itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Şirket yetkilisinin kimliği belirtilmeden şikayette bulunulması ve İcra Mahkemesince de borçlu sanığın kimliği yazılmadan ... Güç Elektroniği Bilişim Dış Ticaret Ltd. Şti. yetkilisi hakkında beraat kararı verilmesi ve yine itirazı inceleyen İstanbul 3.Ağır Ceza Mahkemesince de sanığın kimliği belirtilmeden anılan şirket yetkilisinin 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi usule aykırı ise de, şirket yetkilisinin kim olduğu şikayet dilekçesinde belirtilmemişse mahkemenin şirket yetkilisini araştırma zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer taraftan tebliğnamenin (2) nolu kanun yararına bozma istemi hakkında ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere "1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır... “disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir. İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra ./.. 2008/4347-4575 Sh:3 Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, İcra ve İflas Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması ve itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya "itirazın reddine," karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir. Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemeyi kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir. Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığa duruşma davetiyesi tebliğ edilmeden, nüfus kaydı getirtilmeden sanık hakkında açılan davada şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmiş, Ağır Ceza Mahkemesince de itirazın kabulüne ve meşruhatlı duruşma davetiyesi tebliğ edilmeyen ve savunması alınamayan borçlunun savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulü ile yetinilerek anılan eksikliklerin tamamlanması yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle dosyanın İcra Mahkemesine gönderilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulü ile, İstanbul 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2007 tarihli ve 2007/371 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, ./.. 2008/4347-4575 Sh:4 Bozma üzerine 5271 sayılı CMK'nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden; Borçlu ... Güç Elektroniği Bilişim Dış Ticaret Limitet Şirketi yetkilisinin kimliği belirtilmeden açılan davanın İİK’nun 345.maddesi gereğince REDDİNE, şirket yetkilisi hakkında verilen cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.