(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13183 E. , 2008/14212 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelener…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13183 E. , 2008/14212 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece taraflar arasında resmi yapılmış bir alım-satım sözleşmesi bulunmadığı, adi belgeye dayanarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ; Yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, olayın kanıtlanmasına tek başına yeterli olmalı ve kendisine inanç gösterenin imzasını taşımalıdır. Böyle bir yazılı belgenin bulunmaması halinde ise en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde de inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir. Bunlardan hiçbirinin olmaması durumunda dava redde mahkum ise, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davacının, davalıya yemin teklifine hakkı olduğunun hatırlatılması gerekir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı, dava konusu ... Mahallesi 542 ada 325 parsel sayılı taşınmazdaki 13 nolu bağımsız bölümü tapu malikinden harici senetle satın aldığını, ancak bir takım nedenlerle ileride tapuyu kendisine devredeceği inancı ile tapunun geçici olarak davalı adına yapıldığını,davalı adına olan kaydın iptali ile adına tescilini istemiştir.Davalı taşınmazı kendi parası ile satın aldığını davanın reddini istemiş mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 1-Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.