8. Hukuk Dairesi 2014/23885 E. , 2016/10379 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Tescil ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi, tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar-karşı davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR İlk davada; davacı ... vekili, ... Nehri il…
**8. Hukuk Dairesi 2014/23885 E. , 2016/10379 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Tescil ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi, tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar-karşı davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR İlk davada; davacı ... vekili, ... Nehri ile tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan ... parsel sayılı taşınmaz arasında kalan dere yatağı vasfındaki 22.650 m2'lik alanın davalılar tarafından işgal edildiğini açıklayarak davalıların elatmalarının önlenmesi ile taşınmazın ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar tarafından açılan ve birleştirilen davada ise; davacılar, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1974-1975 yıllarında kadastro çalışması yapıldığını, taşınmazı o tarihten beri kendilerine ait ... parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün halinde ve tarım arazisi olarak kullandıklarını belirterek davanın ... tarafından açılan davayla birleştirilmesini, ... tarafından açılan davanın reddi ile taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın 30 yıldan beri birleştirilen dava davacıları tarafından sebze-meyve ekilmek ve kavak ağaçları dikilmek suretiyle kullanıldığı, ancak bu kullanımın imar-ihya niteliğinde olmadığı, ayrıca davacılara ait komşu ... parselin 1983 yılında davacılar adına tescil edildiği, dolayısıyla 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle birleşen davanın reddini ve ilk davanın kabulüyle taşınmazın dere yatağı vasfıyla ... adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, birleşen davanın bir kısım davacıları tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, ... tarafından açılan ilk davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan fen bilirkişi ve ziraat bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazın ... Nehri'nin bitişiğinde olan eski dere yatağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak, dere yatakları TMK'nın 715. maddesine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olması ve zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere (nehir-çay) yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17.maddeleri gereğince zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir Dava konusu taşınmaz, dere yatağı niteliği ile tespit dışı bırakıldığına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17.maddelerinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların birleşen dava davacıları lehine oluşup oluşmadığının araştırılıp -//- belirlenmesi gerekir. Taşınmaz ve çevresinin hangi tarihte ve hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının ilgili Kadastro Müdürlüğü'nden sorularak belirlenmesi, çalışmalara ilişkin harita ve paftaların getirtilmesi, tespit dışı bırakılma tarihinden sonra ve dava tarihinden geriye doğru en az 20-25 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte ziraat bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik bilirkişi, uzman jeolog, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, kadastro paftalarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, kadastro paftalarının tarihlerine göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, birleşen dosya davacılarının ya da mirasbırakanlarının hangi tarihte taşınmazın imar-ihyasına başladıkları, ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nınn 261.maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi, daha önce götürülmeyen başka bir uzman ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalar da göz önünde tutularak gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporuyla mukayese edilerek taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, taşınmazın aktif dere yatağında yağışlı mevsimlerde ... Nehri'nin taşkın sularının etkisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, bitişiğindeki dere yatağı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kod farkı bulunup bulunmadığının jeoloji bilirkişi vasıtasıyla saptanması, HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz bölümleri ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekmektedir. Bundan ayrı, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda dava konusu taşınmazın imar-ihya yoluyla kazanılabilecek yerlerden olmadığı, TMK'nın 715. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi kapsamında kalan sahipsiz yerlerden olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden bulunduğunun tespiti ve TMK'nın 999. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte tapuya tescil edilmesinin de olanaklı görülmediğinin anlaşılması halinde, özel mülkiyete konu olmayacak yerin aynı zamanda ... adına da tapuya kayıt ve tescilinin de mümkün olmadığının düşünülmesi gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar uyarınca araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bir kısım davalılar/karşı davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.