Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmel
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Borçlu hakkında muaccel olan 30.07.2018 tarih ve 71.614,19 TL bedelli ... seri nolu fatura alacağından bakiye kalan 58.649,36 TL asıl borcunu ödememiş olduğundan, Konya .İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla baştılan icra takibine süresi içerisinde 04.12.2020 tarihinde hiçbir borcu olmadığı gerekçesi ile itiraz edilmiştir ve takip durdurulmuştur. Borçlu kötüniyetle takibe itiraz etmiştir, alacağımız bulunmaktadır. Ticari güven sağlayan borçlu şirket ile müvekkil şirket arasında yıllara dayanan alışveriş karşılıklı iş yapılmıştır. Borçlu örnek 7 nolu Ödeme emrini aldıktan sonra, süresi içinde kötüniyetli olarak ve icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz etmiş ve ilamsız takip durmuştur. Davalı (borçlu) tarafından söz konusu faturaların tamamı ticari defterlerine kaydedilmiştir. Bu faturalara ilişkin davalı/borçlu tarafından vergi dairesine BA ve BS formları verilmiştir.Dolayısı ile mal ve hizmet alımına ilişkin vergi dairesine bildirimde bulunduğu açıktır. Bunun aksine itirazın haksız olduğu ve fatura içeriğinde bulunan malların borçlu tarafından irsaliyeli fatura ile iş yerinde teslim alındığı ortadadır. Ayrıca, TTK m 21/2 gereği, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağından; Yukarıda numaraları belirtilen faturaları aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itiraz etmeyen davalı taraf bu faturaların içeriğini kabul etmiş olmaktadır.Yargıtay . Hukuk Dairesi 02.03.1988 tarih E. ... K. ... sayılı kararında,‘’Alım satımlarda her iki yan borçlarını aynı zamanda ifa etmekle yükümlüdürler. Somut olayda kendisine açık fatura gönderilen kişi 8 gün içinde içeriğine itiraz etmemiş olmakla bedelinin ödenmediğini de kabul edilmiş sayılır. Bu durumda bedelin ödendiğini ispat yükümü davalıya, bir diğer deyişle, kendisine fatura gönderilene geçer.’’ şeklinde karar vermiştir. Bu doğrultuda kötüniyetli davalı/borçlu süresi içinde fatura içeriğine itiraz etmediği gibi, faturaları da iade etmemiştir. İtiraz dilekçesinde takipte talep edilen borca ve takibe itiraz etmiştir. Ancak hukuki ilişkiyi reddetmemiştir. Davalı borçlunun itirazlarının yasal bir dayanağı yoktur. Sırf zaman kazanmak amacı ile yapılan bir itirazdır. İcraya verilen itiraz dilekçesi içeriği gerçeklere ve takip konusu belgelere göre gerçeği yansıtmamaktadır. Konya Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya No ve ... Büro No Arabuluculuk dosyası ile davalı/borçlu ile ticari zorunlu arabuluculuk görüşmesi yapılmış fakat yapılan arabuluculuk görüşmesinden netice alınamamış ve anlaşma olmamıştır. Borçlu itiraz dilekçesi ile borçlu olmadığından bahisle itiraz etmiştir. Ödeme belgesi sunamamıştır. Borçlunun itirazı yersiz ve kötü niyetlidir. Takibe konu faturaya, teslim belgesine, hukuki ilişkiye,faturanın içeriğine davalı tarafından hiçbir itiraz olmamıştır. Borçlu itiraz dilekçesi ile borçlu olmadığından bahisle ödeme emrine itiraz etmiştir. Müvekkilin davalı şirketten alacağı sabittir. Bu duruma rağmen ödeme yapılmayarak mağdur edilen müvekkilin alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de kötü niyetli olarak itiraz edilerek daha fazla mağdur edilmiştir. Bu nedenle işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur." şeklinde dava açılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Mezkur dosyada davalı .... Tic. Ltd. Şti. Vekiliyiz. Dava dilekçesi ve tensip zaptı 29/12/2021 tarihinde Tebligat Kanunu m. 21/2'ye göre tebliğ edilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; 30/07/2018 tarihli, 71.614,19 TL bedelli ve ... seri numaralı faturadan kaynaklı 58.649,36 TL bakiye alacakları olduğunu, bu alacağa istinaden Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini, tebliğ edilen faturaya süresi içerisinde itiraz etmeyen müvekkil şirketin fatura münderecatını kabul etmiş sayıldığını, müvekkilin icra takibine itirazında faturaya, teslim belgesine, hukuki ilişkiye ve faturanın içeriğine itiraz etmediğini, bu itirazın kötü niyetli olduğunu iddia etmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olup kabulü mümkün değildir. Bu sebeple süresi içinde cevaplarımızı sunuyoruz. Şöyle ki; Davacı tarafça müvekkil şirketin faturaya süresi içinde itiraz etmemesi nedeniyle fatura münderecatını kabul ettiği iddia edilmiştir. Ancak bu iddianın kabulü mümkün değildir. Burada malın teslim edildiğine dair ispat yükü, davalı taraftadır. TTK. m. 21/1 uyarınca, fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunması şarttır. Fakat, borç ifa