İSTİNAF KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş yapmış olduğu müşterisinden almış olduğu ... Bank A.Ş. 31/12/2018 vade tarihli 150.000-TL sı bedelli ... nolu çeki davalıya ciro etmiş ve finansman sağladığını, çek vadesinde keşidecisi tarafından ödenmediğini ancak birkaç gün sonra çek keşideci…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2026/27 KARAR NO: 2026/249 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/11/2024 NUMARASI: 2022/674 E. - 2024/637 K. DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş yapmış olduğu müşterisinden almış olduğu ... Bank A.Ş. 31/12/2018 vade tarihli 150.000-TL sı bedelli ... nolu çeki davalıya ciro etmiş ve finansman sağladığını, çek vadesinde keşidecisi tarafından ödenmediğini ancak birkaç gün sonra çek keşidecisi tarafından ödendiğini ve çekin alındığını, müvekkilinin davalı şirket nezdinde bulunan faktoring hesabında başkaca bedeli ödenmemiş çek bulunmadığını, faktoring sözleşmesi imzalanırken teminat senedi olarak alınan senet bedelsiz olduğunu, davalı şirket bedelsiz senedi takibe koyduğunu, davalı şirket ... Bank A.Ş. 31/12/2018 vade tarihli 150.000-TL' sı bedelli ... nolu çekin bedeli ödendiği halde müvekkilin haksız ve kötü niyetli takip yapmakla mükerrer tahsilat yapmak istediğini, İstanbul 29.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında borçlu bulunmadığımızın tespiti ile takibin iptaline haksız yapılan icra takibi sebebiyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borcun, faktoring sözleşmesinin imzalanması ile birlikte doğduğunu, davalı firmanın faktoring piyasasında faaliyet gösteren bir sermaye şirketi olduğunu, davalı şirket müşterilerinin üçüncü şahıslardan olan alacaklarının tahsilini üstlendiğini, temlik almış olduğu alacaklarının garantisi olarak çek veya benzeri belgelerin davalıya devredildiğini, Borçlar Kanunu madde 117 “ Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.” Hükümleri uyarınca borcun doğumu ile birlikte muaccel olduğunun açık olduğunu, itiraz eden borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile davacının müvekkil şirkete ödeme aracı olarak vermiş olduğu çek keşidecisinin çeklerinin yazılması ve acz içine düşmesi nedeniyle sözleşmenin fesih edildiği ve borcun ödenmesi ihtar edilmiş ve ihtarnamenin gereği ifa edilmediğinden itiraz eden borçlunun temerrüde düştüğünü, bu nedenle takiple talep edilen alacağın muaccel bir alacak olduğunu, davalı şirketin, sözleşmeden doğan fesih yetkisini kullandığını, davalının, çek keşidecisinin acz içine düştüğünü öğrenmesi üzerine müşterisinden sözleşme kapsamında kullanılan kredinin başlatılan takip ile iadesini istediğini, sözleşmenin feshi ile birlikte borç muaccel hale geldiğini, bu nedenle bedelsiz senedin kullanıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, takip başlatıldığında muaccel hale gelen ve ödenmesi gereken bir borcun bulunduğunu, çekin de günü geldiğinde bankaya ibraz edildiğini, karşılığının tahsil edilemediğini, çek bedeli çekte yine cirosu bulunan fatura borçlusu tarafından haricin davalı şirkete ödendiğini, dava konusu bononun hukuken teminat senedi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu bononun temlik teri tarafından verilen ödeme davalı şirket tarafından ek ödeme aracı olarak alınan bono üzerinden alacağın tahsilinin talep edildiğini, davacının edilen alacağı garanti etmek adına düzenlendiğini, davacı mi araçlarının sorunlu hale geldiği, borçlunun müzayaka haline dü; davalıya olan borcunun teminatı olarak bono düzenlenmesi ile ticari anlaşmalarda düzenlenen teminat senedinin tamamen birbirinden ayrı özellikleri taşıyan belgeler olduğunu, teminat senedinin bir sözleşmeye güvence olarak ileri sürülen sözleşme konu olan iş eksik veya hiç yapılmazsa karşı tarafın zararını tazmin etmek üzere karşılıklı menfaat ilkesine göre hazırlanmış güvence belgesi olduğunu, borç senedinin ise herhangi para veya mal borcuna ilişkin vadesi, tutarı belirlenmiş tarafların bilerek, isteyerek vardığı anlaşma üzerine ödeme sözü niteliği taşıyan imzalı kıymetli evrak, bono olduğunu, davacının temlik etmiş olduğu alacağın ödenmesini sağlamakla mükellef olduğunu, davacının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği tutarın; dav cı aleyhine başlatılan takibin ferilerine yani tahsil harcı, faiz, vekalet ücreti, komisyon ve masrafına ilişkin olduğunu, muaccel borcun takibe konu edilmesi ile takibe ilişkin ferilerin de ödenmesi gerekeceğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesinin” talep edilmiş olduğu görülmektedir.