Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/13795 E. , 2024/10790 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/13795 Karar No : 2024/10790 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... …
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/13795 E. , 2024/10790 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/13795 Karar No : 2024/10790 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işleme konu eylemleri hakkında beraat kararı verildiği, müşteki M.Ö. hakkında herhangi bir işlem yapmadığı, işlemleri B.B.'ın gerçekleştirdiği, M.Ö.'nün ifadesinin basına servis edilmesi tarihinde anılan dosyada görevli olmadığı, iddia olunan eylemleri gerçekleştirdiğine dair hiçbir somut delil bulunmadığı belirtilerek, dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının, disiplin cezasına konu eylemlerini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi bağlamında hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği ve anılan eylemlerinin nitelik ve ağırlık itibarıyla mesleğin şeref ve onurunu bozacak veya mesleğe olan genel saygı ve güveni zedeleyecek nitelikte olduğu, sübuta eren filleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yeniden inceleme talebinin reddine dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına itirazının reddi yolundaki Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun "meslekten çıkarma" başlıklı 69. maddesinin son fıkrasında: "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden; davacının HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY Terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Beşinci Dairesince reddedildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun K:2021/3032 sayılı kararı ile de davacının temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir. Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur. Davacıya isnat olunan eyleme ilişkin soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, isnat olunan fiilin, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülmekle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı hakkında, "Kamuoyunda 'Oslo Görüşmeleri' olarak bilinen gizli görüşmelerin sızdırılmasından sonra, 2005 yılından beri Milli İstihbarat Teşkilatında (MİT) irtibat görevlisi olarak çalışan müşteki M.Ö.'i de soruşturmaya dahil ettikleri, 20/12/2011 tarihinde sabaha karşı evi basılarak gözaltına alınan şikayetçiyi savcılık ifadesinin ardından serbest bıraktıkları, ancak daha sonra müştekinin ifadesinin basında yer aldığı, Fetullahçı Terör Örgütü'nün amaçlarına hizmet etmek için bu şekilde müştekinin kimliğini ifşa ettikleri ve güvenliğini tehlikeye soktukları" iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır. Anılan soruşturma sonucunda davacının ve B.B. hakkında düzenlenen inceleme ve soruşturma raporu üzerine tesis edilen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "...dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; kamu oyunda çözüm süreci olarak bilinen ve hükümetin PKK terör örgütünü bitirmeye yönelik politikasını istemeyen Fetö/PDY terör örgütünün bu süreci sekteye uğratmak ve meşru hükumeti zor duruma düşürmeye yönelik olarak gerçekleştirdiği anlaşılan, süreç içerisinde kamu görevlisi olan Mit görevlilerinin terör örgütüne yardım ettiği gerekçe gösterilerek ilgili savcılar tarafından soruşturma başlatılarak, özellikle Mit irtibat görevlisi olarak görev alan müştekinin şüpheli yapılıp, telefonunun dinlenmesi ve evinin aranması sonrası günlerce ifadesinin alındığı, soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunduğu halde müştekinin şüpheli olarak verdiği ifade metninin, müştekinin çekilmiş resminin ilk olarak 29.03.2012 tarihinde ... gazetesinde yayınlandığı, daha sonra ... Gazetesi, ... Gazetesi ve ... Gazetesinde yayınlanarak basına verildiği, kamu oyu nezdinde algı yönetimi araç edinilerek daha sonra yapılacak (17-25 Aralık 2013 olayı, Mit Tırları Operasyonu- 15 Temmuz Darbeye Teşebbüs) olayların bir basamağı ve ilk halkası olduğu kanaatine varıldığı, böylelikle müştekinin 2005-2015 yılları arasında Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından irtibat görevlisi olarak çalıştığı ve OSLO görüşmelerinde aktif rol aldığı bilindiği halde, müştekinin resminin ve açık kimliği ile beraber şüpheli sıfatıyla vermiş olduğu beyanının basına sızdırılarak, müştekinin hayatının tehlikeye atıldığı ve terör örgütlerinin açık hedefi haline getirildiği, ilgili savcıların soruşturma dosyasından sorumlu oldukları ve ilgili savcıların Fetö/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisaktan ihraç oldukları, ...' nın Fetö/PDY terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle Yargıtay ... Ceza Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla 11 yıl, 3 ay hapis cezası verildiği, kararın kesinleşmediği, B.B.' ın yakalaması olduğu gerekçesiyle karar verilmediği, ilgili savcıların Fetö/PDY terör örgütünün amaçları için dosyanın gizliliğini ifşa edilmesinde ve kamu görevlisi müştekinin can güvenliğini tehlikeye atılmasında yeteri kadar tedbir almadıkları ve gerekli hassasiyeti göstermedikleri, ilgili savcıların eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü..." şeklindeki gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin kararın iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Öte yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımında gizli kalması gereken bilgileri açıklamak", "Soruşturmanın gizliliğini ihlal", "Hürriyeti tahdit ve kimliği ifşa etmek", "Görevi kötüye kullanma" suçlarını işlediği sabit olmadığından Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla anılan beraat kararının kesinleşmediği anlaşılmıştır. B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir. " hükmüne yer verilmiştir. C) İNCELEME VE GEREKÇE: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır. Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile HSK müfettişlerince düzenlenen 30/08/2018 tarihli inceleme ve soruşturma raporunun incelenmesinden, - İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) 2010/521 numaralı dosyasında ifadesi alınması sonrası sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol kararı ile serbest bırakılan müştekinin, Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadesi içeriğinin 3713 sayılı Yasa'nın 10/d maddesi kapsamında verilen gizlilik kararına rağmen ulusal düzeyde yayın yapan gazetelerin yazılı ve internet üzerinden yaptığı yayınlarda yer aldığının sabit olduğu, - Söz konusu soruşturmada B.B. ve davacının Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptıkları, kamuoyunda "Oslo Görüşmeleri" olarak bilinen ses kayıtlarının medyaya sızdırılmasından ve 23/12/2011 tarihinde müşteki ifadesinin alınmasından bir müddet sonra 07/02/2021 tarihinde MİT Müsteşarı ...'ın soruşturma kapsamında ifade vermek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. maddesi ile yetkili) çağırıldığı, akabinde ... numaralı soruşturma dosyasından MİT Müsteşarı ...'ın da içinde bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında 13/02/2012 tarihinde verilen tefrik kararı ile soruşturmanın ... sırasına kaydının yapıldığı, bu soruşturmaya özel yetkili Cumhuriyet Savcısı ... tarafından bakılacağı yönündeki haberlerin o dönem İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili olan F.S. beyanatlarına dayalı olarak, ulusal düzeyde yayın yapan medya kuruluşlarının yazılı ve görsel haberlerine konu olup kamuoyunda tartışıldığı, -Kamuoyunda "Çözüm Süreci" olarak bilinen süreci sekteye uğratarak meşru hükümeti zor duruma düşürmeye yönelik olarak gerçekleştirildiği anlaşılan, süreç içinde yer alan kamu görevlileri ile birlikte müştekinin de içerisine dahil edildiği ve yine hakkında 3713 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi kapsamında gizlilik kararı bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) 2010/521 sayılı soruşturma dosyasındaki müştekiye ait ifadenin medyaya sızdırılması olayının, kamuoyu üzerinde basın yolu ile oluşturulacak algı yönetimi araç edinilerek yukarıda bahsi geçen diğer soruşturma silsilelerini başlatmaya matuf icra edilen, önemli bir halkası ve ilk basamağı olarak gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı, böylelikle 2005 ila 2015 yılları arasında Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından çalışmalarından istifade edilen ve süreçte görev alıp kimliği deşifre edilen müştekin de açık hedef haline getirilerek hayatının tehlikeye atıldığı, - Müşteki M.Ö.'in Cumhuriyet Savcılığında alınan ve soruşturmaya mesnet olup basında yer alan bu ifadesinin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) ... numaralı dosyadan, yani soruşturmanın yürütüldüğü mahalden bir şekilde çıktığının sabit olduğu, 5271 sayılı CMK'nın 157. maddesine göre, rutin adli soruşturmalarda dahi ilke olarak hazırlık soruşturmasındaki usuli işlemlerin gizli olduğuna dair düzenleme dikkate alınır ise, ülke gündem ve güvenliğini yakından ilgilendiren böylesi önemli bir soruşturmada, üstelik kısıtlılık kararı da bulunmasına rağmen, dosya mahremiyetinin korunması için ilgililerden yüksek hassasiyet göstermelerinin beklenilmesi, işin doğasından kaynaklı yasal bir sorumluluk ve görevin icaplarından olması gerektiği, - Bir an için bu eylemi ilgililerin bizzat gerçekleştirmemiş olabileceği kabul edilse dahi, Cumhuriyet Savcılığında alınan ifade her ne şekilde medyaya sızarsa sızsın soruşturmanın akıbet ve selametinden birincil derecede sorumluluk sahibi konumunda bulunan ilgililerin, Milli