Başvuru, güvenlik güçleri tarafından Şırnak'ın Cizre ilçesinde terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar sırasında meydana gelen ölüm nedeniyle başta yaşam hakkı olmak üzere anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik güçleri tarafından Şırnak'ın Cizre ilçesinde terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar sırasında meydana gelen ölüm nedeniyle başta yaşam hakkı olmak üzere anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Türkiye'de, PKK terör örgütünün neden olduğu şiddetin sona erdirilmesi amacıyla 2012 yılında başlatılan, yaklaşık üç yıl devam eden ve demokratik açılım olarak adlandırılan süreçte -güvenlik güçlerinin raporlarına göre- terör örgütünün bazı şehirlerde silah ve mühimmat yığınağı yapması sonucu 2015 yılının ortalarından itibaren terör ve şiddet eylemleri özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yoğun olarak yaşanmaya başlamıştır. Şırnak'ın Cizre, İdil, Silopi ilçeleri, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesi, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçeleri, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçeleri ile Muş'un Varto ilçesinde PKK terör örgütü tarafından cadde ve sokaklara hendekler kazılarak barikatlar kurulmuş; patlayıcılar yerleştirilmiş ve bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet kurulmaya çalışılmıştır. Terör ve şiddet olaylarına, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından PKK mensuplarına karşı ortak olarak gerçekleştirilen ve başta Sur, Cizre ve Nusaybin olmak üzere on bir yerleşim biriminde yürütülen askerî operasyonlarla müdahale edilmiştir. Terör örgütü mensuplarının yakalanması, halkın can ve mal güvenliği ile kamu düzeninin sağlanması için yapılan operasyonların gerçekleştirildiği bölgelerin bazılarında 2015 yılının ikinci yarısından başlamak üzere değişen tarihlerde sokağa çıkma yasakları uygulanmış ve bazı yerleşim birimleri geçici süreyle askerî güvenlik bölgesi ilan edilmiştir. Terör örgütü üyelerinin yakalanarak halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla getirilen sokağa çıkma yasakları güvenlik güçlerince yürütülen operasyonların sona ermesinin ardından kaldırılmıştır. Gerçekleşen geniş çaplı operasyonlarda beş yüze yakın güvenlik görevlisi şehit olmuş, iki binin üzerinde terörist etkisiz hâle getirilmiştir (sürece ilişkin detaylı aktarım ile operasyonlara ilişkin arka plan bilgisi için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019; Seyid Narin [GK], B. No: 2018/20156, 18/5/2022; Gülser Yıldırım (2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017). Bu operasyonların gerçekleştirildiği ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı dönemde başvurucuların yakınları çatışmalarda hayatlarını kaybetmiştir. Şırnak ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılıkları ölüm olaylarına dair ayrı ayrı soruşturma yürütmüştür. Söz konusu çatışmaların yeni başladığı, ölüm vakalarının henüz gerçekleşmediği ve/veya tespit edilmediği dönemde 9/2/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi nezdinde yaşam hakkının ihlali iddiasıyla bireysel başvurularda bulunulmuştur (B. No: 2016/2602, 2016/2603). Anayasa Mahkemesinin başvuru formundaki eksiklikler nedeniyle (nüfus cüzdanı, vekâlet vb.) gönderilen eksiklik bildirim yazılarına karşı 26-27/12/2017 tarihlerinde eksiklik tamamlama evrakı (Söz konusu tamamlama evrakında başvurucuların ismi bulunmaktadır.) sunulmuştur. Anayasa Mahkemesi ölüm olaylarına ilişkin soruşturmaların kesin olarak sonuçlanmasının ardından 2018 ve bunu takip eden yıllarda vefat eden kişilerin yakınları tarafından yapılan bireysel başvuruları daha önce yapılan başvurularla (yeni başvuruda bulunanları önceki başvurular içinden kişi yönünden ayırarak) birleştirmek suretiyle karara bağlamıştır. Mevcut başvuruda başvurucu konumunda bulunan kişilerin (Ahmet Karaduman hariç) vefat eden yakınları için yapılan ölümü ve/veya soruşturmaların tamamlanmasını takiben bireysel başvuruda bulunmadığı görülmüştür. Ahmet Karaduman'ın yakını F.K.nın ölümüne ilişkin soruşturmanın tamamlanmasının ardından 2019 yılında yaptığı başvuru ise kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı öğrenmesinden itibaren otuz günlük yasal süre içinde başvuruyu yapmadığı için süre aşımı yönünden kabul edilemez bulunmuştur (Ahmet Karaduman ve diğerleri, B.No:2019/38633, 18/10/2022). Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.