11. Ceza Dairesi 2021/19365 E. , 2025/5273 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/128 E. 2015/119 K. SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın, .
**11. Ceza Dairesi 2021/19365 E. , 2025/5273 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/128 E. 2015/119 K. SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın, ... Barosunda kayıtlı avukat olduğu, Sakarya 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/263 Esas sayılı kamu davasında yargılanan katılanın müdafiilik görevini üstlendiği, yargılama esnasında katılanın 5.000,00 TL kefaletle serbest bırakıldığı, sanığın ise 22.12.2004 tarihinde katılanın bilgisi ve talimatı olmaksızın bu tutarı geri alıp uhdesinde tutmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia olunan olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı, bu nedenle sanığın eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, suç tarihinin ise 22.12.2004 olduğu belirlenerek ve sanık hakkında yargılama şartının gerçekleşmesini beklemek üzere soruşturma izninin talep edildiği 15.06.2012 ve soruşturma izninin verildiği 15.08.2012 tarihleri ile kovuşturma izninin talep edildiği 17.10.2012 ve kovuşturma izninin verildiği 28.11.2012 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede, 5237 sayılı TCK’nin 7 ve 5252 sayılı TCK’nin Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddeleri karşısında; sanığa yüklenen 765 sayılı TCK’nin 510. (5237 sayılı TCK’nin 155/2) maddesinde düzenlenen "Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçunun Kanundaki cezasının miktarı ve üst sınırına göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nin 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 22.12.2004 olan suç tarihinden, hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek sanığın beraatine hükmedilmesi yasaya aykırı olup; katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde karar verildi.