3. Hukuk Dairesi 2012/2475 E. , 2012/8445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 2.703,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili, davalı kurumun; eczacı olan müvekkilinin bir hast
**3. Hukuk Dairesi 2012/2475 E. , 2012/8445 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 2.703,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili, davalı kurumun; eczacı olan müvekkilinin bir hastaya reçetede yazılı olmayan bir ilaç vermesi nedeniyle uyarı cezası verdiği, ilaç bedelinin beş katı tutarında 1.063,40 TL cezai şart uyguladığı ve bu reçetelere ilişkin örnekleme yöntemiyle 1.739,95 TL kesinti yaptığını belirterek; söz konusu cezai şart ve uyarı cezasının iptal edilerek kesinti tarihinden itibaren tahsilini ve örneklemeye sokulan reçeteler nedeniyle kesilen 1.739,95 TL'nin kesinti tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; eczacının reçetede yazılı ilaçları hastaya vermekle yükümlü olduğunu, davacının reçetede yazan ilaca karşılık gelebilecek şekilde söz konusu başka bir ilacı davalı kurumun karşılamadığını bildiği halde eşdeğer karşılığı bulunmayan ilacı hastaya teslim edip bedelini davalı Kurumdan tahsil etmek istediğini, bu şekilde davacının protokol hükümlerine aykırı davrandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Yerel Mahkemece, davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek; 1.063,40 TL cezai şart ve uyarı cezasının iptali ile 1.063,40 TL'nin ve 1.646,45 TL'nin kesinti tarihlerinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, taraflar arasındaki protokole uygun olmayan şekilde ilaç verilmesi nedeniyle uygulanan cezai şart ve yapılan kesinti ve bu cezaya mahsuben yapılan kesintinin iptali talebiyle açılan alacak davasıdır. Davacı ile davalı kurum arasında imzalanan protokol hükümleri uyarınca sağlık hizmetinden faydalanan sigortalı ve hak sahiplerinin reçete edilmiş ilaçlarının protokol ve diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda karşılanması öngörülmüştür. Taraflar arasında imzalanan protokolün 6.3.9 maddesinde reçetede yazılı ilaç yerine farmasötik eşdeğer olmayan ilaç verilmesi durumunda yanlış verilen ilaç bedelinin beş katı tutarında cezai şart uygulanarak eczanenin yazılı olarak uyarılacağı ve tekrarı halinde ilaç bedelinin beş katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşmenin feshedileceği ve üç ay süre ile sözleşme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda her ne kadar bilirkişi raporunda, davacı eczacı tarafından verilen ilacın reçetede yazan ilaçların tam muadili olduğu ve rapora ve teşhise uygun olduğu belirtilmiş ise de farmasötik eşdeğer ilaç olmadığı açıktır. Kaldı ki kurum tarafından ödenmeyen ilaca ait etken maddelerin kurum tarafından ödemesi yapılan ayrı kutular halinde verilebileceğine ilişkin olarak protokolde herhangi bir hüküm yoktur. Mahkemece, protokolde bu yönde bir hüküm olmadığı halde, farmasötik eş değeri olmayan ilaç verilmesi nedeniyle kurum tarafından eczane hakkında uygulanan cezai şart ve devamındaki kesintinin Anayasanın 25 ve 56 maddelerine aykırı olduğu yönündeki değerlendirmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Diğer taraftan kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla kamu kurumlarınca tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemek görevinin İdari Yargıya ait bulunduğu, buna karşılık salt özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların ise Adli Yargıda çözümleneceği açıktır. Somut olayda, kurumca verilen uyarma cezasının iptali konusu adli yargının değil idari yargının görev alanına girmektedir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek, idari yargının görev alanına giren uyarma cezasının iptalini içeren talep hakkında görevsizlik nedeniyle talebin reddi cihetine gidilmesi gerekirken talebin kabulü ile uyarma cezasının iptali yönünde karar verilmesi usül ve yasaya uygun görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.