T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/53 KARAR NO : 2026/329 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24.09.2025 NUMARASI : 2024/239 Esas - 2025/569 Karar DAVA: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın yetkisizlik nedeniyle usu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/53 KARAR NO : 2026/329 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24.09.2025 NUMARASI : 2024/239 Esas - 2025/569 Karar DAVA: Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.02.2020 tarihinde düzenlenen bayilik sözleşmesi ile ek protokol uyarınca davalının aylık altı ton tüplü ... alımını taahhüt ettiğini, bu tahhüdün yerine getirilmemesi üzerine Kartal 5.Noterliğinin 04.03.2024 tarihli ihtarı ile sözleşmenin müvekkilince feshedildiğini, ihtarda ayrıca 27.006,57 TL cari hesap borcunun ödemesi, 2 kg. 4863 adet tüp, 12 kg.10589 adet tüp, 45 kg. 57 adet tüp ve 24 kg 38 adet iadesi, süresinde iade edilmemesi halinde rayiç imalat bedelli olan 2.856.110,00 TL'nin ve tüplerin iade edilmemesi sebebi 10.000 USD cezai şartın ödenmesi, davalının sözleşmeye aykırı davranarak feshe sebebiyet vermesi nedeniyle 405.175,32 TL kar mahrumiyeti ile sözleşmenin 5. maddesine aykırılık nedeni ile 253.583,59 TL cezai şartın 10 günde ödenmesinin istendiğini, davalının fesih bildirimine olumlu karşılık vermediğini ileri sürerek, şimdilik 27.006 TL cari hesap alacağının, iade edilmeyen tüplerin imalat bedelleri olan 2.856.110,00 TL'nin şimdilik 1000,00TL'sinin, tüplerin iade edilmemesi sebebi ile sözleşmede belirlenen 10.000 USD cezai şartın şimdilik 100 USD'sinin, sözleşme ve ek protokoldeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi nedeni ile 405.175,32 TL kar mahrumiyetinin şimdilik 1000 TL'sinin ihtarname tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin sözleşmedeki yükümlülüklerini tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmesine rağmen davacının 04.03.2024 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığı zararın Fethiye 7. Noterliğinin 28.03.2024 tarihli ihtarı ile davacıya bildirildiğini, müvekkilinin davacıya tüp borcu, cari hesap borcu, cezai şart, kar mahrumiyetine ilişkin borcu bulunmadığını, tüplerin müvekkilinin uhdesinde bulunmadığını, cezai şart koşullarının oluşmadığını, müvekkilinin yapması gerekenden fazla satış yaptığını, sözleşmenin feshedilmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin davacıdan cari hesap alacağı bulunduğunu, müvekkilinin yerleşim yeri itibarile Fethiye Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak, davanın usul ve esastan reddine, yetki itirazının kabulü ile dosyanın Fethiye Mahkemesine gönderilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Davalı vekili cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunmuş olup, dosya incelendiğinde, davalının gerçek kişi olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan taraflar arasında akdedilen 01/02/2020 tarihli sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı, yine dava dilekçesi ekinde sunulan 01/02/2020 tarihli ek protokolde İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmüştür. Bu durumda davalı gerçek kişi olduğundan sözleşme ve ek protokoldeki yetkiye ilişkin maddenin davalı açısından bağlayıcılığı ve yetki sözleşmesinin geçerli olup olmadığının belirlenmesi için 27/11/2024 tarihli ön inceleme celsesinde davalı gerçek kişi yönünden gerçek kişi tacir araştırması için ara karar oluşturulmuş, TSM ve vergi dairesi yazı cevabına göre davalının vergi dairesi kayıtlarına göre bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 1. Sınıf tacir olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, sözleşme ve ek protokoldeki yetki sözleşmeleri geçerli olduğundan; asıl sözleşmede İstanbul Mahkemeleri yetkili kılınmışsa da aynı tarihli olmakla beraber mahiyeti gereği sözleşmeden sonra imzalandığından ve dava dilekçesinde açıkça davacı ile davalı arasındak sözleşmenin davalının asgari alım taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle feshedildiği ve dava konusu alacakların ise sözleşmenin feshinden kaynaklandığı belirtildiğinden ve asgari alım taahhütlerinin ise ek protokol ile kararlaştırıldığı görüldüğünden, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile aynı tarihli ek protokolde İstanbul Anadolu Mahkemeleri yetkili