13. Hukuk Dairesi 2016/13768 E. , 2019/6769 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 19/11/2012 tarihinde böbrek ağrısı nedeniyle rahatsızlandığını, işyeri çalışma arkadaşları tarafından davalı özel hastanenin acil bölümü…
**13. Hukuk Dairesi 2016/13768 E. , 2019/6769 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, 19/11/2012 tarihinde böbrek ağrısı nedeniyle rahatsızlandığını, işyeri çalışma arkadaşları tarafından davalı özel hastanenin acil bölümüne götürüldüğünü, kendisine burada müdahale eden doktorların isteği ile adını bilmediği ve şu an hastaneden ayrıldığını duyduğu hemşire tarafından enjeksiyonla ağrı kesici yapıldığını ve hemen bunun akabinde sağ ayağında güç kaybı, hissizlik ve duyarsızlık oluştuğunu, yürüyemediğini, durumunun daha da kötüleştiğini, davalı kuruluşa tekrar müracaatla yürüme güçlüğü çektiğini beyan ederek tedavi edilmeyi talep ettiğini, hastanenin de kabul ederek fizik tedavi uyguladığını fakat sonucun olumsuz olduğunu ileri sürerek; 2.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı hastane, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalı hekimin işini gerektiği gibi dikkat ve özenle yapmaması sonucu uğradığı zarardan hekimi istihdam eden hastanenin sorumlu olduğu iddiası ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; hastaya yapılan dikloron ampul enjeksiyonundan dolayı enjekte edilen ilacın doku içi yayılımı ve sinir hasarına neden olabileceği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülemeyecek arazlara sebep olabileceği, bu durum her türlü özene rağmen oluşturulabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelenebileceği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgeye uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delille tanımlanamadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan sağlık personeline ve yapım talimatı veren ilgili hekime herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği, belirlenmiş, davalı raporun yetersiz olduğu, mahkeme kararında maluliyet oranı, iyileşme süresi gibi hususlarında tespiti istensede raporda bu hususların hiç yer almadığı, ayın nedenleri tespit edilmeksizin soyut ifadelerle olayın komplikasyon olarak nitelendirildiği gerekçesi ile itiraz etmiş, mahkemece itiraz red edilip bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506)