edildikten sonra düzenlenip verilmesinden hareket edildiği söylenemeyeceği için; bu hükme (TTK. m. 21/1) dayanılarak, itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü veya menfaatin sağlandığını göstereceği de söylenemez. TTK. m. 21/2’de ise; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır. Buradaki kabul edilmiş sayılan içerik (münderecat); satılan malın veya yapılan işin adedi, türü, tutar gibi, faturaya yazılması olağan hususlar olabilir. Bu hükme göre de itiraza uğramayan fatura; malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü vs. borcun ifa edildiğini göstermez. Uyuşmazlık halinde, malın teslim edildiğini, işin yapıldığını vs. borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderenin (satıcı, işi yapan), usulüne uygun olarak ispat etmesi gerekir (TMK. m. 6; HMK. m. 190/1). İzah ettiğimiz üzere dava konusu faturanın içeriğini oluşturan malların müvekkil şirkete teslim edildiğini ispat etme yükümlülüğü davacı taraftadır. Bu hususta teslimi net olarak gösteren herhangi bir belge sunamaması halinde müvekkilimizin söz konusu faturalardan sorumlu tutulamayacağı açıktır. Nitekim yerleşik içtihatlar da bu yöndedir. Yargıtay . Hukuk Dairesi’nin 05.02.2020 tarihli, ... E. ... K. sayılı ilamında “fatura tek başına alacağın varlığına delil olmadığı gibi davalının da söz konusu makbuzların altında imzası yoktur. Hemen belirtmek gerekir ki teslim hukuki bir işlem olup, ancak yazılı delille ispat edilebilir, bu hususta da delil bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” Şeklinde hüküm kurularak faturaya konu malların alacaklı tarafından teslim edildiğinin ispat edilememesi durumunda faturadaki alacağı talep edemeyeceği düzenlenmiştir. Davacı tarafça fatura konusu mallar müvekkil şirkete teslim edilmemiştir. Bu sebeple içeriğindeki mallar teslim edilmeyen faturadan dolayı, müvekkil şirket borçlu değildir. Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte faturaya konu mallar davalı tarafça teslim edilmiş olsaydı dahi müvekkil şirket borçlu değildir. Zira takip dayanağı olan fatura incelendiğinde kapalı fatura niteliğinde olduğu görülecektir. Ticari teamül gereği fatura münderecatının altında imza ve kaşe bulunması halinde bu faturanın kapalı fatura niteliğinde olacağı kuşkusuzdur. Kapalı fatura, fatura konusu mal veya hizmetin bedelinin peşin ödendiğine karine teşkil etmektedir. Davacı taraf bu karinenin aksine bir iddiada bulunmakta ise yazılı belge ile ödemenin olmadığını ispat etmelidir. Bu hususta ispat yükü, bahsi geçen karinenin aksini iddia eden davacı taraftadır. Nitekim yerleşik içtihatlar da bu yöndedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ve 07/06/2016 tarihli kararında "...Dava, irsaliyeli faturalara dayalı icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. Fatura içerisine alt kısma atılan satıcı kaşe ve imzası faturayı kapalı fatura haline getirir. Kapalı fatura mal bedelinin ödendiğine karinedir..." şeklinde hüküm kurularak kapalı faturanın ödemeye karine teşkil edeceği ve bunun aksini ispat etme yükümlülüğünün alacaklıda olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple kapalı fatura niteliğindeki faturalardan müvekkil şirketin herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Davacı tarafın bir diğer iddiası da takibe itirazımızın faturaya, teslim belgesine, hukuki ilişkiye ve faturanın içeriğine itiraz etmediğidir. Ancak bu iddianın kabulü mümkün değildir. Zira borçlu taraf itirazında herhangi bir sebep bildirmek zorunda değildir. Borçlunun itiraz ederken borçlu olmadığını belirtmesi durumunda bunun borca dair hiçbir iddiayı kabul etmediği anlamına geleceği açıktır. Bu sebeple davacı tarafın bu konudaki iddialarının kabulü mümkün değildir. Alacaklının borca yönelik hiçbir iddiasını, sunduğu hiçbir belgeyi kabul etmiyoruz. Açıkladığımız bu sebeplerle müvekkil şirketin borca itirazı haksız ve kötü niyetli değildir. Zira müvekkil şirketin borçlu olmadığı bir takibe itiraz etmesi en oğal hakkıdır. Bu sebeple davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekmektedir. Ancak müvekkil şirketin takip konusu faturaya dayalı herhangi bir borç yoktur. Yapılmış olan takip haksız ve kötü niyetlidir. Bu sebeple davacı taraf aleyhine dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ediyoruz. Neticeten; Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında yürütülen ilamsız takipte, davacı müvekkilin herhangi bir borcu bulunmadığından; işbu takipte müvekkilimizin itirazının kabulü ile takibin iptaline ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etme zorunluluğu hâsıl olmuştur." şeklinde cevap verilmiştir.