(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5411 E. , 2012/1237 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi Davacılar iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5411 E. , 2012/1237 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi Davacılar iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, iş kazası sonucu sol el 1.2. 3. ve 4. parmaklarını kaybetmesi nedeni ile % 32.3 oranında işgücü kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararları ile yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; davacılardan ... için yazılı maddi ve manevi tazminatların olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; sigortalının anne ve babası olan diğer davacıların manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. 2- Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Hal böyle olunca doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan yalnızca maddi sağlık bütünlüğü ihlal edilen kişimidir? Cismani zarar kavramına (B.K. 46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca ve çocuklar gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır şekilde bozulmuşsa onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan, yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara maruz kalma söz konusudur. Kaza sonucu ağır yaralanan ve 2 kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın (H.G.K. 26.4.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) ve haksız eylem sonucu ağır yaralanan ve iktidarsız kalan kocanın karısının manevi tazminat isteyebileceklerine (H.G.K. 23.9.1987 gün ve 1987/9-183 1987/655) ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları aynı esaslara dayanmaktadır. Somut olayda, olay tarihinde 15 yaşında olan, geçirdiği iş kazası sonucu sol el 1,2,3,4. parmakları tamamen kesilecek şekilde ağır yaralanan ve % 32.3 oranında sürekli işgücü kaybına uğrayan sigortalının annesi ve babası olan davacıların ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır biçimde bozulduğu kabul edilerek manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. 3-Davacı, ...’in ekli vekaletname ile vekili tarafından temsil edildiği ve karar tarihinde reşit olduğu dikkate alınmadan karar başlığında hakkında velayeten dava açan anne-babanın isimleri ile yetinilerek davacı ...’ın isim ve soy isminin yazılmaması ile davalı Şafak Değirmenci’nin soyadının maddi hata ile “Değinmenci” yazılmış olması da usul hükümlerine aykırı olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine,aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 07/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.