11. Hukuk Dairesi 2012/19087 E. , 2013/17956 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ DAVACILAR : 1- AVRUPA VE AMERİKA HOLDİNG A.Ş. Taraflar arasında görülen davada İstanbul 27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.06.2012 tarih ve 2011/274-2012/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisi
**11. Hukuk Dairesi 2012/19087 E. , 2013/17956 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ DAVACILAR : 1- AVRUPA VE AMERİKA HOLDİNG A.Ş. Taraflar arasında görülen davada İstanbul 27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.06.2012 tarih ve 2011/274-2012/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, 14.03.2011 tarihinden yapılan olağan genel kurul toplantısında, 2009 ve 2010 faaliyet yılına ilişkin 31/12/2009, 31/12/2010 işletme ayrıntılı bilançoları ile 01/01/2009-31/12/2009 ve 01/01/2010 - 21/12/2010 dönemlerine ilişkin işletme ayrıntılı gelir tablolarının onaylandığını ancak bilanço ve gelir/gider hesaplarının gerçeği yansıtmadığını ve yapılan işlemlerin şirketi zarar uğrattığını, bilanço onayı ve buna bağlı olarak oluşturduğu yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ibrası, yönetim kurulu üyeleri ve denetçinin seçimi ile sermaye artırımına ilişkin kararın, yasa ve ana sözleşme ile dürüstlük kurallarına açık biçimde aykırı olduğunu, ayrıca nakdi sermaye artırımına ilişkin olarak alınan kararın, ortaklığın sermaye ihtiyacından ziyade azınlık pay sahiplerini zarara uğratma amacına yönelik olduğunu ileri sürerek davalı şirketin, 14 Mart 2011 tarihinde yapılan 2009 ve 2010 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 4-5-7 ve 9 nolu kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı yanın bilançonun gerçekliğine yönelik soyut itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın iddiasının aksine bilanço ve gelir tablosunda gerçeğe aykırı herhangi bir unsur bulunmadığını, şirketi zarara uğratan herhangi bir işlemden söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların hangi işlemden ne tür bir zararın ortaya çıktığı ile ilgili olarak somut dayanaklar ortaya koyamadığı, davalı şirketin 2009 yılı bilançosunda gözüken zararında davaya konu olmayan 2008 yılı faaliyet döneminden kaldığı, davalı şirketin ticari defterleriyle mali tablolarının birbiriyle uyumlu olduğu, davacıların tüm yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerinin değil, bir kısmının ibrasına karşı oldukları, davacıların neden bir kısım yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin ibrasına karşı oy kullanıldıklarını, somut ve objektif gerekçelerle ortaya koyamadıkları, yönetim kurulunun kollektif işleyişi gözetildiğinde davacıların bir kısım yönetim kurulu üyesi ve denetçinin ibrasının yasa, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kuralına aykırı olduğu iddiasına itibar edilemeyeceği, iptali istenen genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, davacılar, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, bilanço ve gelir-gider hesaplarının gerçeği yansıtmadığını bu nedenle bilançonun ve gelir-gider hesaplarının onayının ve buna bağlı olarak yönetim kurulu ve denetçilerin ibrasının, yeni yönetim kurulunun ve denetçilerinin seçiminin ve sermaye arttırımının yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Hükme esasa alınan bilirkişi raporunda, davaya konu 2009 ve 2010 yılı bilanço ve gelir gider tablolarının incelenmesinde, “Diğer maddi olmayan duran varlıklar” başlığında 12.400.000,00 TL'nin yer aldığı, bunun 2009 yılı ile ilgisi olmayıp önceki yıllardan devrettiği, önceki yıl bilançolarının da oy birliği ile tasdik edildiği belirtilerek bilanço ve gelir gider tablosunun bu kaleminde yer alan miktarın nasıl oluştuğu konusunda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve davalı şirketin 2008 yılında yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için açılan davada alınan bilirkişi raporunda, 2008 yılı bilançosunda yer alan ve şirketin aktifinde gösterilen “Diğer maddi olmayan duran varlıklar” başlığında yer alan 12.400,000,00 TL'nin gerçeği yansıtmadığı, hesap muhtevasının incelenmesinde, bu bölümde yer alan bir kısım kalemlerin aktifleştirilmesinin mümkün olmadığı, gider kısmında gösterilmesi gerektiği, bu nedenle bilançonun gerçeği yansıtmadığı mütalaa edilmiştir. Bu durumda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilançoda yer alan bu kalemin, önceki yıllardan geldiği, önceki yıllarda da bilançoların oy birliğiyle tasdik edildiği yönündeki tespiti ve bu nedenle bu kalemdeki hesabın muhteviyatına girilerek inceleme yapılmaması doğru olmamıştır. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konu sermaye arttırımı kararının, davalı şirketin, dava dışı şirkete borcu nedeniyle alındığı, gerçekten böyle bir borç var ise sermaye arttırımı kararının haklı olduğu belirtilmiş olup davalı şirketin gerçekten dava dışı şirkete borcu olup olmadığı konusunda inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda anlatılan hususlar nazara alınarak, davacının bu hususlara yönelik bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazlarını karşılayan ek rapor ya da yeni bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, davacı tarafın temyiz dilekçesinde davacı şirketin TMSF'ye devredildiği ve TMSF tarafından, davacı şirketi temsil etmek üzere bir yönetim kurulu üyesi ve denetçinin atandığı, bunların davalı şirket yönetimine ve denetimine etki edecek sayı ve çoğunlukta bulunmadığı, TMSF tarafından atanan yönetim kurulu üyesi ve denetçi aleyhine 5411 sayılı Kanun'un 127/6 maddesi gereğince sadece TMSF tarafından dava açılabileceği, bu nedenle TMSF tarafından atanan yönetim kurulu üyesi ve denetçinin ibrasına karşı çıkmadıklarını belirtmesi karşısında, mahkemece davacı tarafın, yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin bir kısmını ibra edip bir kısmını etmeme sebebi açıklattırılmadan, davacıların yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin bir kısmının ibrasına karşı çıkmalarının sebebini somut ve objektif gerekçelerle ortaya koyamadıklarından, kısmi ibranın yasa, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu yönündeki gerekçesi de doğru olmamış, kararın bu nedenlerle de davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.