T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/79 Esas KARAR NO: 2026/131 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2025/274 Esas - 2025/930 Karar TARİHİ:26/09/2025 DAVA :Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/79 Esas KARAR NO: 2026/131 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2025/274 Esas - 2025/930 Karar TARİHİ:26/09/2025 DAVA :Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin halka açık anonim bir şirket olduğunu, müvekkillerinin davalı şirketin imtiyazlı pay sahiplerinden olduğunu, 21/01/2025 tarihli genel kurula katılarak olumsuz oy kullandıklarını, tutanağa da muhalefetlerini geçirdiklerini, müvekkillerinin TTK 439.maddesinde ön görülen yirmide birinden daha fazla pay ve imtiyazlı oy hakkına sahip olduklarını, şirketin 21/01/2025 tarihli genel kurulunda müvekkillerinden bir kısmının TTK 438.maddesi uyarınca özel denetçi tayini talep edildiğini, ancak divan başkanı tarafından gayri hukuki bir şekilde genel kurulun onayına dahi sunulmadan reddedildiğini, bu sebeplerle açılan davanın kabulüyle davalı şirkete TTK 438 ve 439 maddesi uyarınca Şirket nakit varlıklarından bir kısmının tarafından usulsüz gelir kaydıyla Şirket dışına çıkarılarak Şirket aleyhine Şirket yönetiminden bazı kişiler lehine maddi menfaat sağlanıp sağlanmadığı, şirkete ait üretim araçlarının emsallerinin altında satılarak, gerçeğe aykırı fatura ve muhasebe kayıtlarının oluşturulup oluşturulmadığı, bu şirket aleyhine, Şirket yönetiminden bazı kişiler lehine maddi menfaat sağlanıp sağlanmadığı, şirkete ait Kırklareli Lüleburgaz ilçesinde bulunan taşınmazlar ile İstanbul İli Şişli ilçesinde bulunan taşınmazların emsallerinden düşük bedelle satılarak, şirket aleyhine, Şirket yönetiminden bazı kişiler lehine maddi menfaat sağlanıp sağlanmadığı, şirket stoklarında bulunan konfeksiyon ürünlerinin maliyet altında fiyatla satılarak üçüncü kişi veya kurumlar ile Şirket yönetiminden bazı kişiler lehine şirket aleyhine, maddi menfaat sağlanıp sağlanmadığı, mamul kumaşların bazı müşterilere maliyetinden ve toplamda ortalama satış fiyatından daha düşük birim fiyatla ve uzun ödeme vadeleriyle satılarak Şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, yönetim kurulu kararı ve onayı olmadan emsallerinin üzerinde bir maliyetle güneş enerjisi santrali yatırımı yapılarak Şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, şirket konfeksiyon ürünlerinin satışına ilişkin zamanlamaya aykırı olarak stok alıcılarına maliyetinden ve piyasa rayicinden daha düşük fiyatla satılarak şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı hususlarının tespit edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kanunun ön gördüğü 3 aylık süre içerisinde açılmadığını, 21/01/2025 tarihli toplantının bir mahkeme kararı ile yalnızca tek bir gündem ile sınırlandırılan bir olağanüstü genel kurul toplantısı olduğu, Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/208 Esas sayılı dosyasından vermiş olduğu kararın kabinde şirketin devamlılığı ilkesi gereğince bir an önce yeni yönetim kurulu seçilebilmesi adına yapılacak olağanüstü genel kurulu tek gündem ile bilinçli bir şekilde sınırlandırdıklarını, bu nedenle davacıların taleplerinin bu olağanüstü toplantının konusu olmadığını, davacıların dilekçelerinde şirkette yolsuzluk olduğunu iddia ettiklerini, ancak bu soyut iddialarını destekleyecek hiçbir belge ve bilginin dosyaya sunulmadığını, davacıların özel denetçi talebinin 05/07/2024 tarihli genel kurulda değerlendirildiğini ve genel kurul tarafından yapılan oylama ile kabul edilmediğini, davacıların yapmak istediği hususun şirketin yönetilemez bir duruma sokmak olduğunu, davacıların dilekçelerinde belirttiği bazı iddialar ile ilgili müvekkili şirkete yazılı bir başvuruda dahi bulunulmadığını, iddiaların ticari nitelikli konular olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketten bu konulara ilişkin bilgi ve belge talebinde bulunulması gerektiğini, şirketin halka arz bir şirket olması nedeniyle ... ve diğer kamu kurumlarınca sıkı bir denetime tabi olduğunu, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/255 Esas sayılı dosyasından geçici mühlet verildiğini, bunun sonucu olarak şirkete 3 tane konkordato komiseri görevlendirildiğini, bu sebeplerle şirkete özel denetçi tayini talebinin zaten bu aşamada hukuki yararı bulunmaması nedeniyle reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 26/09/2025 tarih ve 2025/274 Esas - 2025/930 Karar sayılı