12. Hukuk Dairesi 2014/17145 E. , 2014/22542 K. MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2014 NUMARASI : 2013/1144-2014/412 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği gö…
**12. Hukuk Dairesi 2014/17145 E. , 2014/22542 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2014 NUMARASI : 2013/1144-2014/412 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, diğer şikayetleri ve borca kısmi itirazının yanında, takibe konu senedi teminat amacı ile boş olarak imzalayıp alacaklıya verdiğini, senedi alacaklının anlaşmaya aykırı olarak doldurup takibe koyduğunu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na sahtecilik nedeniyle suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek takibin durdurulmasını istediği, mahkemece sair şikayetlerin reddi ile HMK.'nun 209. maddesi gereğince sahtelik iddiası sonuçlanıncaya kadar borçlu hakkındaki takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde Dairemiz, İcra ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nun 209. maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek, senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK.'nun 209. maddesinin bu yönden de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir. Buna göre borçlunun, teminat amacı ile boş olarak imzalayıp alacaklıya verdiği senedin, alacaklı tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulup takibe konulduğu iddiası, İİK. nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup, anılan itirazın ise icra mahkemesince aynı Yasanın 169/a maddesi uyarınca incelenerek sonuçlandırılması gerekeceğinden, HMK.'nun 209. maddesi uygulanamaz. Kaldı ki senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası HMK.’nun 209.maddesi kapsamında bir sahtelik iddiası da değildir. 6102 Sayılı TTK.'nun 778. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunu'nun 680. maddesi uyarınca tamamen doldurulmamış olan bononun tedavüle çıkarılırken doldurulması mümkün olup, anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ise İİK.’ nun 169/a-1. maddesinde belirtilen nitelikte bir belge ile ispatı zorunludur. O halde mahkemece borca itirazın İİK'nun 169/a maddesi uyarınca incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan HMK.'nun 209. maddesine dayalı olarak icra takibinin durdurulması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2014 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4Ka. sayılı kararına göre ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere,mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır.Şayet kanunda açıklık yoksa,görev genel mahkemelere aittir.'' Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2014 tarihli 2013/12-1310 Es. ve 2014/532 Ka. sayılı ilamına göre icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır. TC.Anayasası'nın 6. Maddesine göre ''Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.'', 36.maddesine göre ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.'' , 37.maddesine göre ''Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.'', 142.madesine göre ''Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.'' Hükümlerinin mahiyeti itibariyle herkese veya her olaya uygulanması mümkün olan kanunlara genel kanun, belli kişilere veya belli olaylara uygulanan kanunlara ise özel kanun denilmektedir.İcra ve İflas Kanunu özel,Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise genel kanundur. Kambiyo senetlerinde İİK.'nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra mahkemesi imza inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını inceleyemez.Çünkü bu maddede incelenebilecek itiraz sebepleri; a)İtfa, b)İmhal, c)Zamanaşımı ve d)İmzaya itiraz olmak üzere sınırlı olarak sayılmıştır. Senette sahtecilik iddiasını inceleme görevi genel yetkili mahkemelere aittir.İmza itirazı da borca iitrazdır.Yasa koyucu imza itirazının inceleme şeklini ayrıntılı olarak İİK.'nun 170.maddesinde düzenlediği halde sahtecilik itirazının incelenme şeklini İİK.'nda düzenlememiştir.Yasa koyucunun böyle bir iradesi olsa idi sahtecilik itirazının incelenme şeklini de belirlerdi.Takip hukukunda düzenlenmeyen bir konuda yorum yolu ile icra mahkemelerinin görevli olunduğunu söylemek Anayasa'ya,İİK.'nuna ve İçtihadı birleştirme kararına açıkça aykırılık oluşturmaktadır. İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Sahtelik iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin uygulanması gerekeceğinden bu maddenin amir hükmü gereğince icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikayet konusu yapılabileceği tabidir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığından hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re’sen nazara almalıdır. Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayandığının belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve acele karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir. Şartları oluşmasına rağmen HMK.'nun 209 maddesinin takip hukukunda uygulanmaması halinde borçlu ancak İİK.'nun 72/3.maddesi gereğince icra kasasına yüklü miktarda para yatırarak icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu uygulama da 2011 yılında yürülüğe giren yasanın borçluya tanıdığı hakların ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. Borçlunun ekonomik durumu zayıf ise tamamen korunaksız olduğu için takip işlemleri sonuna kadar gidecek, haczi kabil malları, hak ve alacakları elinden çıkacak, ceza mahkemesinin senedin iptali kararı kesinleştiğinde kötü niyetli takip alacaklısına zararını telafi ettiremeyecektir. Çünkü kötü niyetli alacaklının haczi kabil hak ve alacağına ulaşılamayacaktır. Bu husus göz göre göre borçlunun haksızlığa uğramasına sebep olacağı için hukuka aykırı olacaktır. Senette sahtecilikten dolayı dava açıldığında HMK.'nun 209.maddesi gereğince takibin olduğu yerde durdurulması halinde ise bu aşamaya kadar borcu karşılayacak miktarda hak ve alacak haczedileceği, alacak tahsil edilene kadar faiz işletileceği için alacaklının alacağına geç kavuşmaktan başka zararı olmayacaktır. Yukarda belirttiğim gerekçelerle çoğunluğun görüşünün icra mahkemelerinin görev alanını yorum yolu ile genişletecek şekilde olduğu, bu görüşün Anayasaya, HMK.'ya, İİK.'na, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararına aykırı olduğunu düşündüğüm için takip hukukunda HMK.'nun 209/1.maddesinin uygulanmayacağına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Somut olaya gelince; borçlu vekili müvekkilinin teminat amaçlı olarak düzenlediği boş senedi şüpheli alacaklıya verdiğini, onun da senedi doldurarak takibe koyduğunu, müvekkilinin kısmi ödemede bulunduğunu ancak takipte bunun gözönüne alınmadığını iddia ettiği, şikayetçi borçlunun iddiasının teminat amaçlı ve boş olarak düzenlenen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulmak suretiyle takibe konulmasını içerdiği görülmüştür. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamalarına göre; senedin takibe konulduğu tarih iribarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK. nun 778. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca, tamamen doldurulmamış olan bononun tedavüle çıkarılırken doldurulması mümkün olup, bunun anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu iddiası yazılı belge ile ispat edildiği takdirde geçerlilik kazanır. Somut olayda takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihlerinde herhangibir tahrifat iddiası mevcut değildir. Bu kısımların anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu İİK. nun 169/a-1.maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir. Bu nedenlerle mevcut olayda HMK.'nun 209/1.maddesinin uygulama yerinin bulunmadığına ilişkin çoğunluk görüşü doğru ise de takip hukukunda HMK'nun 209.maddesinin uygulanmayacağına ilişkin ilave gerekçeye yukarıda belirttiğim düşüncelerle katılmıyorum. 25.09.2014