Başvurucu, 2/4/2007 tarihinde açtığı vekâlet alacağının tahsiline ilişkin alacak davasında usul ve yasaya uygun yargılama yapılmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin ve angarya yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi ile 19/3/1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesinin ikinci fıkrasının kısmen iptalini talep etmiştir.
Başvurucu, 2/4/2007 tarihinde açtığı vekâlet alacağının tahsiline ilişkin alacak davasında usul ve yasaya uygun yargılama yapılmadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin ve angarya yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesi ile 19/3/1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasının kısmen iptalini talep etmiştir. Başvuru 31/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 21/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 30/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 2/4/2007 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/145 sayılı dosyasında E.G. ve A.O.T. aleyhine alacak davası açmış, davalıların vekili olarak takip ettiği davanın ilâmlı icra aşamasında sebepsiz olarak vekâletten azledildiğini, vekâlet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, vekâlet ücretinin 000,00 TL tutarındaki kısmının tahsilini talep etmiştir. Başvurucu, vekil sıfatıyla takip ettiği işlerle ilgili hak ettiği vekâlet ücretinin tahsili talebiyle E.G. ve A.O.T. hakkında Ankara İcra Müdürlüğünün E.2007/5798 sayılı dosyasında icra takibi başlatmış, takibe itiraz edilmesi üzerine 31/7/2007 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/327 sayılı dosyasında itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 29/1/2009 tarihli kararla aralarında hukuki ve fiili bağlantı olduğu gerekçesiyle Mahkemenin E.2007/327 sayılı dosyasının, E.2007/145 sayılı dava dosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin, 29/1/2009 tarih ve E.2009/145, K.2009/5 sayılı kararıyla asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "Asıl davada : ... Dava, müvekkili avukat tarafından davalılar adına yürütülen dava neticesinde alınan ilâmın icrası sebebiyle, icra vekâlet ücreti alacağına ilişkindir. Davalılar haklı azil nedeniyle bu ücretin istenemeyeceği iddiasındadır. Azil işbu davanın açılmasından sonra yapılmış olup, haklı bir nedene dayandığı ispat edilememiştir. Bu sebeple avukatlık ücretine hak kazanılmıştır. .. Birleşen davada: (Mahkememizin 2007/327 E sayılı dosyası) Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının avukat sıfatıyla davalılar adına “Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat” talebi ile açtığı dava neticesinde, Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2003/605, K.2004/105 sayılı ilâmını elde ettiği, ilâmın icrası için İcra Müdürlüğünün E.2007/5798 sayılı dosyasında takibe geçtiği, takipte ilâm ile hüküm altına alınan karşı taraf vekâlet ücreti 892,15 TL ile İcra Müdürlüğünün 2004/9283 sayılı dosyasındaki karşı taraf icra vekâlet ücretinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, vekil sıfatıyla sonuçlandırdığı ve karşı taraftan azil tarihine kadar tahsil ettiği veya tahsil etmiş sayılabileceği ücretleri isteyebilir. Söz konusu ilâmın icraya konulmasından sonra iş sahipleri davalılar tarafından davacıya keşide edilen 23/2/2007 tarihli ihtarla, tahsilat ve takip işlemlerinin bir sonraki yazılı talimatlarına kadar durdurulması talep edilmiş, davacıya bu nedenle müteakip işlemlere devam imkanı verilmemiştir. Bu durumda, davacı avukatın vekâlet ücretine hak kazandığı kabul edilmiştir. Davaya konu edilen vekâlet ücreti, ilâm ile karşı tarafa yüklenen avukatlık ücreti ve bu ilâmın icrası nedeniyle karşı tarafa yüklenen vekâlet ücretine ilişkindir. Davacının her iki iş yönünden ayrı ayrı talepte haklı olduğu anlaşılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen 15/7/2008 günlü raporda hesaplandığı üzere, ilâmda bozma sonrası hükmedilen karşı taraf vekâlet ücreti 313,50 TL ile icra vekâlet ücreti 159,00 TL olmak üzere toplam 472,50 TL talep edilebileceği, takip tarihi itibariyle işlemiş faiz tutarının 063,71 TL olduğu kabul edilmiştir. Bu miktarlar üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. Dava konusu alacak likid ve belli olduğundan, İİK. 67/2 maddesi gereğince asıl alacağın %40’ı üzerinden inkâr tazminatına hükmedilmiştir." Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 21/1/2010 tarih ve E.2009/6471, K.2010/422 sayılı ilâmıyla, vekâlet sözleşmesinin temel dayanağının güven ve saygı ilişkisi olduğu, bu güveni sarsacak hareketlerde bulunulması sonucu mevcut ilişkinin bozulmasına başvurucunun tutum ve davranışının yol açması halinde azlin haklı olduğu, vekâlet sözleşmesi devam ederken, başvurucunun takip ettiği icra dosyasının akıbetini ve sonuçlanmasını beklemeden davalılara gönderdiği ihtarnamede, aralarındaki yazılı sözleşmede kararlaştırılan ücretten çok daha fahiş vekâlet ücreti talep ettiği, bu ücretlerin tahsili için azilden önce vekil edenler aleyhine dava açarak aralarındaki vekâlet sözleşmesinin esaslı unsurlarını ihlal ettiği, başvurucunun vekâletten azledilmesinin haklı olduğu, bu nedenle tam vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 7/6/2010 tarih ve E.2010/4028, K.2010/8055sayılı ilâmı ile reddedilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 22/2/2011 tarih ve E.2010/279, K.2011/71 sayılı kararıyla; başvurucunun, müvekkili tarafından azledilmesinin haklı olduğu, emek ve mesaisi dikkate alınarak asıl davada 000,00 TL, birleşen davada 000,00 TL vekâlet ücretinin uygun görüldüğü gerekçesiyle belirlenen miktarlar üzerinden davaların ayrı ayrı kısmen reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/3/2012 tarih ve E.2011/8655, K.2012/5464 sayılı ilâmıyla “dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle taraflar arasındaki 11/7/2002 tarihli Avukatlık Sözleşmesinde, ‘hukuki yardımın konusunun’,‘kamulaştırmasız el atma nedeniyle bedelin tahsili’ olarak kararlaştırılmış olması nedeniyle davacı avukatın kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılacak davada hüküm altına alınacak bedelin tahsiline kadar sürecek olan vekalet görevini üstlenmiş olduğunun anlaşılmasına göre”, temyiz itirazlarının reddine ve hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 14/11/2012 tarih ve E.2012/13533, K.2012/25448 sayılı ilâmı ile “dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilen ve Yargıtay ilâmında benimsenen gerektirici sebeplere göre” reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 2/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 31/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 1136 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.”