Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/620 E. , 2024/3570 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/620 Karar No : 2024/3570 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA (MÜDAHİL) : ... Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Koc…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/620 E. , 2024/3570 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/620 Karar No : 2024/3570 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA (MÜDAHİL) : ... Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocaeli ili, Körfez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı yanında müdahil... Sanayii Anonim Şirketi (...) tarafından yapılması planlanan "Kompoze Gübre Üretim Tesisi Kapasite Artışı Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/6178, K:2023/1364 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yeniden yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Kompoze Gübre Üretim Tesisi Kapasite Artışı Projesine" ilişkin olarak; yer altı suyularını kirletici bir durum bulunmadığı ve gerekli sızdırmazlık taahhütlerinin verildiği, çalışmaların Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında yapılacağı, tarımsal alanların ve hayvancılık faaliyetlerinin etkilemeyeceği, tesisten kaynaklanması muhtemel emisyonların olağan işletme koşullarında kabul edilebilir / yasal sınırlar içerisinde kalacağı, Fener Gölü'ne herhangi bir olumsuz etki yaratmayacağı, projenin yapımında planlama yönünden herhangi bir engel bulunmadığı, tesiste kapasite artışı nedeniyle fazla hammadde / ürünün deniz yolu ile gelmesi ve tesisin tam kapasite üretim yapması halinde bile, yılda liman bölgesine ilave en fazla 3-4 gemilik artış oluşturacağı, gemi trafiği ile ilgili alınan önlemler dikkate alındığında deniz trafiğine doğrudan veya dolaylı olarak ilave bir risk oluşturmayacağı, projede ortaya çıkacak emisyonların yasal limitleri sağlaması, diğer atıkların da ilgili yasal yükümlülükler gereğince bertaraf edilmeleri halinde kamu yararı açısından bir zarar oluşturmayacağı anlaşıldığından, davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; aynı projeyle ilgili olarak 11/05/2023 tarihinde "ÇED Olumlu" kararının verildiği, bu bağlamda görülmekte olan davada, dava konusu işlemin zımni olarak geri alındığının kabul edilmesi gerektiği, gerekçeli karara esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğu, bilirkişi raporunun çevre mühendisliği bölümünde eksiklik olarak tespit edilen durumlar dikkate alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, raporun gemi ve deniz trafiği, ziraat mühendisliği ve jeoloji mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısımlarında hata ve eksiklikler bulunduğu ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından; davacının 11/05/2023 tarihli "ÇED Olumlu" kararının tesis edilmesi ile dava konusu işlemin zımnen geri alındığına yönelik iddiasında isabet bulunmadığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 20. maddesi uyarınca yapılması planlanan kapasite artışı nedeniyle anılan işlemin tesis edildiği, projeden kaynaklanması öngörülen hava emisyonu, flora - fauna, projenin su ekosistemine etkileri, gemi trafiği, proje alanını jeolojik özellikleri konularında, ÇED raporunda ayrıntılı değerlendirmelere yer verildiği, bu nedenle davacının temyiz isteminin reddi ile davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı yanında müdahil tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilimsel verilerle dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiğinin ortaya konulduğu, deniz trafiğinde artış olacağına yönelik davacı iddiasının bilimsel bir dayanağının bulunmadığı, flora ve faunanın etkileneceğine yönelik iddiaların yerinde olmadığı, deprem durumuna ilişkin alınacak ayrıntılı önlemlere ÇED raporunda yer verildiği, atık yönetimi konusunda kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı, projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı bulunduğu; bu nedenle davacının temyiz isteminin reddi ile davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. ... Selim, İnşaat Mühendisi Prof. Dr. ..., İmar Uzmanı Prof. Dr. ..., Çevre Mühendisi Prof. Dr. ..., Ziraat Mühendisi Prof. Dr. ..., Deniz Ulaştırma Mühendisi Prof. Dr. ..., Su Ürünleri Mühendisi Doç Dr. ..., Şehir Plancısı Doç. Dr. ... ve ...'den oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın, çevre mühendisliği disiplini açısından tespit edilen bulgulara uygulamada dikkat edilmesi kaydıyla uygun olduğu, işlemin iptalini gerektiren bir durumun bulunmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir. Öte yandan; Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/6178, K:2023/1364 sayılı bozma kararı öncesinde; Çevre Mühendisi ..., Biyolog (deniz biyolojisi ve zooloji alanında uzman) ..., Ziraat Mühendisi ..., Orman Mühendisi ... ile Şehir ve Bölge Planlama Uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve anılan raporda ise, "kümülatif etki için yapılan çalışmanın sadece tesisin bacaları değil, bölgeye katkı sağlayan diğer tesislere ait bacaların değerlerinin de dikkate alınarak yapılması ile daha net ortaya konulacağı", "tesiste depolanan amonyumnitrat gübresinin yanıcı basınç altında patlayıcı bir madde olduğu, olası ve beklenen Marmara depreminde meydana gelebilecek acil ve tehlikeli durumlar nedeniyle genişleyebilecek bir endüstriyel yangına karşı diğer endüstri kuruluşları ile müşterek durum tespiti ve alınması gereken önlemler konusunda belirsizlik bulunduğu", "soğutma suyu deşarjlarının bölgedeki canlı çeşitliliğini etkileyebileceği, soğutma suyunun alındığı ve tekrar denize deşarj edildiği derinliklerin, farklı tabakalardaki tuz/elektriksel iletkenlik değerlerinin farklı olduğu, izole edilen tuzun tekrar ekosisteme verilmesi durumunda oluşabilecek risklerin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği", vb. değerlendirmelerde bulunularak, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir. Bu itibarla; yukarıda belirtilen bilirkişi raporlarında bildirilen görüşler arasında çelişkiler bulunduğu ve yeniden yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinde, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/6178, K:2023/1364 sayılı bozma kararında bilirkişi raporunu hazırlayacak heyette bulunması gerektiği belirtilen deniz biyolojisi alanında uzman biyologun da yer almadığı dikkate alındığında; Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/6178, K:2023/1364 sayılı kararı bozma kararında belirtilen uzmanlar (mümkünse öğretim üyeleri) başta olmak üzere, başka dallardan da uzmanların (mümkünse öğretim üyeleri) yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetiyle, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere bozulması gerektiği görüşüyle; aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.