10. Hukuk Dairesi 2024/1062 E. , 2024/2576 K. MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/246 E., 2023/2088 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/31 E., 2021/732 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığının olmadığının ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından i…
**10. Hukuk Dairesi 2024/1062 E. , 2024/2576 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/246 E., 2023/2088 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/31 E., 2021/732 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığının olmadığının ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin şirket imalat ve ihracat işi yapan, bünyesinde çok sayıda işçi çalıştıran ve Çorum ilinde mevcut şirketlerin çalışma şartları değerlendirildiğinde profesyonelce çalışan birkaç şirketten biri olduğunu, işyerinde çalışan işçilere kanun kapsamında iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmekte olduğunu, müvekkilinin kendisine düşen sağlık hizmetlerini Sosyal Sigortalar Sağlık İşleri Tüzüğündeki esaslara uygun olarak yerine getirmekte olduğunu, her işçinin periyodik sağlık muayenelerinin yapıldığını, muayene sonucuna göre tedavi edilmesi gereken işçilerin tedavilerinin uygun sağlık kuruluşlarında yaptırılıp gerekli görülen işçilerin işyerleri değiştirilmekte olduğunu, kişisel koruyucu donanımlar işveren tarafından sürekli ve eksiksiz temin edilmekte olduğunu, şahsi iş dosyası incelendiğinde işçinin iş kanunu ve iş güvenliği kapsamında yasalara uygun olarak çalıştırıldığının tartışmasız olduğunu, meslek hastalığı iddiasının gerçek olmadığını davalı ve diğer işçilerin meslek hastalığına yakalanmadığını, işçinin iddia edilen hastalık iddiasında da şirketin kusurlu olmadığını, konu hastalığın oluşmasında davacı işçinin kendi kusuru (çalışırken maskeyi uygun takmayarak veya özel yaşantısına dikkat etmeyerek sigara içerek veya sigaralı ortama girmek suretiyle veyahut vs sebeplerden ) v.s nedenlerin etkili olduğu kanaatinde olduklarını, işçinin hastalığı iddiasında davalı işçinin yaşadığı şehir olan Çorum ilinin hava kirliliğinin etkisi olduğu tartışmasız olduğunu, Çorum Çimento fabrikasının çalışma şeklinin dahi işçinin hastalığında etkisi olduğunu düşünündüklerini, başta evlerde kullanılan kömür olmak üzere bir çok etkenin vs. etkenlerin işçinin hastalığı iddiasında etkili olduğunu düşündüklerini, davacı işçinin maluliyet oranının tespit edilmesine, tespit edilecek maluliyet oranına göre davalının geçici iş göremezlik gelirine ve sürekli iş göremezlik gelirinin belirlenebileceğinin tespit edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olup reddinin gerektiğini, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının iddiasının meslek hastalığı olmadığı, olduğu kabul edilse bile Kurumun tespit ettiği sürekli iş göremezlik oranının bulunmadığı iddiasının olduğu, dosya kapsamında bulunan tıbbi raporlar ve en nihayetinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporu göz önünde bulundurulduğunda, davalı işçide meslek hastalığının bulunduğu, en az Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranında meslekte kazanma gücünün kaybedildiği ve bu nedenle davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde: meslek hastalıkları ile ilgili bilirkişi raporunun çıkarılırken ILO'nun esas alınması gerektiğini, ancak bilirkişi raporunun buna uygun olmadığını, bu durumun bilimsel gerçeklikle hukuksal verilerin çelişmesine sebebiyet verdiğini, mahkemece alınan adli tıp raporunun da bu sebeple bu durumun bir örneğini oluşturduğunu, bu sebeple daha güncel ve net bir değerlendirme yapabilmek için son gelişmeler ve yayınlar göz önüne alınarak Türk Toraks Derneğince yayımlanmış olan maluliyet değerlendirme rehberi esas alınarak irdeleme yapılmasını ve bilimsel verilerle örtüşen bir rapor hazırlanmasının hukuken ve somut gerçeklik açısından daha doğru bulunacağını, maluliyet değerlendirme rehberine göre maluliyet oranının belirlenebilmesi için izlenmesi gereken yolda en önemli hususlardan birisinin de anamnez denen aşama olduğunu, diğer önemli bir aşamanın ise laboratuar testleri olduğunu, davalının SGK'lı ve SGK'sız olarak çalıştığı tüm iş yerlerinin tespit edilmek suretiyle bahse konu iş yerlerinin kusur oranlarının tespitini talep ettiklerini, bahse konu tüm iş yerlerinde keşif yapılması gerektiğini, hastalığın zamanla oluşup oluşmadığı araştırılarak kusur durumunun tüm faktörlerinin değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, hastalık sebebiyle saptanan bozukluğun geçici mi, kalıcı mi, kalıcı ve ilerleyici mi olduğu, mevcut patoloji ile kişinin çalışmakta olduğu işte veya başka bir işte çalışıp çalışamayacağı, tedavi ve prognoz hakkında görüşlerin belirtilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda bu hususların belirtilmediğini, gerekli özenin gösterilmediğini, kişinin anamnezi alınırken gerekli bilgilerin edinilmemiş olduğunu, sigaranın somut olaya etkisinin raporda hiç irdelenmediğini, radyolojik şüphelerin de patolojik tanılarla detaylı incelenmesi gerektiğini, Kurumun hatalı ve kesin olmayan hesaplamanın ve maluliyetin tespiti nedeniyle Kurum vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamında bulunan tıbbi raporları ve en nihayetinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 23.06.2021 tarihli raporu göz önünde bulundurulduğunda davacının iddiasının aksine davalı işçide meslek hastalığının bulunduğu, en az Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranında meslekte kazanma gücünün kaybedildiği sübuta ermiş olmakla davacının davasının reddine karar verilmiş olması yerindedir." gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf gerekçeleri ile aynı gerekçeler ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meslek hastalığının ve meslek hastalığı nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2- 5510 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde; "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a)Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi, b)Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilirler. Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. Meslek hastalığının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, b) (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, Bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverene veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya, Kurumca bu durum için yapılmış bulunan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilir. Meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmalar, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabilir. Hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usulü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır." hükümlerine yer verilmiştir. 3-Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 58 inci ve 95 inci maddesinde meslekte kazanma gücü ve malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek yol açıklanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle, ATK raporları, hastane kayıtları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.