T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/365 - 2026/251 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/365 KARAR NO : 2026/251 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACILAR :1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1 -... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2 -... VEKİLLERİ : …
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/365 - 2026/251 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/365 KARAR NO : 2026/251 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACILAR :1-... 2-... 3-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1 -... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2 -... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... MÜTEVEFFA : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 26/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/01/2026 ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü saat 19.50 sıralarında davalılardan ...'in kullanmakta olduğu kendisine ait ... plakalı kamyonet ile D-400 karayolu üzerinde ... Mahallesi istikametinden ... istikametine doğru seyir halinde iken sağ şeritten sol şeride geçiş ihlali yaptığı esnada aynı istikamette seyir halinde olan davacı müvekkillerinin murisi ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet sol şeritten arkadan geldiği esnada kamyonetin sol ön kısmına çarptığını ve olay neticesinde ağır yaralı olarak kaldırıldığı ... Devlet Hastanesinde vefat ettiğini, kazada asli kusurlu bulunan ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin ... Tarafından trafik sigorta poliçesi ile sigortalandığını ve müvekkillerinin kazadan kaynaklanan cismani zararlarının bu sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, söz konusu kaza neticesinde hayatını kaybeden ... 'in ardında eşi ... ve çocukları ... ve ...'in kaldığını, müvekkillerinin murisi ...'in aylık gelirinin 5.000 TL'nin üzerinde olduğunu, Muris ...'in yasal mirasçılarının eşi ... ve çocukları ... ile ... olduğunu, bu davaya konu kaza nedeniyle müvekkillerinin uğramış oldukları maddi zararların (destekten yoksun kalma tazminatı) davalı sigorta şirketinden tahsil edilerek müvekkillerine ödenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketine zorunlu yazılı başvuru şartının taraflarınca.... tarihli başvuru dilekçesi ile yerine getirildiğini, bu başvuru neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından 194.594,00 TL tutarında tazminat hesabı yapıldığını ve hesaplanan tazminat tutarının az olduğu yönündeki itirazlara olumlu bir dönüş yapılmamış olmasından dolayı bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, müvekkillerinin murisi ...'in yapmış olduğu iş ve aylık geliri göz önüne alındığında destekten yoksun kalınan miktarın davalı sigorta şirketi tarafından hesaplanan tutarın çok üzerinde olduğunu, kaldı kı; söz konusu kaza sebebiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılmış olan .../... numaralı soruşturma dosyasında aldırılmış olan bilirkişi raporuna göre davalı sigorta şırketı nezdinde sigortalanmış olan kamyonet sürücüsünün %70 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ayrıca davaya konu kaza sebebiyle hayatını kaybeden ...'in eşi müvekkili ... lehine genç yaşta(34) eşini kaybettiğini ve iki küçük çocuk ile yalnız başına kalmış olmasından dolayı acı ve elem duyduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ... lehine vefat eden eşi için 10.000,00 TL, ... lehine vefat eden babası için 10.000,00 TL ve ... lehine 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL cismani zarardan kaynaklı maddi tazminatın davalılar ... (sigorta poliçesinde belirtilen limit dahilinde) ve ...'den müşterek ve müteselsilen kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte tahsiline ve müvekkillerine ödenmesine, ... lehine vefat eden eşi için 300.000,00 TL, ... lehine vefat eden babası için 150.000,00 TL ve ... lehine 150.000,00 TL olmak üzere toplam 600.000,00 TL cismani zarardan kaynaklı manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte tahsiline ve müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde kaza tarihini kapsayan ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, bu poliçedeki kişi başı sakatlık ve ölüm teminatlarının ise kaza tarihi itibariyle kişi başına 360.000,00-TL olduğunu, Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğunu, zorunlu sigorta limitlerine göre temin edeceğini, ayrıca manevi tazminat ve tedavi gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun, sigortalı aracın kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere dosya içerisinde resmi belge bulunmadığından hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, yaralanan ve / veya maluliyetinin olduğunu iddia eden davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespiti gerektiğini, dosyada mübrez belgelerden anlaşılacağı üzere müteveffanın aracı kullanırken alkollü olması hususunun yapılacak aktüer hesaplamasında ve kusur incelemesinde dikkate alınması gerektiğini, davacının kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatlar araştırılmalı, varsa mahsup edilmesi