T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/203 - 2025/2173 "T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I" T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/203 KARAR NO : 2025/2173 BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.10.2024 NUMARASI : 2021/125 Esas - 2024/570 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : EGE …
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/203 - 2025/2173 "T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I" T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/203 KARAR NO : 2025/2173 BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.10.2024 NUMARASI : 2021/125 Esas - 2024/570 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : EGE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. ... DAVACI : ... VELİLER : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) BAŞVURU TARİHİ : 03.01.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 29.01.2025 KARAR TARİHİ : 28.11.2025 İLAM YAZIM TARİHİ : 28.11.2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; kazanın 18/08/2013 tarihinde 34... plakalı araçta olduğu trafik sigorta acentesinin Ege Sigorta olduğunu, kaza tespit tutanağını sunarak kaza günü tespit tutanağı ile Tekirdağ CBS 2013/7305 Soruşturmanın başlatıldığını, kaza sırasında yaklaşık 2 yaşındaki davacının yüzünde derin izler kaldığını, Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp ABD tarafından düzenlenen 14/12/2020 tarih 2002/642 sayı rapor ile kalıcı izlerin açıklandığı ve sürekli biçimde çalışma gücünde kayıp yaşadığının tespit edildiğini, kara yolları ZMMS kapsamında maddi zararların karşılanması gerektiğini, davalı şirkete 28/12/2020 tarihinde başvurduklarını, 8 iş günü içinde cevap verilmediğini, KTK99 gereği temerrüte düştüklerini, bu sebeple 08/01/2021 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini, davalı şirkete yapılan başvuruya 26/01/2021 tarihinde olumsuz cevap verildiğini, arabuluculuk başvurusundan 2021/13763 numaralı dosya ile sonuç alınmadığını, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere başlangıçta 40.000,00 TL maddi zararın sigortacı davalıdan 08/01/2021 den itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 34... plakalı aracın ... poliçe ile 225.000.000 TL teminata sahip olduğunu, Sigortalı araç sürücüsüne isnat edilen kusurun kabul edilemez olduğunu, bu nedenle poliçe sorumluluklarının bulunmadığını, Yargıtay kararları doğrultusunda BK43/44 uyarınca hatır taşıması indiriminin göz önünde bulundurulmasını, Davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, BK 52 gereği İndirim yapılması gerektiğini, İyileşme süresince talep edilen bakıcı gideri tedavi gideri olarak SGK ait olduğunu bu nedenle reddi gerektiği, Sigorta şirketince yapılan medikal inceleme ile maluliyetin reddedildiğini, Yargıtay 4 ve 17 HD içtihatları ile Adli tıp kurumu 3. İhtisas kurumundan rapor alınması gerektiği (çeşitli içtihat sunumları ile), Taraflar arasında ticari ilişki olmadığı için ve temerrüte de düşülmediğinden faiz talebinin reddi gerektiğini ve davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; TBK'nun 50/2 maddesi gözetilerek 40.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 08.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının uzuv kaybı tespitinin Adlı Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince yapılması gerektiği halde bu incelemenin yapılmadığını, davacının maluliyeti tespit edilmeden davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, özürlülük ölçütü yönetmeliğine göre davacının maluliyetinin bulunmadığını, dolayısıyla tazminat hakkının da söz konusu olamayacağını, bununla birlikte yüzde oluşan skar izlerinin de maluliyet içerisinde değerlendirilmişse de bu izlerin plastik cerrahi ile giderilip giderilemeyeceğinin mahkemece araştırılmadığını, hatır taşıması indirimi koşulları oluşmasına rağmen hatır taşıması indiriminin de uygulanmadığını, davacının araç içinde kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmamasının zararı arttırıcı etkisi kapsamında olduğunu ancak mahkemece davacının zararı artırıcı etkisinin tespit edilmeden bu hususta indirim yapılmadan karar verildiğini, tazminat miktarının Borçlar Kanunu 50. madde 2. bendine göre takdiri olarak belirlendiğini ancak tazminata TBK 50/2 maddesine göre hükmedilebilmesi için davacı tarafta maluliyetin kalması gerektiğini, dosya kapsamına göre davacının tamamen iyileşmiş olduğunun adli tıp kurumu raporu ile sabit olmasına rağmen TBK 50/2 maddesi hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu ve kararın bozulması gerektiğini, bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken ve yerel mahkemece hüküm kurulurken, davacının 18 yaşına kadar maruz kalacağı giderlerin genel tazminattan düşülmediğini, 18 yaşına kadar çalışmayan davacının giderlerinin tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, fakat bu hususun bilirkişilerce ve mahkemece dikkate dahi alınmadığını, davacının son tedavisini 2013 yılında yapıldığını, bu durumun dosya kapsamında sabit olduğunu, emsal Yargıtay Kararlarına göre öğrenme tarihinin son tedavi tarihi olarak kabul edildiğini, dolayısıyla davacının 2 yıl içerisinde yapmadığı başvurusunun zamanaşımına uğradığını ve talebinin reddedilmesi gerektiğini, bunların yanı sıra davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davalı sigorta lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek eksik ve hatalı inceleme ile verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava; haksız fiil (trafik kazası) nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu 18.08.2013 tarihinde gerçekleşen olayda, dava dışı ...'ın idaresindeki 34 UD 0494 plakalı araç ile dava dışı Saffet Gencer'in idaresindeki ve davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu trafik sigortası ile sigortalanan 34 BT 0788 plakalı araçların karışmış olduğu, çift taraflı maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası nedeniyle davacının yaralanmış olduğu, olay tarihinde iki yaşında olan davacı Efe Uzel'in ise kazaya karışan araçlardan dayısı ...'a ait 34 UD 0494 plakalı araçta "çocuk oto koltuğu yerine" arka yolcu koltuğunda kemeri takılı vaziyette yolculuk yaptığı anlaşılmaktadır. Eldeki dava 6100 sayılı HMK 109.maddesine göre kısmi dava yoluyla, yüzde sabit iz ve maluliyet sebepleriyle TBK 49 ve 54.maddesine dayalı olarak yalnızca müteselsil sorumlulardan 34 UD 0494 plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı Ege Sigorta A.Ş.'ne karşı yöneltilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesi neticesinde verilen yerel mahkeme kararın istinaf edilen hususlar dahilinde yapılan istinaf incelemesinde; 1-Dava dışı anne ve babanın davacı küçüğün çocuk oto koltuğu dışında yolculuk yaptırılmasından kaynaklı olarak müterafik kusurlarına denk gelen kusurun, kazanın meydana geliş biçimine dair kusura dahil olmadığı halde kusur hesabına dahil edilerek oran belirlenmesi hususu ayrıksı olmak üzere oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen Makine Mühendisi Bilirkişi kök ve ek raporlarındaki kusur tespitinin benimsenmesinde, kaza tarihinde yürürlükte olan "Çalışma Gücü ve Meslekte Meslekte Kazanma Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine" dayalı olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas (Tıp) Dairesi Üst Kurulundan alınan 23.06.2022 maluliyet raporunun hükme esas alınarak davacının sürekli maluliyetinin olmaması ve yaşı itibariyle ise geçici iş göremezlik tazminatı koşullarının bulunmadığının tespitinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 2-Dava konusu trafik kazası nedeniyle davacının yüzünde sabit iz meydana gelmiş olup Adli Tıp Kurumunun raporunda da belirtildiği üzere davacının yüzündeki yara nedbelerinin özellikleri dikkate alındığında, iş bulmasına engel olmaması beklenir bir durum ise de; yüz estetiğine önem veren iş yerlerinin kişinin işe alınmasına olumlu bakmayabileceği, doyasıyla davacının yüzünde meydana gelen iz sonucu iş bulma ihtimalinin azaldığı bu durumda da ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle bir miktar zarara uğrayacağının kabul edilmesin neticesinde davacının yüzündeki sabit iz nedeniyle yaşı medeni hali, sosyal durumu ve mesleği, iş bulmada zorluk yaşayıp yaşamayacağı, yada bulduğu işte düşük ücrette çalışıp çalışmayacağı hususları dikkate alınmak suretiyle davacının yüzündeki sabit iz nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararının hesaplanması için alınan raporların davacının ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan gerçek zararını tam olarak belirleyememesi nedeniyle Mahkemesince davacının bu yöndeki zararının hesaplanmasının eldeki verilerle mümkün olmadığı değerlendirilerek; 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince hakkaniyete uygun bir tazminatın hakim tarafından belirlenmiş olmasında hata bulunmadığı ve belirlen tazminat miktarının ise zararın niteliği ve süregelen etkileri bakımından kadri maruf olduğunun anlaşılmasına göre kararın bu yönüyle de yasa ve hadiseye uygun düştüğü anlaşılmaktadır. 3-Davalı sigorta şirketi yönünden 2918 Sayılı KTK 99.maddesine uygun olarak değerlendirme yapıldıktan sonra, KTK 97.maddesine göre başvuru belgelerinin teslim tarihine göre temerrüt tarihinin belirlenmesinde ve davanın haksız eylemden kaynaklı tazminat davası olması nedeniyle hükmedilen tüm tazminata bu tarihten itibaren faiz işletilmesinde hata bulunmamaktadır. 4- 6098 sayılı TBK 52.madde kapsamında müterafik kusur olarak uygulamada ele alınan hakkaniyet indirimi hususu tartışılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Kask ve koruyucu tertibatın bulunmaması, kemerin takılı olmaması, belirli yaş altındaki çocukların çocuk oto korkuluğu içerisinde yolculuk yapma zorunluluğu gibi hususlar 6098 sayılı Borçlar Kanunun 52/1. Maddesinde düzenlenen "hakkaniyet indiriminin" konusu olabilecektir. Somut olayda, indirim sebeplerinin uygulanması şeklinde bir savunma ileri sürülüp sürülmediğinden bağımsız olarak; Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre uygulamada müterafik kusur olarak adlandırılan ve hakkaniyet indirimi koşulları şeklinde değerlendirilmesi gereken hususlar re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Borçlar Kanunun 52. Maddesine göre davacının bizatihi kendisinden kaynaklanan, zararlı sonucun yani yaralama olayının meydana gelmesine yahut artmasına neden olabilecek aktif veya pasif bir eyleminin bulunup bulunmadığı denetlenerek; varsa Yüksek Mahkemenin uygulaması doğrultusunda hesaplanan gerçek zarardan indirim yapmak suretiyle tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Kazanın meydana gelmesindeki kusur ile kaza nedeni ile ortaya çıkan zararlı sonuç konusundaki kusur kavramları birbirinden farklıdır. Zarar göreninin, zararlı sonucun ortaya çıkmasına veya artmasına neden olması halinde, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 52/1. Maddesinde düzenlenen "hakkaniyet indiriminin" konusu olabilecektir. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesinde "M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince, davacılar desteğinin sigortalı araçta çocuk bağlama sistemi kullanılmadan taşınması nedeniyle, zararlı sonucun yani yaralanma olayının meydana gelmesinde ya da artmasında davacı ya da ebeveynlerinin ihmali hareketlerinin bulunup bulunmadığı tartışılarak karar verilmiş olduğu görülmektedir. Somut olayda; yolcu konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve sigortalı araçta çocuk bağlama sistemi kullanılmaksızın yetişkin bireyeler gibi arka yolcu koltuğunda ancak kemeri takılı vaziyette seyahat ettiği hususu, trafik kolluğu tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı ile sabittir. Davacının kaza tarihinde 22 aylık olduğu gözetildiğinde araç içerisinde yolculuk yaptığı esnada yönetmelik maddesinde açıklandığı üzere özel donanımlı tertibatla taşınması gerektiği tartışmasız olup; bu hususta gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü velayet hakkı kapsamında, aynı araçta yolcu olan diğer aile bireylerine aittir. Bu bakımdan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 52.maddesi gereğince, davacının, kaza sırasında "çocuk oto koltuğunda" yolculuk yapamaması nedeni ile dava dışı ebeveynlerin müterafik kusuru akla gelebilecek ise de anılan ihmali hareket nedeniyle kaza tarihinde 22 aylık olan davacının fiil ve isnat ehliyeti bulunmadığından davacı yararına tazminat takdir edilirken müterafik kusurun dışlanmasında da yanılgı bulunmamaktadır. 5- Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre, ancak ilk savunma ve itirazlar arasında ileri sürülmesi gereken 6098 sayılı TBK'nın 51. maddesi kapsamında "hatır taşıması" hususu ise re'sen göz önünde bulundurulamayacak ve sonrasında da bu yöndeki itirazlar dikkate alınamayacaktır. Somut olayda davalı vekilince süresi içerisinde cevap dilekçesi ile hatır taşıması def'inde bulunmuş olduğu görülmektedir. Hatır taşıması işleten sıfatına bağlı olarak değerlendirilmesi gereken bir husus olup; taşınanın sürücüye değil, işletene karşı olan yakınlığı değerlendirilmesi gerekeceğinden "aile içi taşıma" ve "ahlaki amaçlarla taşıma" kavramlarının da buna göre ele alınması gerekmektedir. Davacı kaza anında ücretsiz taşınıyor olsa bile taşımanın ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi ya da aile içi taşıma kavramı içerisinde ele alınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacının diğer aile bireyleri ve annesi ile birlikte dava dışı ...'a ait araçta ücretsiz taşınıyor olduğu bu nedenle taşımanın aile içi taşıma kapsamında kaldığında tereddüt yoktur. Kaldı ki hatır taşıması indirimin gerektiği ya da müterafik kusur nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılmasının gerektiği düşünülmesi halinde bile mahkemesince 6098 sayılı TBK 50/2 maddesine göre hakkaniyet ve nesafet ilkeleri gereğince bir miktar tazminata karar verilmelidir. Öyleyse mahkeme kararında önce bir miktar tazminat yazılıp ardından indirimlerin yapılması olanaklı değildir. Bu türden tazminattan indirim koşullarının varlığı halinde TBK 50/2'ye göre Hakim tarafından anılan hususlar tazminat miktarı belirlenirken göz önünde bulundurularak sonuca göre hakkaniyete uygun bir miktar belirleneceğinden davalı vekilinin bahsi geçen istinaf gerekçelerinin tazminatın miktar ve biçimine de bir etkisi bulunmamaktadır. Sonuç olarak mahkemesince tazminata hükmedilirken anılan hususlar tahtında değerlendirme yapılarak karar verilmiş olması karşısında bu yöndeki istinaf gerekçeleri de yerinde görülmemiştir. 6-Her ne kadar davalı sigorta şirketi vekilince ıslah edilen kısım bakımından davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf gerekçeleri ileri sürülmüş ise de davalının cevap dilekçesinde bu yönde bir ilk itirazı olmadığı gibi ıslah dilekçesine karşıda beyan dilekçesi sunulmamış ve ıslaha karşı zamanaşımı savunması geliştirilmemiştir. Zamanaşımı re'sen göz önünden bulunduruacak hususlardan olmamakla mahkeme kararında bu yönde tartışma yapılmamasında bir eksiklik yoktur. Diğer yandan tazminata konu yaralanma bakımından davanın "gelişen ve artan maluliyet kavramı" içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden, somut olayda zararın kesin bir şekilde öğrenildiği tarih KTK 97.maddesine göre başvuru nedeniyle Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca raporun düzenlendiği 14.12.2020 tarihi olacağından ıslah edilen bölümün zamanaşımı süresi içerisinde olduğu da söylenmesi gerekeceğinden; davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf gerekçelerine itibar edilememiştir. 7-Mahkemesince her ne kadar davacının talebinden daha azına karar verilmiş ise de verilen tazminat hükümünün netice olarak 6098 sayılı TBK 50/2,51 ve 52.maddelerine dayalı olması nedeniyle hakkaniyet ilkesi gözetilerek; tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi ve davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi isabetlidir. Ancak kararın 4 numaralı beninde 6325 sayılı Yasanın 18.maddesi uygulamasına aykırı olmak maddi hata sonucu olduğu düşünülen arabuluculuk giderlerinin davacıdan tahsiline karar verilmesi hatalı ise de istinaf edenin sıfatı nazara alınarak; bu husus kaldırma gerekçesi yapılmamıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesine dair istinaf edilen hususlar dahilinde yapılan istinaf incelemesinde kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; davalı Ege Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli 2021/125 esas, 2024/570 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 2.732,40 TL istinaf nispi karar harcından peşin alınan 683,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.049,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28.11.2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*