İstihbarat Teşkilatının hizmetlerinden faydalandığı kişi ve kamu görevlilerini hedef haline getirecek, hayatlarını tehlikeye sokacak ve ülke güvenliğini derinden sarsacak niteliği de böylesine önem arz eden bir dosyada, dosya mahremiyetine halel gelmesini önleyecek duyarlılıkta tedbir ve önlem almaları gerektiği noktasında sorumluluklarının bulunduğu, -Kaldı ki, yukarıdaki paragraflarda bahsedilen ve fiili darbe sürecine kadar varan soruşturma ve olaylar zinciri gözetilerek iredeleme yapıldığında, soruşturmaya konu olayın, büyük fotoğrafın anlamlı bir parçası, diğer soruşturma silsilelerinin ilk adımı ve önemli halkalarından biri olduğunun düşünülmesi gerektiği, her ne kadar ilgililerin bu ifadeyi doğrudan basına ulaştırdığı veya ulaştırılmak üzere elden birilerine verdikleri yönünde bazı tanıkların oluştan kaynaklı kanaatleri dışında somut bir delile ulaşılamamış ise de, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakları nedeniyle örgütün yargı içindeki uzantısı olmaktan meslekten çıkarılmış olmalarına nazaran, yaşanan süreçte, meşru hükümet ile TBMM'nin emniyet ve yargı erki üzerinden sistematik olarak saldırıya maruz kalması gerçekliği karşısında aksi halin düşünülmesi ihtimal dahilinde görülmediğinden, Müfettişliğimizce disiplin hukuku yönünden yapılan irdelemede, ilgililerin ya doğrudan ya da dolaylı olarak ifadenin medyaya sızmasını sağlayacak aktif bir eylem içinde bulundukları ya da hiç değilse dosyanın mahremiyetini korumak için gerekli tedbirlerin alınması noktasında kusurlu bir kayıtsızlıklarının bulunduğu, -Dosya mahremiyetine sahip çıkmamak suretiyle, ülke ve süreç içinde görev yapan kamu görevlilerinin can güvenliğini tehlikeye atan böylesine vahim bir tutum, tarafımızca disiplin hukuku açısından her halde mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak niteliği ile 2802 sayılı Yasa'nın 69/5. maddesi gereğince meslekten çıkarma disiplin cezasını gerektirir mahiyette bulunduğu, tespitlerine yer verildiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açtığı davada, Dairemizin 15/06/2021 tarih ve E:2017/5213, K:2021/2001 sayılı kararı ile; "...davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacı vekilince yapılan temyiz başvurusu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 15/12/2021 tarih ve E:2021/3490, K:2021/3032 sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. Belirtilen tespitler doğrultusunda, 3713 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi kapsamında gizlilik kararı bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) 2010/521 sayılı soruşturma dosyasındaki müştekiye ait ifadenin medyaya sızdırıldığı, kamuoyu üzerinde meşru Hükümete karşı basın yolu ile algı oluşturulduğu ve böylelikle Milli İstihbarat Teşkilatı için görev yapan ve ifadesinin sızdırılması suretiyle kimliği deşifre edilen müştekin de açık hedef haline getirilerek hayatının tehlikeye atıldığı, ülke güvenliği açısından önemli bir soruşturmada, dosyada gizlilik kararı bulunmasına rağmen, dosya mahremiyetinin korunmadığı, davacının örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde ve planlı ve sistemli bir biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütten alınan emri uygulamaya koymak suretiyle tarafsızlığını kaybettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu sonucununa varılan davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığını iddia ettiği parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesine dair isteminin de reddi gerekmektedir. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ve ... TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Davacının manevi tazminat isteminin de reddedilmesi nedeniyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/4 maddesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/06/2024 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY : Dava, CMK 250 nci maddesiyle görevli İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı 20/12/2011 tarihinde gerçekleştirdiği eylemlerinden dolayı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, Hakimler Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih, ... dosya, ... karar sayılı inceleme ve soruşturma izni verilmesi teklifi ve Kurul Başkanının 27.07.2016 tarihli oluru,Teftiş Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı emirleri gereğince yapılan soruşturma raporunda; "Kamuoyunda 'Oslo Görüşmeleri' olarak bilinen gizli görüşmelerin sızdırılmasından sonra, 2005 yılından beri Milli İstihbarat Teşkilatında (MİT) irtibat görevlisi olarak çalışan müşteki M.