1. Hukuk Dairesi 2015/17401 E. , 2018/13464 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; KARAR Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine d…
**1. Hukuk Dairesi 2015/17401 E. , 2018/13464 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; KARAR Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakan ...'ın 696 parsel sayılı taşınmazda bulunan 3/12 payını davalıya satış suretiyle muvazaalı olarak 10.000 TL bedelle devrettiğini, miras bırakanın satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalının alım gücünün de bulunmadığını, satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek yapılan satış işleminin iptali ile hisseleri oranında tescilini olmadığı takdirde faiziyle tenkisini istemişlerdir. Davalı, mirasbırakan ve eşinin geliri olmadığı için daha önce de ihtiyaçları nedeniyle taşınmazlarını sattıklarını, mirasbırakanın ihtiyacı nedeniyle dava konusu taşınmazda yer alan 3/12 payını sattığını, bedeli elden ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafından davacıya herhangi bir bedel ödenmediği gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden; tarafların ortak mirasbırakanı ...’ın 696 parsel sayılı taşınmazdaki 3/12 payını 16.02.2004 tarihinde satış suretiyle davalı kızı ...’e temlik ettiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.