(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/67393 E. , 2013/10886 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik, Nitelikli Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1-Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamın…
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/67393 E. , 2013/10886 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik, Nitelikli Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1-Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2-Sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; müşteki ...'a ait çek karnesinin çalındığı, müştekinin bu durumu ilgili bankaya bildirdiği, daha sonra bu çeklerden 30.12.2005 keşide tarihli 0360143 seri numaralı 1.730.000.000 TL bedelli çekin sahte imza ile imzalanmış bir şekilde sanıklardan ...'in eline geçtiği, sanıkların suç tarihinde katılan ...'ın ayakkabı dükkanına gittikleri ve aldıkları 200 çift ayakkabı karşılığında suça konu çeki sanık ...'ın ciro etmeden katılana verdiği, diğer sanık ...'nin de kardeşi sanık ... yanında müdahile "çek sağlam, ben kefilim" diyerek sahte çeki müdahilin almasını sağlamak için diğer sanığa yardımcı olarak eyleme iştirak ettiği, çek arkasında ilk ciranta olarak görünen ... ...'yı sanıklar ve katılanın tanımadıkları, suça konu çekteki imzanın müşteki ...'a ait olmadığının Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenmiş raporda tereddütsüz olarak belirlendiği olayda; sanıkların üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ..., sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir. İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19.maddesi ile değişik TCK'nın 158/1.fıkrasına eklenen “... Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” son cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158.maddenin 1.fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 52.maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3.fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61.maddesinin 8.fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. 5237 Sayılı TCK'nın 158.maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK'nın 61.maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; otakdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınmak suretiyle adli para cezasının belirlenerek fazla adli para cezası tayini,Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanıkların adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine, "sanık ...'in, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi gereğince haksız menfaatin 17.30 TL karşılığı 173 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 144 gün karşılığı, 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilerek sonuç olarak 2880 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi gereğince haksız menfaatin iki katı olan 3460 TL karşılığı 173 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 39.maddesi gereğince ½ indirim yapılarak 86 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına aynı kanunun 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 71 gün karşılığı 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilerek sonuç olarak 1420 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3-Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde; Katılan ...'ın 10.07.2007 tarihli savcılık ifadesinde çekin kendisine ... tarafından verildiğini beyan etmesi böylece bu sanık tarafından kullanıldığının anlaşılması karşısında; çek üzerinde cirosu bulunmayan ve çek sahteciliğine katıldığı anlaşılamayan sadece "çek sağlam ben kefilim" demek suretiyle dolandırıcılık eylemine katılan ...'in beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, diğer hususlar incelenmeksizin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.