11. Hukuk Dairesi 2010/13603 E. , 2012/4631 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : İZMİR 3.ASLİYE TİCARET 2007/634 - 2007/676 Taraflar arasında görülen davada İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2010 tarih ve 2007/623 - 2010/246 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapo
**11. Hukuk Dairesi 2010/13603 E. , 2012/4631 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : İZMİR 3.ASLİYE TİCARET 2007/634 - 2007/676 Taraflar arasında görülen davada İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2010 tarih ve 2007/623 - 2010/246 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 29.05.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 3. madde ile şirket anasözleşmesinin değiştirilerek şirketin gayrimenkulleri bağışlayabileceği yönünde değişiklik yapıldığını, 4. madde ile de şirket adına olan gayrimenkulün dava dışı İzmir Ekonomi Üniversitesine bağışlandığını, 5. maddesi ile yönetim kuruluna tasfiye, birleşme veya iltihak hususunda yetki verildiğini, bu kararların kanuna, anasözleşmeye ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek 29.05.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, asıl davadaki gerekçelerle 29.05.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4. bentlerdeki kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların %10'luk azınlık hissesine sahip olmadığını, İzmir Ekonomi Üniversitesine bağış ve tescilin gerçekleştirldiğini, kararların iptali koşullarının oluşmadığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece, asıl davada davacı şirketin %024, birleşen davada davacının %0007 hissesinin bulunduğu, kararların %99,56 olumlu oy ile kabul edildiği, davacıların azınlık oluşturmadığı, dosya kapsamına göre davacıların iyiniyetli olmadıkları, taşınmazın 07.11.2007 tarihinde İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından dava dışı KTZ Gayrimenkul Ltd. Şti.'ye 34.491,400 TL bedelle satıldığı, 2007 yılını davalı şirketin zararla kapatması nedeniyle taşınmazın bedelli veya bedelsiz devredilmesi halinde davacıların kar payında azalma ya da çoğalma yönünde bir etkilenme olmayacağı, olağanüstü genel kurul kararlarının 5. bendindeki tasfiye, birleşme ve katılma konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin TTK hükümleri gereği uygulanabileceği, yönetim kuruluna sadece yetki verildiği ancak alınmış bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. TTK'nun 381. maddesine göre, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyiniyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla iptal davası açılabilir. Aynı maddenin 1. bendinde ise “Toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten veya reyini kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen yahut toplantıya davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut umumi heyet toplantısına iştirake selahiyetli olmayan kimselerin karara iştirak etmiş bulunduklarını iddia eden pay sahipleri”nin dava açabilecekleri belirtildiğine göre, davacı pay sahiplerinin pay oranlarına bakılmaksızın iptal davası açabileceği kabul edilmelidir. Bu itibarla mahkemenin, davacıların ayrı ayrı hisse oranları dikkate alındığında azınlık oluşturmadığı yönündeki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, alınan kararların davacıları etkilediği, nitekim 1 ve 3. raporlarda alınan kararlardan davacıların etkileneceğinin belirtildiği, hatta 1. raporda kararların afaki iyiniyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin bildirildiği anlaşıldığına göre, mahkemece, bilirkişi raporları dikkate alınarak değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacıların azınlık olmadığı ve iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle belirtilen şekilde hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. 2-Öte yandan, davacılar vekili tarafından, davalı şirketin 29.05.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 3. madde ile şirket anasözleşmesinin 3/f bendinin değiştirilerek "...gayrimenkulleri bağışlayabilir..." hükmünün iptalinin talep edildiği, davacıların pay sahibi olup, TTK'nun 381. maddesindeki dava açma şartlarının oluştuğu gözönünde bulundurularak, alınan kararın yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yukarıda belirtilen gerekçe ile karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 3-Yine, TTK'nun 390. maddesinde “Esas mukavelenin değiştirilmesine mütaallik umumi heyetçe verilen karar; idare meclisi tarafından şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu yerin ticaret siciline tescil ve eğer ilana tabi olan hususlar varsa onlar da ilan ettirilir. Değiştirme kararı tescilden önce hüküm ifade etmez” hükmü bulunmaktadır. Bu hükme göre, anasözleşmenin değiştirilmesine ilişkin genel kurul kararlarının tescilden önce hüküm ifade etmeyeceği belirlenmiştir. Davalı şirketin 29.05.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 3. madde ile şirket anasözleşmesinin 3/f bendinin değiştirilerek "...gayrimenkulleri bağışlayabilir..." hükmüne yer verildiği, bu karar tescil edilmeden aynı olağanüstü genel kurul toplantısında 4. madde ile şirket adına tescilli gayrimenkulün dava dışı İzmir Ekonomi Üniversitesi'ne bağışlanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda anılan TTK'nun 390. maddesi gereği anasözleşme değişiklikleri tescil edilmeden hüküm ifade etmeyeceğinden, değiştirilen anasözleşme hükmüne göre bağışlama mümkün olmadığı halde, mahkemece, bu konudaki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.