11. Hukuk Dairesi 2009/12566 E. , 2011/5240 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/08/2009 tarih ve 2008/1035-2009/1125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü
**11. Hukuk Dairesi 2009/12566 E. , 2011/5240 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/08/2009 tarih ve 2008/1035-2009/1125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, dava dışı Yılmaz Şahin adına vergi dairesinde kayıtlı işyerini işlettiğini,1997 yılında bu işyerini davalıya devrettiğini ancak kendisi adına vergi tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek, ıslah dilekçesiyle birlikte 4.620,00 TL vergi borcunun davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu işyeri ile müvekkilinin hiçbir ilgisini bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, işyerinin davacı adına vergi dairesinde kayıtlı bulunduğu, işyeri devir sözleşmesini resmi şekilde yapılmadığı ve davacı tarafından davaya konu vergi borcunun henüz ödenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. Dava, işletmenin devri nedeniyle davalının sorumlu olduğu ileri sürülen vergi borcunun tahsili istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özette de açıklandığı üzere mahkemece, davaya konu işletme devir sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, Borçlar Kanunu’nun 179. Maddesine göre ticari işletmelerin aktif ve pasifleri ile birlikte devirleri mümkün olup, devrolunan unsurlarla ticari işletmenin işletme olarak devamı yeterli görülüp, devir işlemi herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır. Davacı, işletmenin sözleşmeyle davalıya devredildiğini, ancak vergi kaydının kendi üzerinde kaldığını, dava dışı vergi dairesinin de davalının işletme dönemine ilişkin vergi borcu tahakkuk ettirdiğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Her ne kadar mahkemece, resmi devir bulunmadığı ve davaya konu vergi borcunun ödenmediği gerekçesiyle dava ret edilmişse de, yukarıda açıklandığı gibi BK 179 maddesi hükmü karşısında mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemeyeceği gibi, vergi dairesi davacı adına bir kamu borcu tahakkuk ettirmiş olduğundan davacının bu borcu ödemeden de dava açma hakkının bulunduğunun kabulü gerekir. Davacının vergiyi ödeme yükümlüğü bulunduğundan ve ödememe nedeniyle oluşacak olan durumda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalının bunu geri istemesinin mümkün olması nedeniyle de fiili ödeme yapılması dava açılması için şart değildir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki 03.09.1997 tarihli sözleşme değerlendirilmek ve bu sözleşme hükümlerine göre davalının vergi borcunun bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/05/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.