1. Hukuk Dairesi 2025/1115 E. , 2026/1653 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1356 E., 2024/2853 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/213 E., 2022/590 K. Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacı ...'ın yıllarca ticaretle iştigal ederek yaptığı birikimlerle dava konusu taşınmazı satın aldığını, bu taşınmazda 2007 yılından bu yana a…
1. Hukuk Dairesi 2025/1115 E. , 2026/1653 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1356 E., 2024/2853 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/213 E., 2022/590 K. Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacı ...'ın yıllarca ticaretle iştigal ederek yaptığı birikimlerle dava konusu taşınmazı satın aldığını, bu taşınmazda 2007 yılından bu yana ailesi ile birlikte kesintisiz olarak ikamet ettiğini, müvekkilinin yaptığı ticari işler kapsamında bazı şirketlere hissedar olduğunu, hissedar olduğu şirketin zaman zaman yaşadığı ticari sorunlar nedeniyle şirket olarak borçlanmaları gerektiğini, bu kapsamda müvekkilinin de hissedar olduğu şirketlerin hisselerinin parça parça ... ... ile onun şirketlerine veya onun gösterdiği kişilere devredilmeye başlandığını, buna rağmen davalıların murisi ... ... tarafından daha fazla teminat talebinde bulunulduğunu, özellikle dava konusu taşınmazın da teminat olarak devredilmesinin istendiğini, bu konuda müvekkiline baskı yapmaya başlandığını, bu aşamada ... ...’e şirket hisselerinin borcu fazlasıyla karşıladığı söylense de ... ...'in “bu taşınmazın bir kredi işi için lazım olduğunu ve çok kısa süre sonra iade edileceğini” ifade ettiğini, müvekkilinin 2007 yılından bu yana nitekim satış yoluyla devirden sonra dava konusu taşınmazda ailesiyle birlikte nizasız ve fasılasız ikamet ettiğini, ortada gerçek bir mülkiyet değişikliği olmadığından müvekkilinin taşınmazdan ayrılmasının da gerekmediğini, müvekkili veya ailesinin devirden sonra dava konusu taşınmaz için davalıların murisi ... ...’e veya bir başka kişiye kira ödemediklerini ileri sürerek dava konusu 6 parsel sayılı taşınmazdaki 669 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde muris ... ... ile ilgili gerçeklikten uzak, soyut iddialarda bulunduğunu, murisin vefatından önce yıllarca ticaret ile uğraşmış saygıdeğer bir iş adamı olduğunu, birçok gayrimenkul alım-satımı ile uğraştığını, aldığı gayrimenkulleri yatırım amaçlı satın aldığını, davacı taraf ile de anlaşarak taşınmazı bedeli karşılığında davacıdan satın aldığını, davacı yanın teminat iddiası gibi iddialarının somut gerçeklikten uzak olduğunu, murisin gayrimenkulün bedelini elden ödeyerek satın aldığını, satış işleminin şekil şartları gerçekleştirilerek ve hukuka uygun olarak yapıldığını, yatırım amaçlı davacıdan satın aldığını, davacı ... Tutum'un mecura ilişkin ... . Noterliği, 06.05.20 15... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki taahhütnamesi ile 30.07.2015 tarihinde tahliye edeceğini ve mecuru murise veya kanuni temsilcilerine kayıtsız şartsız teslim edeceğini kabul ve taahhüt ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının inanç sözleşmesi iddiasına dayanması nedeniyle ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı ve davalıların murisi arasında yapılan tapu satış senedi incelendiğinde resmi senette açıkça davacının satış için parasını peşin ve nakden aldığının yazılı olduğu ve sözleşmede davacının imzasının bulunduğu bunun aksini ispat amacıyla gerek dava dilekçesi gerekse dava esnasında sunulan deliller incelendiğinde davacının inanç sözleşmesini ispata ilişkin şekle bağlı olmayan yazılı bir inanç sözleşmesi sunamadığı, tanık beyanlarının her ne kadar davacının iddiasını destekler mahiyette olduğu görülse de ispat şartı açısından gerekli kriteri sağlamaması nedeniyle bu beyanlara tek başına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, ispat yükü kendisinde olan tarafın yazılı delili başlangıcı (mektup, banka dekontu, yazışmalar v.s ) mahiyetinde bir delil sunması halinde bu tanık beyanlarına itibar edilebileceği, ancak davacı tarafın sunmuş olduğu mevcut delillerin bu mahiyette olmadığı, davalı tarafın delil olarak dayanmış olduğu resmi noterde imzalı olan tahliye taahhütnamesinin de davalı tarafça sunulan ve taşınmazın davalıların murisine ait olduğunu gösterir önemli bir delil niteliğinde olduğu, davacı tarafın yargılama esnasında davacı tarafa ait olan şirketin borç içinde olduğu ve bu kapsamda kredi kullandığı bu hususlarının ticari defter kayıtları ile tespit edilebileceği ve yemin teklifinden önce bu kayıtların ve ticari defterlerin celbinin gerektiğini belirtmiş olduğu görülse de bu kayıtların davacının inanç sözleşmesi savını ispata elverişli olmadığı, dosyaya yenilik katmayacağı, dava dilekçesinde ve delil listesinde gösterilmediği ve davalı tarafça da alınmasına muvafakat gösterilmediği dikkate alınarak bu delilin celbi talebinin reddedildiği, davacı tarafa ihtaratlı kesin süre ile yemin teklifi için süre verildiği, ancak verilen süre içerisinde bu hususun da yerine getirilmemiş olduğu dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; İlk Derece Mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.