1. Hukuk Dairesi 2014/4966 E. , 2014/12461 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasındaki davadan dolayı....Hukuk Hakimliğinden verilen 19.3.2013 gün ve 2012/11 esas 2013/55 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 4.12.2013 gün ve 13047-17220 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, ... tarafından 23.7.2012 tarihli dava dilekçesi ile
**1. Hukuk Dairesi 2014/4966 E. , 2014/12461 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasındaki davadan dolayı....Hukuk Hakimliğinden verilen 19.3.2013 gün ve 2012/11 esas 2013/55 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 4.12.2013 gün ve 13047-17220 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, ... tarafından 23.7.2012 tarihli dava dilekçesi ile açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama neticesinde " ..... dava ehliyetinin bulunmadığı'' gerekçesiyle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairece, " özellikle 17.08.2013 tarihinde yürürlüğe giren .... 74.maddesine göre hatanın ilgili..... re'sen düzeltebileceği, dolayısıyla davacının dava açma sıfatının bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olduğu'' gerekçesiyle mahkemenin ret kararı onanmıştır. Davacı idare; 122 parsel sayılı taşınmazın ''.... oğlu ...'' adına kayıtlı iken 1955 doğumlu ''....oğlu ...'ın'' taşınmazın kendisine ait olduğunu bildirerek baba adının düzeltilmesi için .... üzerine muhtarlıktan alınan ilmühabere istinaden 26.2.1987 tarihinde '.....' olan baba adının ''.....' olarak düzeltilerek, davalı .... oğlu ... adına tescil edildiğini, ancak daha sonra yapılan incelemede davalının gerçek malik olmadığı, düzeltme işleminin yanlış yapıldığının tespit edildiğini ileri sürerek.... 85.maddesi gereğince tapu iptal ve önceki malik adına tescili isteği ile eldeki davayı açmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, Anayasa’nın 40. maddesinin 3.fıkrasında “ kişinin resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da kanuna göre Devletçe tazmin edilir. ” hükmü öngörülmüş, 129. maddenin 5. fıkrasında ise; “ memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceği...” açıklanmıştır. M.K.nun 1007 nci maddesi bu bağlamda yorumlandığında, tapu sicillerinin tutulmasından ve bundan doğan zararlardan devletin sorumlu olacağı ilkesinin benimsendiği anlaşılmaktadır. ./. -2- Yasanın bu açık hükmünün kaynak olduğu devletin sorumluluğu tapu sicilinin tutulması sırasında, sicil memurunun hukuka aykırı işlemi ile sonuç arasında nedensellik bağının varlığı gerekli ise de eylem yada işlemin kusura dayanması gerekmez. Zira devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Anılan ilke 27.3.1957 tarih ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile benimsenmiş, Borçlar Kanununun 55. maddesindeki sorumluluğun kusura dayanmadığı 22.6.1966 tarih 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile de tekrarlanmıştır. Adam çalıştıran (somut olayda devlet) objektif özen eksikliğinin doğurduğu zarardan sorumludur. Çalışanın seçiminde, talimat vermede ve denetlenmesindeki eksiklik yada bozukluk nedeniyle çalışan çevre ve ilgililer için hakların kazanılması ve kullanılması açısından özel bir tehlike oluşturur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi yada yitirilmesi bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden devlet, aykırı kayıtlardan doğan zararları da ödemeyi taahhüt etmektedir. Dayanıksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmelidir. Bilindiği üzere; bu tür davaların kural olarak kayıt maliki ya da mirasçıları tarafından açılması gerekir ise de; davacı idarenin Türk Medeni Kanununun 1025. ve 1007. maddeleri ile .... 85. maddesi ( yargılama sırasında, 17.8.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tapu Sicil Tüzüğünün 74.maddesi ) gereğince tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olacağı, TMK.nın 1007. maddesinde düzenlenen sorumluluğun kusursuz sorumluluk olup, bu madde kapsamında .... tazminat davasına muhatap ve tazminata mahkum olabileceği gözetildiğinde, eldeki davanın açılmasında ve sonuçlandırılmasında davacı idarenin hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur. Öte yandan;....85. maddesi “ .... üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder. ....avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen dava açılır. İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir....., yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır ” şeklinde olup, doğrudan dava açmaya engel bir yasal düzenleme içermemektedir. Diğer taraftan, .... bağlı kuruluşlar olarak, genel bütçe içinde ayrı bütçe ile yönetilen kamu kuruluşlarıdır. O halde; ....hatalı gerçekleştirilen çekişmeye konu işleminin düzeltilmesi ile ilgili olarak yukarıdaki ilkelerde dikkate alındığında eldeki davayı açabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca, dava eski ....yürürlükte olduğu tarihte açılmış olup karar tarihinden daha sonra yürürlüğe giren ....hükümlerinin olayda uygulama yeri bulduğuna ilişkin Dairenin onama kararı maddi yanılgıya dayalıdir. ./.. -3- Hal böyle olunca; işin esasına girilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Anılan bu husus karar düzeltme isteği sonucu yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, duruşmalı karar düzeltme isteğinde bulunulmuş ise de, karar düzeltme istekleri usul hükümleri uyarınca duruşmalı yapılamayacağından duruşma isteği reddedilerek evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının karar düzeltme isteğinin 1086 sayılı HUMK.'un 440.maddesi gereğince kabulüyle, Dairenin 04.12.2013 tarih ve 2013/13047 Esas, 2013/17220 Karar sayılı onama kararının belirtilen nedenlerden dolayı ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemenin 19.03.2013 tarih, 2012/11 Esas, 2013/55 sayılı kararının açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.