gerektiğini belirterek, haksız davanın reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkiline atfetmiş olduğu 70 oranın da kusuru kabul etmediklerini, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusursuz olduğunu, dosya kapsamında bulunan görüntülerden; müvekkilinin kamyonetinin sağa doğru yanaşarak bayram trafiği nedeni ile (ramazan bayramı dolayısı ile 9 günlük tatil) yoğun araç geçişini beklediği ve araçların geçişi durduktan sonra ve yol açıldıktan sonra arkasını kontrol ederek yolun boş olduğunu gördükten sonra sola doğru hareket ettiğinin görüldüğünü, müvekkilinin bu hareketleri yolu kontrol ettiği ve boş olduğu zamanı beklediğini gösterdiğini, kaldı ki zaten markete ait güvenlik kamerasından müvekkilinin sola yanaşmaya başladığından yani hareket ettiğinde yine motorsikletin henüz yolda olmadığının da görüldüğünü, mahallinde keşif yapıldığında görülecek olduğu üzere; her ne kadar kaza tespit tutanağına alınmamış olsa da kaza öncesinden ... yönünde bir virajin var olduğu ve bu virajdan kaynaklı da motorsikletin çok süratli olduğu nedenle daha önceden müvekkilinin aracını görmediği aynı şekilde ...'in çok süratli bir şekilde gelen maktülün sürat motorunu görmediğinin açık olduğunu, ancak bu virajdan sonra uzun bir düzlük olduğunu, işte bu düzlükte motorsiklet sürücüsünün çok süratli olması nedeniyle sola yanaşmak için hareket eden müvekkilinin de artık çarpışmayı önleyemez hale geldiğini, bayram tatili dolayısı ile kız arkadaşı ile birlikte maktülün 100 promilin üzerin de ve sürat motoru ile eğlenme maksatlı çok süratlı olduklarının açık olduğunu, bu bayram tatili araç trafik yoğunluğun da müvekkilinin 3. bir araca çarpmamış olmasının da müvekkilinin kusurlu bir hareket yapmadığı ve kusursuz olduğu ve kazanın oluşumunda davacıların murisinin tamamen kusurlu olduğunu ispatlayan diğer bir gerçeklik olduğunu düşündüklerini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ... TARİHLİ KARARI: Davacıların maddi tazminat davalarının değer arttırma dilekçesi doğrultusunda kabulü ile; davacı ... yönünden 2.178.259,74-TL (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ve garameten sorumlu olduğu kısım olan 239.595,06-TL'sinden sorumlu olmak üzere ) davacı ... yönünden 446.152,95-TL (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ve garameten sorumlu olduğu kısım olan 49.074,06-TL'sinden sorumlu olmak üzere ) davacı ... yönünden 306.588,56-TL (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ve garameten sorumlu olduğu kısım olan 33.722,84-TL'sinden sorumlu olmak üzere ) toplam 2.931.001,25-TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi poliçe limiti ve garameten sorumlu olduğu kısımların toplamı olan 322.391,96-TL'sinden sorumlu olmak üzere ) davalı ...'den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden ise dava tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile; davacı ... yönünden 150.000,00-TL manevi tazminat, davacı ... yönünden 100.000,00-TL manevi tazminat, davacı ... yönünden 100.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 350.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili; müvekkillerinin murisinin alkollü olmasının kazanın meydana gelmesinde doğrudan etkisinin olmadığını, bu hususun dosya kapsamında alınan raporlarda da belirtilmiş olup bu nedenle raporda atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, davalının %100 kusurlu kabulü ile karar verilmesi gerektiğini, kazadan sonra müteveffanın eşi ve çocuklarının bir başlarına kaldıklarını, çocukların yaşları itibariyle babalarının desteği ve sevgisine en çok ihtiyaçları olduğu dönemde bundan yoksun kaldıklarını, hem maddi hem manevi olarak çok yıprandıklarını ve bir çok zorluk çektiklerini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda hesaplanan tutarların hatalı ve kabulü mümkün olmadığını, TRH-Prograsif Rant Yöntemi esas alınarak rapor alınmasının hatalı olduğunu, teknik faiz uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, davacının motosiklet sürücüsü olup kask, dizlik, emniyet kemeri v.s koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının tespiti gerektiğini, koruyucu tertibat kullanmamış ise müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin haricen aldırdığı rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, ceza soruşturması esnasında uzlaştırma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini, uzlaşma sağlandıysa açılan davadan feragat edilmiş sayılacağından davanın esasına girilmeden reddinin gerektiğini, poliçe teminatının dışında olan taleplerin reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin aleyhine hüküm kurulması durumunda tahkim başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müteveffanın hal kayıt sisteminde kaydının olmadığını, Çiftçi Kayıt Sisteminden gelen müzekkere cevabında da bir tutarsızlık bulunduğunu, müteveffanın 2 asgari ücret hesabı yapabilecek gelirinin bulunmadığının da SGK'dan gelen cevabi yazıdan anlaşıldığını, bu yönden müvekkiline maddi tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, davalılardan sigorta şirketi cevap dilekçesinde poliçe