Ö.'i de soruşturmaya dahil ettikleri, 20/12/2011 tarihinde sabaha karşı evi basılarak gözaltına alınan şikayetçiyi savcılık ifadesinin ardından serbest bıraktıkları, ancak daha sonra müştekinin ifadesinin basında yer aldığı, Fetullahçı Terör Örgütü'nün amaçlarına hizmet etmek için bu şekilde müştekinin kimliğini ifşa ettikleri ve güvenliğini tehlikeye soktukları " iddialarıyla davacı hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve soruşturma sonucunda; davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi tarafından reddedilmiş, bu karara karşı yapmış olduğu itiraz ise Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilerek, meslekten çıkarma kararı kesinleşmiştir. Davacının dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri; gizli görüşmeleri sızdırılmak, müşteki M.Ö.'i soruşturmaya dahil etmek, müştekinin ifadesini basına sızdırmak, müştekinin kimliğini ifşa etmek ve güvenliğini tehlikeye sokmak, müştekiyi gözaltına alarak hürriyetini tahdit etmek ve böylece Fetullahçı Terör Örgütü'nün amaçlarına hizmet etmek olarak sıralayabiliriz. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında, konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımında gizli kalması gereken bilgileri açıklamak", "Soruşturmanın gizliliğini ihlal", "Hürriyeti tahdit ve kimliği ifşa etmek", "Görevi kötüye kullanma" suçlarından kamu davasının açıldığı davacının ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) ... tarihli, E:..., K:... sayıl kararıyla: "MİT Müsteşarlığı adına çalışan M.Ö hakkındaki soruşturmayı dosya sanıklarından B.B'nin yürüttüğü, göz altı emrini B.B'nin verdiği ve katılan M.Ö'yü 20/12/2011 tarihinde göz altına aldırdığı, evinin aranmasını sağladığı ve MİT Müsteşarlığının girişimleri sonucu 23/12/2011 tarihinde serbest bırakıldığı, bu sırada M.Ö'yü sanık B.B'nin sorguladığı, katılan M.Ö'nün PKK ile işbirliği yaptığı iddiası ile sorgulandığı, bu sırada Sadrettin'nin dosyanın diğer bir kısım sanıklarının savunmasını aldığı, katılan M.Ö'nün müdafisi olan Av.ÜD'nin beyanına göre sanık BB'nin kendisine vermek istediği ifade suretini almadığı, bunun üzerine sanık BB'nin bu sureti çekmeceye koyduğu, UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre dosyayı sanık BB'den başka inceleyen kimsenin bulunmadığı anlaşılmıştır." "He ne kadar sanık (davacı) hakkında Oslo görüşmelerini basına sızdırdığı ve böylece gizli kalması gereken Devlet sırrını açıkladığı iddiasıyla cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da bu görüşmelerin sanık (davacı) tarafından basına sızdırıldığına dair mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, sanığın (davacının) bu suçtan beraatine karar verilmiştir. Ayrıca katılan MÖ ile ilgili gözaltı kararını sanık BB verdiğinden, sanığın (davacının) hürriyeti tahdit suçundan beraatine karar verilmiştir. Ayrıca sanığın (davacının) katılan MÖ'nün ifadesini görmediği anlaşıldığından bu ifadeyi basına sızdırarak soruşturmanın gizliliğini ihlal ve katılan MÖ'nün kimliğini ifşa suçunu da işlediği sabit olmadığından beraatine karar verilmiştir. Yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmalardan MİT Müsteşarlığının girişimleri sonucu katılan MÖ ile ilgili evrakın soruşturma dosyasından ayrılarak ayrı bir esasa kaydedildiği, sanık (davacı) Sadrettin'nin bu evrakı görmediği ve herhangi bir soruşturma işlemi yapmadığı, dosyanın diğer sanıklarıyla ilgili işlem yaptığı, böylece üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediği sabit olmadığından bu suçtan da beraatine karar verilmiştir." Böylece davacının; "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımında gizli kalması gereken bilgileri açıklamak", "Soruşturmanın gizliliğini ihlal", "Hürriyeti tahdit ve kimliği ifşa etmek", "Görevi kötüye kullanma" suçlarını işlediği sabit olmadığından Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla anılan beraat kararının kesinleşmediği anlaşılmıştır. 2802 sayılı Kanun’un 69. maddesinin son fıkrasında, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen, ancak “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri” işleyen hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilerek meslekten çıkarılmaları gerektiği kurala bağlanmıştır. Davacıya isnat edilen disiplin soruşturmasına konu fiiller ile ceza kovuşturmasına konu fiillerin aynı olması nedeniyle ancak bu fillerin sübuta ermesi halinde hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller olarak kabul edilebileceği açıktır. Bu durumda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen davacıya yüklenen suçları işlediğinin sabit olmaması nedeniyle atılı suçlardan beraatine karar verildiği ve anılan kararın temyiz aşamasında olduğu henüz kesinleşmediği anlaşıldığından, beraat kararının kesinleşmesinden sonra bu dosyada karar verilmesi gerektiği oyuyla beraat kararının kesinleşmesi beklenilmeden davanın reddi yolunda verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.