11. Hukuk Dairesi 2013/16818 E. , 2014/17368 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2013 tarih ve 2012/22-2013/332 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü iş…
**11. Hukuk Dairesi 2013/16818 E. , 2014/17368 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2013 tarih ve 2012/22-2013/332 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalıyla müvekkilleri arasında akaryakıt satışından kaynaklanan 12.12.2003 tarihli protokol imzalandığını, müvekkili davacıların bu kapsamda borçları için 25.12.2004 tarihli her biri 180. 000 TL bedelli 4 ayrı çeki davalıya verdiklerini, ayrıca bu çeklerin teminatı olarak da müvekkili şirketin yetkilisi diğer müvekkiline ait 8 daire ve 6 dükkanı davalının istemi üzerine 12.12.2003 tarihinde dava dışı davalı yetkilisi ... adına tapuda devir ettiğini, protokolün 6. maddesi uyarınca çeklerin ödenmesi halinde taşınmazların tapularının iade edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin çekleri ödeyemediğini, davalının bedellerinin tapuyla ödenmesine rağmen çekleri takibe koyduğu gibi müvekkili gerçek kişi hakkında suç duyurusunda bulunarak mahkum olmasına sebebiyet verdiğini, bu protokolden önce anılan taşınmazlar üzerinde 300.000 TL ve 60.000 TL'lik davalı lehine ipotek tesis edildiğini, taşınmazların değerlerinin çeklerin toplam bedelinin çok üstünde olduğunu, taşınmaz alım şeklinde davalının alacağını tahsil ettiğini, çeklerin bedelsiz kaldığını, mükerrer tahsilat yaptığını ileri sürerek, davalının icra takibine koyduğu çeklerden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, fazladan yapılan tahsilatın iadesine ve taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin fekkine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacıların protokolde belirlenen anapara borcunu ve fer'ilerini ödemediklerini, davacı gerçek kişinin BK'nın 110. maddesi uyarınca şirketin borcunu garanti ettiğini, asıl olan çeklerin ödenmesinin olduğunu, bu durumun kararlaştırıldığını, tapu devirlerinin teminat teşkil ettiğini, netice itibariyle inanç işlemi niteliğinde bulunduğunu, taşınmazların devrinden önce davacıların başka şirkete borcu dolayısıyla dava dışı şirket lehine 250.000 TL ipotek tesis edilmiş olduğunu, davacıların bu borcu ödeyememeleri nedeniyle satılarak paraya çevrildiğini, dava dışı alacaklının alacağını karşılayamadığını, teminat olma özelliğinin kaybolduğunu, müvekkili lehine 2. dereceden tesis edilen 300.000 TL ipoteğin anlamının kalmadığını, 60.000 TL'lik ipotek bakımından da sonucun değişmediğini, davacıların borçlarını ödemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.