kararında;"......Somut olayda; davacıların talebinin TTK 439 maddesi kapsamında özel denetçi atanmasına ilişkin olduğu, davadan önce davacılar tarafından yapılan başvuru üzerine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/255 Esas sayılı kararı şirket yönünden geçici mühlet verildiği, şirkete üç adet konkordato komiserinin görevlendirildiği, şirketin komiserlerin denetimi ve onayı ile iş ve işlemlerin yürütüldüğü bu nedenle davacılar tarafından davalı şirkete özel denetçi tayin edilmesi gerektiği hususunda somut delil sunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş'nin İstanbul Ticaret Siciline kayıtlı bir anonim şirket olduğunu, davalı şirketin olağanüstü genel kurulunun 21/01/2025 tarihinde şirket merkezinde yapıldığını, davacı müvekkillerin ... A.Ş'nin B grubu imtiyazlı pay sahiplerinden olduğunu, 21/01/2025 tarihli genel kurula katılarak tutanağa muhalefet şerhlerini eklettiklerini, müvekkillerin TTK'nın 439 maddesinde öngörülen sermayenin 1/20'inden daha fazla pay ve imtiyazlı oy hakkına sahip olduklarını, şirketin 21/01/2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda davacı müvekkillerden 1, 2, 3 sıra numarasında yazılı olanlar tarafından TTK'nın 438 maddesi uyarınca özel denetçi tayini talep edilmişse de bu talebin divan başkanı tarafından gayrı hukuki bir şekilde genel kurulun onayına dahi sunulmadan reddedildiğini, Halka açık şirkette son derece vahim yolsuzluk ve usulsüzlükler vuku bulduğundan ve şirket bu nedenle iflasın eşiğine geldiğinden ve konkordato sürecinde olduğundan TTK'nın 439 maddesinde ifade edilen özel denetçi tayini talebiyle işbu dava dosyasının ikame olunduğunu, özel denetçi atanması taleplerinin reddedildiğini, ancak yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Şirket ve pay sahiplerinin zarara uğratıldığının kesin olarak ispatlandığını, 21/01/2025 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında müvekkiller tarafından talep edildiği halde divan başkanı tarafından bağımsız denetçi taleplerinin oylamaya dahi alınmadığını, nitekim şirket içerisindeki usulsüzlüklerin bizzat yerel mahkeme dosyasında bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporda açıkça tespit edildiğini, Şirket tarafından şirket yönetim kurulu başkanının yakın arkadaşına ait olan ... Şti'ye art arda piyasa rayicinin yaklaşık 1/3 fiyatına satışlar yapıldığını, bu satışlarla alakalı olarak Genel Kurullarda yöneltilen hiçbir soruya cevap verilmediğini ve satışların neden gerçekleştirildiğinin izah edilmediğini, yapılan tüm satışların faturalarının şirket kayıtlarında mevcut olduğunu, ancak mahkemece bu hususun incelenmediğini ve bu husun incelenebilmesi için bağımsız denetçi atanması taleplerinin kabul edilmediğini, şirketin mal varlığının bizzat yönetim kurulu başkanının arkadaşlarının şirketlerine çok düşük bedeller ile aktarılmasının ve hemen akabinde konkordato başvurusunda bulunulmasının dahi ikna edici derecede ciddi bir usulsüzlüğün olduğunu ortaya koyduğunu, kaldı ki ... Şti'ye 1/3 fiyatına satışlar yapılmaya devam ediliğini ve şirketin mal varlığının azaltıldığını, yönetim kurulu başkanı ...'ın evinde çalışan çok sayıda personelin şirket çalışanı olarak gösterildiğini ve bu çalışanlara şirket kasasından maaş ödendiğini, bu durumun sigorta kayıtlarından anlaşıldığını, Şirketin İstanbul ili Şişli ilçesi ...'de bulunan iki adet gayrimenkulünün satışı için 31/01/2022 tarihinde 2022/035 numaralı ... A.Ş tarafından değerleme yapıldığını ve 22/02/2022 tarihinde yönetim kurulu kararı alındığını, ancak bu gayrimenkuller için 31/12/2022 tarihli ve 2022/1436 numaralı... A.Ş raporu ile tekrar değerleme yapılmasına rağmen gayrimenkullerin 31/01/2022 tarihli eski rapora binaen döviz bazında 1/2 fiyatının altında, eski değerleme üzerinden 13 ay geçtikten sonra 25/05/2023 tarihinde satıldığını, şirketin çok ciddi bir zarara uğratıldığını, bu fiilin başlı başına şirket yönetiminin hileli işlemlerle alacaklıları zarar uğrattığını ispatladığını, Müvekkiller tarafından şirket yönetiminin ciddi nitelikte suiistimallerde bulunduğunun tespit edildiğini, bu çerçevede TTK m.392 ve m.438 hükümleri uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkını kullanarak şirketten bilgi talebinde bulunduğunu, ayrıca yeminli mali müşavir tayin ederek hesap incelemelerine başladığını, söz konusu suiistimaller kapsamında şirket kayıtları ve defterlerin gizlendiğini, hatta defterler üzerinde sahtecilik yapıldığını, bu kapsamda davacı hakkında ceza soruşturması açıldığını, ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından tahrifat yapılan evrakları onaylayan noter hakkında re'sen soruşturma başlatıldığını, bu kapsamda başlatılan soruşturmanın halen devam ettiğini, Gelir Vergisi Kanununun 40 maddesi kapsamında ihracat yapan şirketlerin ihracatlarının binde 5'i kadar nakdi parayı yurt dışında harcamak üzere "götürü gider" olarak kullanabileceklerini, ancak kanunun tanıdığı bu hakkın ... A.