kılındığı..." gerekçesiyle, davalının yetki ilk itirazının kabulü ile taraflar arasındaki protokolde yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmesi nedeniyle, davanın HMK'nın 116/1-a maddesi uyarınca usulden reddine, talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının yerleşim yerinin Seydikemer ilçesi olması nedeniyle davanın açıldığı tarihte Fethiye Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle mahkemenin dava dosyasının İstanbul Anadolu Mahkemelerine değil Fethiye Mahkemelerine göndermesine karar vermesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dava dosyasının Fethiye Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen 01.02.2020 tarihli, tüplü bayilik anlaşması ve genel şartnamesi ile aynı tarihli ek protokolden kaynaklanan cari hesap, cezai şart, kâr mahrumiyeti ve ariyet bırakılan tüp bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın yetki sözleşmesi gereğince usulden reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 01.02.2020 tarihli, tüplü bayilik anlaşması ve genel şartnamesi ile aynı tarihli ek protokol imzalanmış ve davalı bu kapsamda davacı şirketin bayiliğini üstlenmiştir. Davalının bayilikten kaynaklı edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla davacı tarafından keşide edilen Kartal 5. Noterliğinin 04.03.2024 tarihli ihtarı ile bayilik sözleşmesi fesh edilerek protokol ve sözleşme kapsamında dava dilekçesinde belirtilen alacakların 10 gün içinde ödenmesi istenmiştir. Taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmenin 25.4 maddesinde, bu sözleşmeden doğan ihtilafların çözüm yerinin İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri olduğu kararlaştırılmıştır. Aynı tarihli protokolde ise bu protokolden kaynaklanacak ihtilafların çözümünde İstanbul Anadolu mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu belirlenmiştir. Ek protokol bayilik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu protokolde alınacak asgari akaryakıt tutarı düzenlenmiştir. Davacının asıl davadaki talepleri hem asıl bayilik sözleşmesinden hem de ek protokolden kaynaklanmaktadır. Taraflarca HMK'nın 17. maddesi uyarınca yetki sözleşmesi düzenlenmiştir. Maddede; tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılacağı ifadelerine yer verilmiştir. Somut olayda, her iki taraf tacir olduğundan sözleşmede yer verilen yetkiye ilişkin düzenleme taraflar yönünden bağlayıcıdır. Yetki sözleşmesi ile taraflar arasında münhasır yetkili bir mahkeme belirlenmiştir. Madde metninden anlaşılacağı üzere bir ya da birden fazla mahkeme yetkili olarak tayin edilebilir. Buna göre sözleşmede İstanbul Mahkemeleri yetkili kılınmışken, sadece asgari alım taahhüdünü düzenleyen aynı tarihli protokol için İstanbul Anadolu Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Davalı ise bu iki mahkemeden başka davalının yerleşim yeri olan Fehtiye mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek ilk itirazda bulunmuştur. Davaya bakan mahkemenin bayilik sözleşmesi kapsamında yetkili olduğu ve yetki sözleşmesi ile yetkili kılındığı açıktır. Davalının sözleşme ve protokoldeki yetki şartına rağmen doğru bir yetkili mahkemeyi göstermediği, buna rağmen mahkemece res'en protokoldeki mahkemenin dikkate alarak yetkisizlik kararı vermesi doğru değildir. Zira tarafların bir veya birden fazla yetkili mahkemeyi belirleyebileceği ve İstanbul Mahkemelerinin tarafların sözleşme ile belirlediği yetkili mahkemelerden biri olduğu dikkate alınarak işin esasının incelenmesi gerekmektedir. Son olarak bu yetki kamu düzenine ilişkin ve kesin bir yetki kuralı olmadığından, davalı tarafından talep edilmeyen bir mahkemeye yetkisizlik kararı verilemez. Kaldı ki bu tür bir yetki dava şartı olmadığından, sadece mahkemenin yetkisizliğine ve HMK'nın 20. maddesindeki usul çerçevesinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinilmesi gerekirken, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi de usule aykırı olmuştur. Mahkeme, tarafların imzaladığı yetki sözleşmesi uyarınca yetkili olup işin esasının incelenmesi gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu yetkisizlik kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Yetkisizlik kararı veren mahkemenin yetkili olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu yetkisizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.