13. Hukuk Dairesi 2020/1017 E. , 2020/3479 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, zor durumda kaldığından dolayı davalının iş ortağı olan ve tefecilik yapan dava dışı ...’dan yüksek faizli 25.000,00 TL ödünç p…
**13. Hukuk Dairesi 2020/1017 E. , 2020/3479 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, zor durumda kaldığından dolayı davalının iş ortağı olan ve tefecilik yapan dava dışı ...’dan yüksek faizli 25.000,00 TL ödünç para aldığını, borcun kısa sürede katlandığını ve baskı ve tehdit sonucu 169.000,00 TL bedelli çek vermek zorunda kaldığını, çek bedelini ödeyemediğini, adına kayıtlı taşınmazın satılarak borcun ödenmesi için baskı ve tehdit yoluyla davalıya vekaletname verilmesinin sağlandığını, taşınmazın davalının iş ortağı ile bağlantılı olduğu düşünülen kişiye 7.000,00 TL gibi çok düşük bir bedelle satışının yapıldığını, davalı ile arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, vekaletnamenin muvazaalı olarak verildiğini ileri sürekek vekaletnamenin iptaline, vekaletnamenin iptaline karar verilmesi durumunda vekaletle yapılan işlemlerinde iptaline, vekaletname geçerli kabul edildiği takdirde satıştan elde edilen gelirin ve gerçek satış bedelinin belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davaya cevap vermimiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.