Ş.'de tamamen suiistimal edildiğini, nitekim şirketin üst yönetimine sürekli olarak menfaat sağlandığını, şirketin satış süreçleri ile alakası dahi olmayan, yönetici vasfı bulunmayan personelleri 1 günlük yurt dışı seyahatlerine gönderilerek bankadan kendilerine harcırah adı altında para transferi yapıldığını, nitekim bu hususun yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde de ortaya çıktığını, yapılan usulsüzlükler yerel mahkemenin bir başka dosyasında tespit edildiği halde ikna edici ispatın sağlanmasının ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini, Tüm bu hususların soruşturmalar ve davalar ile ... A.Ş'nin ve pay sahiplerinin zarara uğratıldığının kesin bir biçimde ispat edildiğini, buna rağmen yerel mahkemece ikna edici ispatın mevcut olmadığının ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini, nitekim mevcut durumda şirkete verilen zararların ispatının mahkeme kararları ve idari mercilerin kararları çerçevesinde kesin olarak yapıldığını, ancak yerel mahkemece bu hususların hiçbirinin araştırılmadığını,Konkordato komiserlerinin görev dönemi ile denetimi talep edilen dönemin örtüşmediğini, şirkete komiser atandığı gerekçesi ile denetçi taleplerinin reddedilemeyeceğini, taraflarınca hiçbir konkordato başvurusu yapılmadığını, bu noktada yerel mahkemece delillerin incelenmediğini, sadece davalı tarafın mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanları dikkate alınarak hüküm kurulduğunu,Bildirilen usulsüzlükler ile şirketin içerisini tamamen boşaltan yönetim kurulu başkanı ...'ın şirket borçlarını ödeyemez hale geldikten sonra dört kere konkordato talep ettiğini ve bu taleplerini ancak dördüncü başvuruda kabul ettirebildiğini, aceleyle ve art arda şirket mallarını değerinin 1/3 altında satan yönetim kurulu ve şirket yetkililerinin bu satışları tamamlar tamamlamaz konkordato başvurusu yapmış olmasının dahi şirketteki usulsüzlüklere işaret ettiğini, Şirkete konkordato komiseri atandığı gerekçesi ile denetçi taleplerinin reddinin kabul edilemeyeceğini, nitekim konkordato komiserlerinin denetime 18/03/2025 tarihinde ve ileriye dönük olarak başladıklarını, ancak taraflarınca 21/01/2025 tarihli genel kurulda şirketin konkordato sürecinden önceki faaliyetlerinin denetiminin talep edildiğini, konkordato görevleri gereği bu dönemi denetleyebilmelerinin mümkün olmadığını, bu yönüyle yerel mahkemenin komiserlik görevi ile denetim faaliyetini birbirine denk görüp şirketin denetimine izin vermemesinin kabul edilemeyeceğini, açıklanan nedenlerin şirket yönetim kurulunun ve şirket yetkililerinin şirketi, pay sahiplerini ve alacaklıları kasten zarara uğrattıklarını kesin biçimde ortaya koyduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davalı şirkete TTK 439'ncu Maddesi uyarınca özel denetçi atanması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, kesin olarak karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 440/2. maddesi gereğince özel denetçi atanması yönündeki talebin kabulüne yahut reddine ilişkin mahkeme kararları kesin niteliktedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2017 tarih, 2016/8800 esas ve 2017/7610 karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/11/2019 tarih, 2019/737 esas ve 2019/7543 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2017 tarih, 2016/3294 esas ve 2017/6052 karar sayılı ilamı). Kesin olan kararlara karşı HMK'nun m.346/1 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352/2. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de karar verilebilir. Sonuç olarak; davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı TTK'nın 440/2. maddesi de göz önüne alınarak; HMK'nın 346, 352/1.b maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 346, 352/1.b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 615,40'ar TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60'ar TL'nin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde HMK'nın 346, 352/1.b maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.