limitinin 360.000,00 TL olarak belirtilmişken ilk derece mahkemesinin hükmünde davalı sigorta şirketinin müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tuttuğu ve karar verdiği kısmın 360.000,00 TL'den eksik olmasının da hukuka aykırı olduğunu, ilk derce mahkemesince fahiş bir maddi tazminat miktarının ve fahiş faiz oranı üzerinden hukuka aykırı karar verdiğini, müteveffanın alkollü olduğu tespitinin de görmezden gelinerek müvekkilinin %85 kusur ile karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK ..., ...) Somut olayda ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonetin, davacıların desteği olan ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'e çarpması neticesinde davacıların desteği olan...'in vefat ettiği, mahkemece alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü ...'in % 85 oranda kusurlu olduğu, davacıların desteğinin tali (%15 oranda) kusurlu olduğu, buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacı eş ..'nin ev hanımı olup dul- yetim maaşı almakta olduğu, diğer davacılardan ...'ın olay tarihinde 10 yaşında, ...'in de 6 yaşında olduğu, davalı ...'in ise emekli olup halen mahalle muhtarlığı yapmakta olduğu, buna göre tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacı eş ve çocuklar ile müteveffanın yaşı, davacıların ölene yakınlıkları, paranın satın alma gücü ve olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın takdire göre yerinde olduğu anlaşılmış, bu nedenle davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacılar murisinin trafik kazası neticesinde vefat etmiş olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalara göre, kazanın ... tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15 yıllık zamanaşımı süresinin ...tarihinde dolacağı, davanın ise... tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğunu anlaşılmakla davalı ... vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 54/1-a ve 48/5 maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK'nun 48/5 maddesindeki kuralı ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilmiştir. ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ../.. soruşturma sayılı dosyasında alınan ... tarihli kusur raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'in kazanın oluşumunda % 70 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in % 30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarihli raporda, sürücü ...'in kazanın oluşumunda % 100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ... Fen Heyetinden oluşturulan 3'lü bilirkişi kurulundan alınan ... tarihli bilirkişi raporunda, davalı sürücü ...; yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu halde yönetimindeki araç ile karayoluna çıkmakla, kavşak düzenlemesi bulunmayan bir kesimde, üstelik sola dönüş kurallarına aykırı olarak önce yolun sağ kenarına yanaşıp, sol gerisinden yaklaşmakta olan trafiği yeterince dikkatle kontrol etmeden (U) dönüşü yapmak için sola doğru manevra yapmakla, sol şerit üzerinde seyir halinde olan yakın mesafedeki davacılar yakını motosikletlinin seyir şeridini kapatarak olayın önlenebilirliğini imkansız kılmakla, sol gerisinden yaklaşmakta olan motosikletlinin geçmesini beklememekle, ilk geçiş hakkını motosikletliye vermemekle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 46. Maddesi, 48. Maddesi ile 53. madde (b) bendi ve 67. madde (a) bendi hükümlerine aykırı davranarak 84. maddede sayılan asli kusurlu hallerden manevraları düzenleyen genel şartlara uymamakla, meydana gelen olayda birinci derecede ve % 85 oranda kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü ...; yasal sınırın üstünde alkollü olduğu halde yönetimindeki araç ile karayoluna çıkmakla, motosikletler için azami hızın 90 km/s olduğu olay yerinde daha yüksek bir hızla seyretmekle, yönetimindeki aracının hızını; aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gereklerine göre ayarlamamakla, sağ ön ilerisindeki kamyonetin yakın mesafeden sola doğru manevra yapması üzerine önlem almaya fırsat bulamadan bu aracın sol ön kesimine, sol şerit üzerinde çarpmakla, olayın oluşumu dikkate alındığında yakın mesafeden seyir şeridini kapatan kamyonete çarptığı dikkate alındığında olayın oluşumunda kusursuz bulunmakla beraber, hızının olayın sonucuna etkisi nedeniyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesi ile 52. madde (b) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davranmakla, meydana gelen olayda ikinci derecede, % 15 oranında kusurlu olduğu, zira motosikletlinin, yakın mesafeden seyir şeridine dönüş yaparak seyir şeridini kapatan kamyonete karşı alabileceği bir tedbir bulunmadığı dikkate alındığında olayın oluşumunda kusursuz olduğu anlaşılmakla beraber, motosikletin hızının olayın sonuca etkisi olduğu dikkate alındığında motosiklet sürücüsüne kusur atfedilmemesi uygun bulunmamış, motosiklet sürücüsünün olayın oluşumunda kusursuz olduğu dikkate alındığında, sadece hızına bağlı olarak %30 oranında kusur atfedilmesinin de uygun bulunmamış olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ... Fen Heyetinden aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmiş olduğu anlaşıldığından davalılar vekilleri ve davacılar vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Taraf vekillerinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin ... E.K sayılı ... günlü kararı sonrasında Yargıtay .... Hukuk ve sonrasında Yargıtay .... Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve ...Esas ve ... karar sayılı kararları, ... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile dinlenen tanık beyanları, müteveffanın SGK hizmet dökümü, İstiklal Vergi Dairesi'nin cevabi yazısına göre müteveffanın ...' den itibaren ses ve görüntü cihaz işi ile ilgili vergi kaydı ve beyannameler, Tarım Kredi Kooperatifi ve Çiftçi Kayıt Sistemi, tapu kaydı ile TAKBİS sorgusu ve .. tarihli ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre müteveffanın aylık 2500 TL geliri olduğu ve elektronikçi olduğu tespitine göre aylık 2 asgari ücret gelir baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlenerek davacıların zararının belirlendiği anlaşılmış, diğer yandan davalı sigortanın poliçe limiti 360.000,00 TL olup müteveffanın anne ve babasının payları da ayrılmak suretiyle müteveffanın eşi ve çocukları için garameten hesaplama yapılmasının yerinde olduğu kanaatine varılmış, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. ... vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili müteveffanın kask takıp takmadığının araştırılmamış olmasının hatalı olduğunu, müteveffanın müterafik kusurunun bulunduğunu ileri sürmüştür. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve eki belgeler incelendiğinde müteveffanın kask takıp takmadığının tespit edilemediği anlaşılmış ise de, ... tarihli ölü muayene tutanağı incelendiğinde müteveffanın sağ femurda kırık oluştuğu, çoklu organ yetmezliği nedeniyle vefat ettiğinin belirtildiği anlaşılmış, kafa bölgesinde yaralanma olduğuna dair bilgi mevcut olmadığından müterafik kusura ilişkin davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalılar vekillerinin faiz başlangıç tarihine ve faizin türüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı ... vekili kaza tarihinden faiz başlatılmasının hatalı olduğunu ve ıslah edilen kısım için faizin ıslah tarihinden başlatılması gerektiğini savunmuş, davalı sigorta vekili ise ancak başvuru tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceklerini, faizin türünün avans olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Somut olayda uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu nedenle davalı araç sürücüsü ve işleteni ... yönünden kaza tarihinden faiz hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sigorta şirketinin ise poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde ya da başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Dosya kapsamı incelendiğinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığına dair dosyada yeterli belge/ bilgi bulunmadığı görülmekle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan davalı sigorta şirketi vekili her ne kadar mahkemesince hükmolunan tazminata uygulanan faizin avans faizi olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının yaralanmasına sebebiyet veren ve davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı aracın ruhsat bilgilerine göre kullanım amacının hususi olduğu, kaldı ki mahkemece "yasal" faize hükmedilmiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. Davalı...vekilinin uzlaşmaya yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı sigorta vekili, soruşturma aşamasında taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılmamış olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/19. bendinde ise "...uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmü yer almakta olup buna göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılıyor idi. Ancak; 18.10.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli, 2023/43 E, 2023/141 K sayılı kararı ile "...Bu bağlamda uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmanın sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağını düzenleyen kuralla ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklenmiştir. Başka bir deyişle kuralda yargının iş yükünün azaltılması amacıyla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlama arasında makul bir denge kurulamamıştır. Bu itibarla kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir. ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; CMK'nın 253/19. maddesi anlamında usulüne uygun bir uzlaşma tutanağının mevcut olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacılar vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 224.125,20-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 61.537,77-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 162.587,43 TL'den 106.320,36-TL'sinin davalı ...'den geri kalan 56.267,07-TL'sinin ise davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacılar, davalı ... ve davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin tarafların kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.26.01.2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.