Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle son
davacı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22.06.2007 tarihinde "Akaryakıt İstasyon İşletme Sözleşmesi" akdedildiğini, müvekkilince 04.06.2012 tarihinde Eskişehir ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarıyla sözleşmenin yenilenmeyeceğinin davalıya bildirildiğini, ihtarnamede ayrıca cari hesap mutabakatının imzalanarak davalıya bildirildiğini, 22.06.2012 tarihli cevabi ihtarnameyle 26.586,43-TL (KDV dahil) cezai şart borcu kaydedilerek müvekkiline ait teminat mektubunun nakte çevrilmesi suretiyle tahsil edildiğinin bildirildiğini, ancak cezai şartın neye istinaden kesildiğinin anlaşılamadığını, müvekkilinin sözleşmenin başından itibaren yıllık 750 m3 olarak uygulanan satış tonajının üzerine çıktığını ve bu nedenle ilave iskontolar yapılması nedeniyle taraflar arasındaki sözlemenin ton yerine metreküp cinsinden yapıldığının kabulü gerektiğini, kaldı ki sözleşmenin 8/c maddesinde de ceza olarak metreküp biriminin belirlendiğini, sözleşmenin sona ermesinden önce cezai şartın tahakkuk ettirilerek bu miktarın teminat mektubundan kesilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ve ceza hesabın ne şekilde yapıldığına ilişkin müvekkiline hesap ekstresi yollanmadığını, davalıya 23.06.2012 tarihli temditli teminat mektubu verildiği halde davalı tarafça kötü niyetli olarak sözleşmenin devamı sırasında teminat mektubunun nakte çevrilmesinin davacının kötü niyetinin kanıtı olduğunu, davalının LPG dağıtım lisansı olmadığından müvekkili şirketin dava dışı ... şirketiyle partnerlik sözleşmesi yaptığını,... şirketi tarafından bu sözleşme nedeniyle davalıya komisyon ödendiğini ve davalının bu şekilde büyük miktarda gelir elde ettiğini, davalı yanca Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/399 Esas sayılı dosyasında elatmanın önlenmesi davası açıldığını, ancak mahkemece fiili sözleşme bulunduğundan davanın reddine karar verildiğini, müvekkiline ait olan yerde intifa sözleşmesi yapılmış ise de davalının bu sözleme nedeniyle büyük miktarda gelir elde ettiğini ve bu gelirden müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, daha önce İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/350 esas- 2013/80 karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak mahkemece ihtilafın kira ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle sulh hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verdiğini ileri sürerek, şimdilik teminat mektubundan dolayı 10.000,00 TL, ... firmasından elde edilen gelirlerin komisyonu olarak 1.000,00 TL, intifa bedelinden dolayı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacının iddialarının varsayıma dayalı ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilince sözleşme kapsamında yatırımlar yapılarak davacıya demirbaş verildiğini ve çeşitli kolaylıklar sağlandığını, davacının da sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini yerine getirdiğini kanıtlaması gerektiğini, taraflar arasında düzenlenen "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" ile münhasır bayilik ilişkisi kurulduğunu, bayilik sözleşmesi ve protokolün davacı tacirin özgür iradesiyle imzalanması nedeniyle davacı taleplerinin haksız olduğunu, davacının, sözleşmenin sonlandırılmasından önce müvekkilince cezai şart tahakkuk ettirilmesinin usulsüz olduğunun ileri sürüldüğünü, ancak cezai şartın sözleşmedeki asgari alım taahhüdüne aykırı davranılmasından kaynaklandığını, müvekkilinin ticari kayıtlarından yıllık alınan miktarın taahhüt edilen miktarın altına olduğunun anlaşılacağını, cezai şartın da müvekkilinde bulunan teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsil edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkiline bu hakkı tanıdığını, davacının davadaki taleplerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, davacının komisyon gelirinden pay talep ettiğini, ancak sözleşme ve uygulamada böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacının intifalı taşınmazın kullanımı ve LPG bayiliğinin ... firması ile yürütülmesi karşılığında müvekkili şirketin komisyon bedeli almasını kabul ettiğini ve uygulamanın bu şekilde devam ettiğini, sözleşmenin devamı sırasında taleplerde bulunmayan davacının kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, intifa bedelinden dolayı davacının müvekkilimden hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davanın açıldığı sulh hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dava dosyası asliye ticaret mahkemesine gönderilmiş, davacı vekilinin görevsizlik kararına yönelik temyiz istemi Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarih ve 2015/823-15035 E.K.sayılı ilamıyla reddedilerek görevsizlik kararı onanmıştır.Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın ticari dava olması nedeniyle, ticaret mahkemesince dava incelenerek sonuçlandırılmıştır.