TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2024 NUMARASI : 2023/117 Esas 2024/223 Karar DAVA : Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vek…
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/1035 Esas 2025/1979 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1035 KARAR NO : 2025/1979 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2024 NUMARASI : 2023/117 Esas 2024/223 Karar DAVA : Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın şantiye alanında park halinde bulunduğu esnada aniden motor kısmından yangın başladığını ve araçta çıkan yangın nedeniyle zarar meydana geldiği, hasar nedeniyle müvekkili tarafından sigortalısına hasar bedelinin ödendiğini, tespit dosyası kapsamında hazırlanan raporda yangının ısıtıcı parçasından, kaçak elektrikten çıktığı ve kullanıcıdan kaynaklı herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, sigortalı aracın üreticisi olan davalı şirketin meydana gelen hasardan ve bu hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeden sorumlu olduğu belirterek 210.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasarın meydana gelmesinden 2 yıl 2 ay sonra davacı tarafından arabuluculuk sürecisine başvurulduğunu, ayıba karşı ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği gibi davanının zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinine söz konusu hasarı hangi gerekçeyle rücu ettiğinin anlaşılamadığını, meydana gelen yangın hasarının araçtan kaynaklanmadığını, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ayıp ihbarının, TBK'nun 223/2. maddesinde belirtilen süreler içinde gerçekleştirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukukuna ilişkin hükümleri uyarınca sigorta şirketinin sigortalısına ödeme yaptığı anda, sigortalısının hak ve yükümlülüklerinin halefi haline geldiğini, müvekkili tarafından 24/12/2020 tarihinde sigortalıya ödeme yapıldığını, bu tarih itibari ile halefiyetin gerçekleştiğini, müvekkili tarafından davalı şirkete 08/03/2021 tarihinde rücuen tazminat başvurusunda bulunulduğunu, ödeme tarihi ile davalıya yapılan rücu başvurusu arasında geçen sürenin Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen makul süreye uygun olduğunu, davanın reddi nedeni ile aleyhlerine hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını, AAÜT'nin 13/4. Maddesi uyarınca 17.900,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece ise, davanın tamamen reddine karar vermekle birlikte aleyhlerine vekalet ücretine hükmederken nispi oranda hesaplama yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan kasko sigortalı aracın şantiye alanında bulunduğu sırada aracın motor kısmında aniden yangın çıktığını, araçta üretim hatası bulunduğunu, sigortalıya yapılan hasar ödemesinden aracın üreticisi olan davalının sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise araçta üretim hatası bulunmadığını, ayıp ihbarının yasal süre içerisinde yapılmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigortalı araçta hasar oluşmasına sebebiyet veren yangının aracın üretimindeki gizli ayıp nedeniyle çıkıp çıkmadığı, davalıya gizli ayıp ihbarının yasal süre içerisinde yapılıp yapılmadığı, davalının sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda sigortalı araçta üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunduğunu, sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek TTK'nun 1472. Maddesi kapsamında işbu rücuen tazminat davasını açmıştır. Davacının TTK'nun 1472. maddesindeki halefiyete dayalı olarak açtığı işbu davada yapılacak hukuki niteleme sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişki kapsamında belirlenecektir. Dava dışı sigortalı ... ... Ltd. Şti. tacir olup sigortalı kamyonun satın alınması nedeniyle tacir olan davalı üreticiyle arasındaki hukuki ilişki ticari satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan ticari satıma konu kamyonun üretiminden kaynaklanan gizli ayıp bulunduğunu ileri sürmektedir. Ticari satımda uygulanması gereken TTK'nun 23/c maddesi uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde alıcı durumu satıcıya ihbar etmelidir. Şayet maldaki ayıp açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemeli veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür. İddia edilen ayıbın süresinde yapılacak bir muayene ile belirlenebilecek nitelikte olmadığı, sonradan ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olması halinde ise TBK'nun 223/2 maddesi uyarınca gizli ayıbın öğrenildiği andan itibaren derhal ayıp ihbarında bulunulmalıdır. Somut olayda ise, araçtaki yangın 09/09/2020 tarihinde meydana gelmiş, davacı tarafından sigortalı şirket karşı taraf olarak gösterilmek suretiyle Elazığ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yapılan tespit talebi üzerine 19/10/2020 tarihinde yangının ısıtıcı parçasındaki kaçak elektrikten kaynaklandığı, kullanıcı kaynaklı herhangi bir sebebin bulunmadığına ilişkin tespit raporu alınmıştır. Davacı tarafından dava dışı sigortalıya 24/12/2020 tarihinde ödeme yapılmış, davacı tarafından davalıya gizli ayıp iddiasıyla rücuen ödeme talebi ise 08/03/2021 tarihli ihtarname ile bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece davacının sigortalı araçta üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunduğuna ilişkin ayıp ihbarını yasal hükümler uyarınca derhal yapmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, açılan işbu dava kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesi "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için ödenecek ücretin 17.900,00 TL maktu vekalet ücreti olduğu düzenlenmiştir. Davacının istinaf sebebinin davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin maktu olması gerektiği olması karşısında aleyhe hüküm verme yasağı da gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmiştir. Aksine yorum vekalet ücretine ilişkin istinaf tarihinde haklı olan tarafın istinaf incelemesinin süresine göre haksız duruma düşmesi sonucunu doğuracaktır. Somut olayda ilk derece mahkemesi 33.500,00 TL vekalet ücretine hükmetmiş olup, istinaf karar tarihindeki vekalet ücret tarifesi uygulanırsa davacının istinaf kanun yoluna başvurma tarihi itibarı ile haklı olan istinaf sebebi istinaf karar tarihi itibarı ile haksız-etkisiz hale gelecektir ki, bu durum adil yargılanma hakkının ihlali olacaktır. Bu durumda mahkemece, açılan işbu rücuen tazminat davasının maddi tazminat davası niteliğinde bulunduğu, davanın tamamen reddi halinde yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına AAÜT'nin 13/4. maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında vekalet ücreti yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince vekalet ücreti yönünden KISMEN KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/03/2024 tarih ve 2023/117 Esas 2024/223 Karar sayılı kararının vekalet ücreti yönünden KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, B)1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin alınan 3.586,28 TL harçtan mahsubu fazla alınan 2.970,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalının yargılama aşamasında vekille temsil edildiği anlaşıldığından AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Yatırılan gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, C)1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davacı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -