Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5221 E. , 2024/3432 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/5221 Karar No : 2024/3432 Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) ...'in mirasçısı ... Vekili : Av. ... 2- (Davalılar) 1- ... Bakanlığı Vekili : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı Kanunun 4
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5221 E. , 2024/3432 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/5221 Karar No : 2024/3432 Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) ...'in mirasçısı ... Vekili : Av. ... 2- (Davalılar) 1- ... Bakanlığı Vekili : Av. ... 2- ... Genel Müdürlüğü Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden davalının Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: YARGILAMA SÜRECİ: Dava, Muğla ili Merkez ilçesi ... köyü Kaldırak Tepe mevkiinde bulunan Sicil:... sayılı ruhsatın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarihil ... sayılı işlemi ile iptaline ilişkin işlemin yargı kararıyla iptali sonrasında, ruhsatının iptal edilmesi nedeniyle uğranılan 29.916.000,00 TL zararın 14.01.2002 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı idarelerden tahsil edilmesi istemiyle açılmıştır. Muğla ili Merkez ilçesinde davacı uhdesinde bulunan mermer ruhsatı davalı idarece 14.01.2002 tarihinde feshedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle idareye karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarihli E:... K:... sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verilmiştir. Davacı tarafından ruhsat feshi işlemi yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle anılan işlem nedeniyle 29.916.000,00 TL kar mahrumiyeti ve zararının tazmini istemiyle idare aleyhine tam yargı davası açılmıştır. ... İdare Mahkemesinin ... tarihli E:... K:... sayılı kararı ile Başkanlıklarının 24.01.2007 tarihli eksik harçların 30 günlük süre içinde tamamlanmasının istenildiği ve tamamlanmadığı görüldüğünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından bu karar temyiz edilmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesinin 18.03.2008 tarih ve E:2007/6272 K:2008/2051 sayılı kararı ile ''davanın açılmamış sayılmasına" ilişkin kararı onanmış ve karar düzeltme istemi de Dairenin 21.12.2009 tarih ve E:2008/8262 K:2009/7887 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Davacı adli yardım talebi kabul edilmediğinden uğradığı zararların tazmini için tazminat davası açamadığından bahisle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur. Bu süreçte Hükümet 17.10.2018 tarihli yazı ile, ... başvurusunda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Hükümet tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine sunulan deklarasyon metninde "tüm maddi ve manevi zararı karşılığında 2.500 Euro ödemeyi teklif edildiği,......, 2577 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrası AİHM'in dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda, idari mahkeme yargılamalarının yeniden açılması gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet yukarıda belirtilen hukuk yolunun Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında başvuranların şikayetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir." hususları belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen düşme kararında, "Başvuranın tek taraflı deklarasyonla verilen taahhütlerden memnun olmadığını belirttiği, ...Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir...Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklerasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme'nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınacağının altını çizmektedir..... Bu nedenle davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur." şeklinde açıklamalar yer almaktadır. Bakılan davada davacı tarafından; adli yardım talepli olarak yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilerek Muğla İdare Mahkemesinin E:2005/1960 K:2007/479 sayılı davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararının ortadan kaldırılması istenilmektedir. İdare Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi istemi kabul edilerek davacının tazminat talebinin dayanağını teşkil eden 14/01/2002 tarih ve 78 sayılı ruhsat iptali işleminin iptali istemiyle açılan davada verilen Mahkeme kararıyla ortaya konulan hukuki yanlışlığın tazminatı gerektirir ağır ve önemli nitelikte hizmet kusuru olarak görülmesi gerektiği, ancak davacının iddia ettiği üzere maden ocağında bulunan ancak henüz çıkarılmamış madenin ya da sayılan diğer tazminat kalemlerinin davacıya ödenmesinin mümkün olmadığı, bu noktada hakkaniyet gereği davacının ruhsat iptalinden önceki dönemde elde etmiş olduğu kâr ve ruhsat iptali sonrasında ruhsatın yeniden yürürlüğe girdiği dönemde ocakta yapılan madencilik faaliyeti kapsamında elde edilen kâr dikkate alınarak bir tazminat bedeli belirlenmesi gerektiği, davacının uğradığı maddi zararın hesabına gelince; Mahkemelerince yapılan ara kararları ile (1997-2011 yılları arasındaki dönemde) dava konusu maden ocağından elde edilen yıllık net gelirleri gösteren tutarlara ilişkin tablonun ve bu tutarlara esas teşkil eden belgelerin gönderilmesi istenildiği, gelen cevabi yazı ve eklerinin incelenmesinden, davacı tarafından 1997 yılında 2.252,63 ton üretime karşılık 1.766,33 TL gelir elde edilirken, giderininse 1.448,97 TL olduğu, 1998 yılında 13.225,00 ton üretime karşılık 104.657,04 TL gelir elde edildiği, giderinse 103.567,69 TL olduğu, 1999-2006 yılları arasında sahada üretim bulunmadığı, 2007 yılında üretilen 148 ton mermere karşılık 6.150,00 TL gelir elde edildiği, 2008 yılında 125 ton üretim yapıldığı ancak satış yapılmadığı, 2009 yılında 1.304,94 ton üretim yapıldığı, buna karşılık 2009 yılında 53.267,65 TL gelir elde edildiği, 2010 yılında 3.003,48 ton üretim yapıldığı ve buna karşılık 128.680,23 TL gelir elde edildiği, son olarak 2011 yılında 5.402,58 ton üretim yapılırken 222.964,48 TL gelir elde edildiği, uyuşmazlığa konu maden ocağında davacıya ait ruhsatın yürürlük tarihi olan 1997 yılından ruhsatın iptal edildiği 2002 yılına kadarki süreçte davacının yalnızca 1997 ve 1998 yıllarında üretim yapmış olduğu, dolayısıyla bu dönemde uzun süre üretim yapılmadığı görüldüğünden bu dönemin hesap yapmaya elverişli olmadığının değerlendirildiği ve bu nedenle hakkaniyet gereği 2007-2011 arası döneme ilişkin 5 yıllık sürenin ortalaması esas alınarak yeniden değerleme oranında geriye doğru hesaplama yapılmak suretiyle davacının hukuka aykırı ruhsat iptali nedeniyle çalışamadığı (14/01/2002-21/09/2005) yıllara ilişkin mahrum kaldığı ticari kazancın belirlenmesi yoluna gidilmesinin uygun olduğu değerlendirildiği, bu doğrultuda yapılan hesaplamada; 2007 yılında 6.150,00 TL, 2008 yılında gelir elde edilmediği, 2009 yılında 53.267,65 TL gelir elde edildiği, 2010 yılında 128.680,23 TL gelir elde edildiği ve son olarak 2011 yılında 222.964,48 TL gelir elde edildiği, hesaplanan 411.062,36 TL gelirden; giderler, Devlet hakkı ve orman paylarının toplamı olan 11.934,63 TL'nin düşülmesi sonrasında net gelirin 399.127,73 TL olarak hesaplandığı ve bu 5 yılın ortalamasının 79.825,55 TL olarak bulunduğu, bu kazancın ise yılların da ortalaması olan 2009 yılına ait kazanç gibi değerlendirilmesinin ve 2009 yılından geriye doğru yeniden değerleme oranında azaltılarak hesaplama yapılmasının hakkaniyete uygun olduğu sonucuna varıldığı, yapılan tüm bu hesaplamalar neticesinde, davacının çalışamadığı 2002 yılı için 24.723,09 TL, 2003 yılı için 39.309,72 TL, 2004 yılı için 50.513,00 TL, 2005 yılı için 56.170,46 TL olmak üzere toplamda 170.716,27 TL tutarında ticari kazançtan mahrum kaldığı anlaşıldığından davacının maddi tazminat talebinin 170.716,27 TL'lik kısmının kabulü ile bu kısmın ilk dava tarihi olan 04/10/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kalan 29.745.283,73 TL'lik kısım bakımından ise davanın reddedilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Mahkemece yapılan hesaplama yönteminin hatalı olduğu, 1991-2011 yılları arasındaki dönemin hesaplanması gerekirken 2002-2005 yılları arasındaki dönemin hesaplanması ile eksik dönem esas alınarak hüküm kurulduğu, hesaplamaya esas alınan miktarların fiili durumu yansıtmadığı, 3. kişiler tarafından çıkarılan taşın miktarının keşif yapılarak belirlenmesi gerektiği, bu nedenle bölgeden çıkarılan madenin miktarının net olarak belirlenmesi gerekirken sadece davalı MAPEG'in sunduğu belgeler ve beyanlar doğrultusunda hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğu, taraflarınca sunulan Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/64 Değişik iş dosyası kapsamındaki belgelerin hiç dikkate alınmadığı, Mahkeme kararında nasıl hesaplandığı açıkça belirtilmeyen ve ayrıntısı açıklanmayan hükmedilen tazminatın hesabında hata olup olmadığının belirlenemediği iddiasıyla kararın lehlerine olacak şekilde bozulması istenilmektedir. Davalı idarelerce ise kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verildiği, tazminata hükmedilebilmesi için doğmuş bir zararın olması gerektiği, Mahkemece varsayıma dayalı zararın tazmin edilemeyeceği belirtilmişken, aynı kararda hakkaniyet gereği olduğu belirtilerek doğmamış ve farazi bir zararın tazmini yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğu, somut ve denetlenebilir olmayan şekilde maddi tazminata hükmedilemeyeceği, henüz çıkarılmamış maden üzerinde mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı, ruhsatın idarece iptali ve bu işlemin üç yıl sonra iptal edilmesi nedeniyle üç yıllık sürenin ruhsat süresine ilave edildiği, ruhsat süresine ilave edilen yıllar için mahkemece ayrıca tazminata hükmedilmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, davacı tarafından tazmini istenen hususun ocaktan elde edilmesi umulan kar olduğu, Mahkemece yapılan hesapta satıştan elde edilen gelirin tamamının kar olarak değerlendirildiği, madeni çıkarabilmek için gerekli zorunlu giderlerin hesaplamada dikkate alınmadığı, ocak başı satış fiyatının belirlenmesinde yeniden değerleme oranının bir etkisi ve önemi olmadığı, davacının faaliyette bulunduğu dönemde hiç üretim yapmadığı yıllar olmasına rağmen Mahkemece tazminine karar verilen dönemde mutlak surette faaliyette bulunacağı şeklinde bir değerlendirme ile hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın lehlerine olacak şekilde bozulması istenilmiştir. MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Yargılamanın yenilenmesi" başlıklı 53'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, "Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir. ... ı) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya hüküm aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği dosyada, talep, Muğla ili Merkez ilçesinde davacı adına kayıtlı mermer ruhsatının feshine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 14.01.2002 tarihli ve 78 sayılı işleminin, Muğla İdare Mahkemesinin 14.06.2005 tarih ve E:2005/861 K:2005/664 sayılı kararı ile iptali üzerine bu işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 29.916.000,00 TL zararın 14.01.2002 gününden işleyecek ticari temerrüt faiziyle ödenmesi olup, yargılamasının yenilenmesi ile yolu ile devam edilen bakılan dosyadaki talep de belirtilen miktarın tazminidir. Davacı tarafından ruhsatın feshi işleminin iptaline yönelik mahkeme kararının davalı idareye 22.08.2005 tarihinde tebliğ edildiği, ancak idarece iptal kararı doğrultusunda işlem tesis edilmediği adına kayıtlı ruhsat için başka şahıslar adına ruhsat çıkarıldığı, kendilerinin sahada çalışmasına izin verilmemişken 3. şahısların işletme yapmasına izin verilerek sahadaki tüm kıymetli taşların tüketilmesine göz yumulduğu, idarece zarar etmelerine kasten neden olunduğu,14.01.2003 tarihi itibariyle dava konusu yerde bulunan taşın miktarının 900.000 ton olup bu zararın karşılığının 25.416.000,00 TL olduğu, sahada bir dönem faaliyet gösteren davacının maden işletme için oluşturduğu ekipman dahilinde maden işletme tesisat bedeli olarak 1.000.000,00 TL, nakil için kullanılan vasıtaların değeri olarak 1.000.000,00 TL maden işletme sahasında çalışırken işsiz kalan işçilere ödenen tazminat için 500.000,00 TL, ruhsat iptal edilmeden önce ve ruhsat süresinin izin verdiği zaman dilimi gözetilerek müşterilerce verilen siparişlerin karşılanamaması nedeniyle oluşan zararlara mahsuben 2.000.000,00 TL olmak üzere toplamda 4.500.000,00TL zararı olduğu, uğranılan toplam zararın ise 29.916.000,00 TL olduğu ileri sürülerek bu zarara karşılık gelecek tazminatın davalılardan tahsili için bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, davacı tarafından, ruhsat feshinin iptaline ilişkin Mahkeme Kararının süresi içinde idarece uygulanmadığından bahisle zararının tazmini için Muğla İdare Mahkemesinde E:2005/1960 sayılı davanın açıldığı ileri sürülmüşse de, dosyada bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarihli ... sayılı Valiliğe hitaplı yazısında, Muğla ili Merkez ilçesi Meke köyü Kaldırak tepe hudutları dahilinde ve ...'in uhdesinde iken iptal edilen Sicil:... ve İR:... sayılı mermer ruhsatı ile ilgili olarak ... İdare Mahkemesi'nin E:... K:... sayılı kararı gereği ruhsat hukukunun yürütüldüğü ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 21.09.2006 tarihli yazısı ile maden ruhsatının davacı tarafından dava dışı ... Mad. İç Dış Tic. A.Ş.'ye devredildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık davacının maden işletme ruhsatının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 14.01.2002 tarihli işlemi ile iptalinin yargı kararıyla iptal edilmesi sonrasında davacının ruhsatının iptal edilmesi nedeniyle uğranıldığını ileri sürdüğü miktarın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından kararın idarece süresinde yerine getirilmediği ve alanda kendisinin maden çıkarmasına izin verilmemişken ruhsatının iptali sonrası üçüncü kişilere aynı sahada ruhsat vererek faaliyette bulunduklarını ileri sürülmekteyse de, yargı kararının gereğinin yerine getirilerek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ... tarihli ... sayılı Valiliğe hitaplı yazısı ile davacının ruhsat hukukunun yeniden yürütüldüğü ve ruhsatın davacı tarafından 21.09.2006 tarihinde dava dışı 3. bir şirkete devredildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından sunulan temyize cevap dilekçesinde bakılan davada üretilmemiş ve çıkarılmamış bir madenden doğan tazminat talebi bulunmadığı, aksine işletme ruhsatı kapsamında izinli olduğu sahadaki izninin iptal edilmesine rağmen aynı sahada başkalarına izin verilerek ruhsat iptal işlemi yargı kararı ile iptaline kadar geçen süreçte madenin üçüncü kişilerce çıkartılması nedeniyle kar mahrumiyetinin talep edildiği belirtilmiştir. Davacı adına Muğla Defterdarlığınca 03.01.1991 tarihli 30/09 sayılı taş ocağı küşad ve imaline mahsus ruhsatname düzenlenmiş ve bu belge ile kayrak taşı ocağı işletmekteyken 14.01.1991 tarihli Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın raporu ile taş ocağı ruhsatı iptal edilerek alanda bulunan taşın işletilebilmesi için maden ruhsatı alınması gerektiği belirtilerek davacının faaliyetinin durdurulması akabinde davacı tarafından 07.04.1993 tarihinde ön işletme ruhsatı, 08.10.1997 tarihinde işletme ruhsatı alınmıştır. Davacıya mermer işletme ruhsatı verilen sahada Muğla Özel İdare Müdürlüğünce üçüncü kişilere taş ocağı ruhsatı verilmesi üzerine davacı üçüncü kişilere verilen taş ocağı ruhsatlarının iptali istemiyle Muğla Özel İdare Müdürlüğüne başvurmuş ve bu başvurunun reddine ilişkin ... Özel İdare Müdürlüğü'nün ... tarihli ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli E:... K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş ve bu karar Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 17.01.2002 tarihli E:2000/906, K:2002/237 sayılı kararı ile onanmıştır. Netice itibariyle davacının ruhsatının feshine dair işlemin iptaline ilişkin kararın idarece uygulandığının anlaşıldığı, ruhsat iptal işleminin Mahkeme Kararıyla iptali sonrası ruhsatın yeniden yürürlüğe girmesine kadar geçen üç yıllık sürenin (14.01.2002- 26.09.2005) ruhsat süresine ilave edildiği ve davacı tarafından ruhsat hukuku tekrar yürütüldükten yaklaşık bir yıl sonra ruhsat devredildiğinden, davacı adına tazminat isteminin kabulü yönünde verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından Mahkemece kısmen kabul yönünde verilen kararın bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki olayda davacı tarafından kendisince üretilememiş madenin üçüncü kişilerce çıkarılarak zarara uğratıldığından bahisle kar mahrumiyetinin tazminin istenildiği, Mahkemece davacının ruhsatı devrettiği üçüncü kişinin 2007-2011 yılları arasında yaptığı üretim, satış, gelirine göre bir miktarın yine üçüncü kişinin giderleri düşülerek yapılan hesaplamanın da maddi tazminatın mantığı ile çeliştiği, maddi tazminata konu zararın kişilerin şahsı üzerinde doğan gerçek bir zarar olması gerektiği, zira maddi tazminatın sebepsiz zenginleşme aracı olamayacağı açıktır. Dava dışı üçüncü kişinin gelir/giderlerinin her ne kadar aynı saha da olsa ticari kapasite ve dönemlerin farklılığı düşünüldüğünde bu tutarların maddi tazminat istemli açılan bir davada esas alınarak bir karar verilmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Öte yandan uyuşmazlık, iptal davası sonrası açılan tam yargı davası niteliğinde olduğundan ancak o iptal davasında ileri sürülen sebeplere kadar geriye gidebileceği, oysa davacının 1991 yılından 2011 yılına kadar olan dönemi kapsayan şekilde iddia ve açıklamalarının, bakılan davada ileri sürülmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın bozulması ile dava konusu isteminin tamamının reddi gerekmektedir. Mahkemece davacının 29.745.283,73 TL'lik maddi tazminat talebinin reddine yönelik verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, bu kısım yönünden verilen ret kararının ise onanması gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan idarenin temyiz isteminin kabulüne, davacının temyiz isteminin reddine 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ...-TL'lik kısım yönünden verilen kabul kararının BOZULMASINA oyçokluğu 3. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ...-TL'lik maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kararının ONANMASINA oybirliği ile, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Bu kararın tebliğini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 31/05/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X)- İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. İdare Mahkemesince maddi tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin tazminat talebi kabul edilen kısım yönünden reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.