(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/10354 E. , 2007/11637 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 20.4.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/10354 E. , 2007/11637 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 20.4.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava; yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve özel siciline işlenmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı taraf temyiz etmiştir. Her ne kadar mahkemece dosyaya sunulan kanıtlar, bilirkişi raporları, Dairemiz ve Yargıtay’ın çeşitli dairelerince verilen kararlara da atıf yapılmak suretiyle dava konusu yerin yayla olduğu kabul edilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; ... yaylası, dosya içerisinde mevcut memleket haritasında da açıkça belirtildiği gibi maruf ve meşhur yaylalardandır. Dairemizce daha önce incelemesi yapılan dosyalara konu taşınmazlar memleket haritasında ... Yaylası olarak işaret edilen mevkii kapsamı ile uyumlu iken eldeki davaya konu taşınmaz harita üzerindeki konumu ile söz konusu mevkiin batısında kalmaktadır. Ziraatçı bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporda da taşınmazlar üzerinde bulunan kültür bitkileri kalıntılarına göre tarım toprağı özelliği taşıdığı ve uzun yıllardan beri tarımsal üretim amaçlı kullanıldığı belirtilmiştir. Gerçekten; 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanıma göre, yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir. Çekişme konusu taşınmaz ... İlçesi ... Köyü ... Mevkiinde bulunmaktadır. Taşınmazın bulunduğu bölge ülkemizin en büyük yaylalarının yer aldığı «... Yaylası» olarak anılmaktadır. Ancak; dosyada yer alan haritasından dava konusu taşınmazın ... yaylası olarak bilinen yerin daha batısında bulunduğu görülmektedir. Davalı taraf da savunmasında, çekişmeli taşınmazın yayla ile bir ilişkisi olmadığını ileri sürmüştür. Yaşamını genelde çiftçilikle sürdüren kişilerin hayvanlarını otlatmakta olduğu yaylaya yakın bölgelerde ikamet etmek, ziraat yapmak, bağ ve bahçe yetiştirmek için tarım taşınmazlarına ihtiyaçları olacağı ve bu amaçlarına uygun kazanmaya elverişli bazı taşınmazları mülk edinebilecekleri olgusunu göz ardı etmek, mera, yaylak ve kışlak gibi bölgelerden insanları soyutlamak mümkün değildir.