11. Hukuk Dairesi 2012/7672 E. , 2012/10294 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/01/2010 tarih ve 2008/219-2010/51 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/04/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek ka…
**11. Hukuk Dairesi 2012/7672 E. , 2012/10294 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/01/2010 tarih ve 2008/219-2010/51 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/04/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin çalıştırdığı işçilerle ilgili tasarrufu teşvik primlerini davalıya yatırmasına rağmen bu durumun hesaplarda görünmediğini, kayıtların düzgün tutulmadığını, dava dışı işçilerin iş mahkemesine açtıkları davalar sonucu müvekkilinin ödemeler yaptığını, davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek, 30.000 YTL alacağın 10.06.2007 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 1998 tarihinden 29.04.2003 tarihine kadar mülga 3417 sayılı Kanun ve buna bağlı tebliğler ile bu tarihten sonra 4853 sayılı Kanun ile buna bağlı usuller çerçevesinde prim tahsilatı yaptığını, anılan düzenlemeler çerçevesinde hak sahipliği bazında üç aylık icmal ve üç aylık şahıs bildirim formları ile bu formlarda belirtilen tasarruf teşvik hesap numaraları ile kayıtların oluşturulduğunu, ilgili tebliğ hükümleri çerçevesinde davacının formları vermediğini, hesap numaralarını bildirmediğini, 29.03.2003 tarihinden sonra manyetik ortamda on ayrı tarihte gönderme yapıldığını, eksik olan bildirimlerin iade edildiğini, düzgün bildirimlerin kayda alındığını, bunların bazılarında da hesap numarasının yanlış yazıldığını, kesinti ve katkı tutarlarının hak sahiplerinin hesaplarına yansımadığını, davacının kendi kusurunun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı firmanın tasarrufu teşvik fonu kapsamında mevcut düzenleme doğrultusunda düzenlediği üç aylık şahıs bildirim formlarını teslim ettiği, kişiler adına bu bedelleri yatırdığı, belgelerin banka tarafından teslim alındığı, işçiler tarafından başvurulmasına rağmen bu belgeleri ibraz edemediği, işçilerin mağduriyetine sebep olduğu, açılan davalar sonucu davacının tazminatlar ödediği, davalının bedelleri aldığı, ticari faaliyetinde kullandığı, şayet eksiklik varsa davalının bunu tamamlattırmasının zorunlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.852.10 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz edilmiştir. Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf, çalıştırdığı işçilerle ilgili olarak davalı bankaya yatırılan tasarrufu teşvik primlerinin düzenli şekilde hesaba alınmadığını, dava dışı işçilerin bu nedenle kendisi aleyhine açtıkları davaların kabul edildiğini, tazminat ödemek zorunda kaldığını, davalının kusuru ile bu zararının meydana geldiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, tasarrufu teşvik primlerinin 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar ve bu kanunlara dayalı çıkarılan tebliğler gereği tahsil edildiğini, davacının, üç aylık kişi ve icmal bordrolarını ilgili tebliğlere uygun şekilde düzenli bildirmediğini, hesap numarası ve diğer kayıtları tam sunmadığını, kesintileri doğru yansıtmadığını, manyetik ortamda yaptığı teslimdeki eksiklikleri gidermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükme temel alınan bilirkişi raporu karar vermeye yeterli görülmemiştir. Zira, bilirkişi uzman olmadığı gibi rapor da denetime elverişli değildir. Anılan raporda tasarrufu teşvik primlerinin yatırılmasıyla ilgili olarak 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar ile ilgili tebliğler kapsamında tarafların yükümlülüklerinin neler olduğu açıklanmamış, davacı işçilerinden kesilen tasarrufu teşvik primlerinin hesaplarına düzgün şekilde geçmemesinde davacının kusurunun olup olmadığı üzerinde hiç durulmamış, iddia ve savunma yeterince değerlendirilmemiş ve davacı alacağının nasıl hesaplandığı denetime uygun şekilde açıklanmamıştır. Bu durum karşısında, davalı vekilinin rapora yönelik esaslı itirazları da dikkate alınıp, aralarında bankacı ile iş ve sosyal güvenlik uzmanının bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelmeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.