İlk Derece Mahkemesince; Mahkemece aldırılan ve hükme esasa alınan bilirkişi raporuyla taraflar arasındaki faktoring işlemine konu davalı şirkete temlik edilen fatura karşılığında davacı tarafından teslim edilen 148.500,00 TL bedelli çekin, davaya konu edilen icra takip tarihinden sonra davalı şirket tarafından tahsil edilmiş olduğu hususunun tespit edildiği, uyuşmazlık konusu bonunun teminat senedi olup olmadığı hususunda senet üzerinde ibarenin bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu hususunda ispat yükü kendisinde olan davacı yanca bu kapsamda bilgi belge sunulmadığı bu haliyle 148.500,00 TL bedel yönünden ödeme bulunduğu anlaşılmakla aşan bedel yönünden davacı yanın sorumluluğun devam ettiği anlaşılmakla; davanın KISMEN KABULÜ ile; 10/01/2018 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı 148.500,00 TL bedel ile davacı yanın İstanbul 29. İcra Dairesi ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile aşan bedel olan 38.710,32 TL üzerinden tahsilat tarihi itibariyle borçlu olduğunun tespitine, yasal şartları oluşmayan kötüniyet ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştirDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya esas icra takip dosyasında takip tarihinden sonra ödeme yapılmış olduğu tespiti ve ödenen miktar harici doğan tüm alacaklarını talep etmekte haklı olduğu hususu göz önüne alındığında, "Davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine" dair talebinin reddi hatalı olduğunu, mahkemece reddinin tamamen hatalı olduğunu, menfi tespit davasına esas icra takibindeki itiraz edilen tutarlara ilişkin olarak tek tek izahat yapılmış olmakla tüm kalemlerin yasadan kaynaklı ve alacağın takibe konu edilmesi ile birlikte tahakkuk etmiş olduğu ve davanın dayanaktan yoksun olduğunu, davalı alacaklı müvekkil lehine tazminata hükmedilmemesi kabul edilemez olduğunu, davacı borçlu tarafın teminat senedi olduğu yönündeki dayanaksız iddia ve beyanlarını da ispat edemediği belirterek mahkeme kararının tazminat talebi yönünden eksik inceleme ve hatalı değerlendirilen mahkeme kararının sadece tazminat yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından, İstanbul 29.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine konu bonodan dolayı, 31/12/2018 ödeme tarihli 150.000-TL., bedelli ... nolu çek bedeli ödendiği halde takibe konu edildiğini belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın Kısmen Kabulü ile; 10/01/2018 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı 148.500,00 TL bedel ile davacı yanın İstanbul 29. İcra Dairesi ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile aşan bedel olan 38.710,32 TL üzerinden tahsilat tarihi itibariyle borçlu olduğunun tespitine, yasal şartları oluşmayan kötüniyet ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili tarafından lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmediği gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK Madde 72/4. bendi, (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.Somut olayda dava konusunun menfi tespit davası olduğu, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 10/01/2018 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı, 148.500,00 TL. bedel ile davacı yanın İstanbul 29. İcra Dairesi ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile aşan bedel olan 38.710,32 TL üzerinden tahsilat tarihi itibariyle borçlu olduğunun tespitine karar verildiği, davanın borçlu lehine hükme bağlandığı, davanın tedbir talepli açılmadığı, mahkemece tedbire hükmedilmediği, kötü niyet tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2024 tarih ve 2022/674 E., 2024/637 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının peşin yatırılan 2.536,01 TL harçtan mahsubu ile 1.804,01 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde kendisine iadesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026