T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:06/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARIN…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:06/04/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; müvekkili davacı ... Ltd. Şti.'nin, davalı ... A.Ş.'ye sipariş verdiği iplikler için önceden avans niteliğinde senet verdiğini, dava konusu olan ... keşideli, lehtarı davacı ... Ltd. Şti. olan 16.10.2015 tanzim tarihli 13.04.2016 vade tarihli 70.000,00-TL bedelli senedin de bu amaçla avans olarak verildiğini ve davalı şirket hesabına borç kaydedildiğini, çekin ödeme amaçlı verilen çek olmadığını, davalı şirket, müvekkili şirkete bu çeke istinaden iplik göndermesi gerekir iken göndermediğini, çeki de iade etmediklerini, bu hali ile dava konusu çekin bedelsiz kaldığını, kaldı ki davalı şirketlerin hali hazırda iflas erteleme talebinde bulunduğunun öğrenildiğini, davalı şirket iplik teslim edemeyeceğini ancak senedi iade edeceğini beyan ettiğini, ancak senedin vadesi gelmesine rağmen senedi iade etmediğini, dava konusu senedin lehtar şirket tarafından tahsil amaçlı davalı bankaya verildiğini, davalı bankanın müvekkilin bu çeklerden dolayı borçlu olmadığını bilen durumda olduğunu, bu sebeple davalı bankanın meşru hamil de olmadığını, dava konusu senet avans olarak verilmiş ancak karşılığı mal teslim edilmemiş olması sebebi ile bedelsiz kaldığını beyanla davaya konu çek sebebiyle müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... şirketi vekili; dosya davalılarından Müflis ... San. Tic. A.Ş. hakkında 26/10/2016 tarihinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından iflas kararı verildiğini, müflis şirket ... San. Tic. A.Ş.'nin 2016 yılının Nisan ayında iflas erteleme talebinde bulunmuş olup Mahkemece 12/04/2016 tarihinde şirkete kayyım olarak Avukat ..., Tekstil Mühendisi ...' ve SMMM ... atandığını, Mahkemece verilen bu atama kararının da 17/05/2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, davacı, bu dosyada müdahil durumunda ise ve kayyım atandığından haberdar olmuşsa artık müflis şirket yetkililerince verilen "ipliklerin teslim edilmeyeceği ancak çeklerin iade edileceği" yönündeki beyanlarının da bir geçerliliği olmadığını biliyor olması gerektiğini, müflis ... San. Tic. A.Ş.'nin 2016 yılının Nisan ayında iflas erteleme talebinde bulunmasının ardından şirket yetkililerinin FETÖ/PYD'ye yönelik soruşturma kapsamında tutuklanması talep edilmiş olup yargılamalarının devam ettiğini, şirketlerin ise bir yandan iflasına karar verilmiş olup öte yandanyönetim ve denetiminin TMSF’ye devredildiğini, huzurdaki davanın iflastan önce açılmış olmakla gerek iflas idaresi gerekse de müflis şirketin işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu sebeple davanın açılmasına sebebiyet vermeyen tarafın, mahkeme masraflarından sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını beyan etmiştir. Davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...dava konusu çek üzerinde yukarıda anlatıldığı gibir bir kayıt bulunmadığı, çekteki cironun rehin ya da tahsil cirosu olmayıp temlik cirosu olduğu, TTK'nın 818/e maddesi atfıyla 687 maddesi uyarınca keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesinin çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlı olduğu, davalı bankanın çekin iktisabında borçlunun zararına hareket ettiği yönünde davacının hiçbir delil ibraz etmediği, davalı bankanın iyi niyetli 3. kişi sıfatıyla ve yetkili hamil olarak çekleri temlik cirosu ile devraldığı anlaşılmakla davalı ... AŞ. yönünden davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, taraflara ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu çekin davalı defterinde işli olup taraflar arasında düzenlenmiş satış sipariş formunda dava konusu çekin sipariş avansı olarak yer aldığı, mal veya hizmet temin edilmediği, bu haliyle davacının davalıdan çek bedeli olan 70.000,00 TL tutarında alacağı bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile 70.000,00 TL alacağın kayıt ve kabulüne dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı ...'un davaya konu çekte keşideci olarak yer aldığı, çekin bedelsiz olduğu, temel bir borç ilişkisine dayanmadığı hususunun kişisel defilerden olması, bedelsizlik iddiasının lehtar ve ciranta arasındaki ilişkiden kaynaklanması nedeniyle iş bu davacı yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir. Her iki davalı yönünden dava kayıt kabul davası olup emsal ve yerleşmiş içtihatlar gereğince maktu harç ve vekalet ücretine tabi olduğundan maktu vekalet ücretine hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili ve davalı müflis şirket iflas idaresi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin, davalı banka yönünden ve müvekkili davacı gerçek kişi yönünden davanın reddine karar verdiğini, dava konusu senedin, davalı ... A.Ş. tarafından, tahsil amaçlı davalı banka Denizli Şubesi'ne verildiğini, davalı banka tarafından, bankanın Denizli Şubesince senet arkasına tahsil cirosu dercedilerek verildiğinin kabul edildiği gibi dosyaya sunulan senet teslim bordosunda da bu hususun açık olduğunu, bu nedenle temlik cirosu iddiasının yerinde olmadığını, lehtar davalı ... A.Ş.'ye ileri sürülen şahsi defilerin, tahsil cirosu ile hamil olan bankaya karşı da ileri sürüldüğünü, taraflar arasında ipliğin teslim edilemediğini ve bu nedenle bedelsiz olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığını, bu defi’nin, senedi elinde bulunduran davalı bankaya karşı ileri sürebileceğini, bankanın meşru hamil olmadığını, tahsil cirosu ile senedi elinde bulunduran davalı banka yönünden davanın reddi kararının yerinde olmadığını, senedin keşidecisi ...'un bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, davalı şirket yönünden bedelsizlik iddiası ile davalı banka yönünden meşru hamil olmaması, tahsil cirosu ile hamil olması sebebi ile senet keşidecisi olarak lehtar şirket ile birlikte davanın ikame edildiğini, bu nedenle yasaya uygun olmayan gerekçe ile bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, dava konusunun menfi tespit davası olduğunu, bu sebeple müvekkili davacı yönünden nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücreti taktirinin de yerinde olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davalı Müflis ... A.Ş. İflas İdaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinafa konu davanın menfi tespit davası olduğunu, menfi tespit davasında, davacının (borçlunun) davalılara (alacaklılara) borcu olup olmadığı yönünde inceleme yapılacağını ve hüküm kısmında davacının borcunun olup olmadığına göre davanın kabulüne (yani borçlu olmadığının tespitine) veya davanın reddine (yani borçlu olmadığının tespitine) şeklinde hüküm kurulması gerektiğini, istinafa konu dava dosyasında Mahkemenin, yaptığı inceleme neticesinde davacının borçlu olmadığını tespit etmiş ise bu yönde hüküm tesis etmesi gerekir iken sanki bu dava eda (alacak) davasıymış gibi hatalı bir değerlendirme yaparak alacak yönünden hüküm kurduğunu, davadaki talebin "borçlu olmadığının tespiti" iken taleple bağlılık ilkesi uyarınca talebi aşacak şekilde "alacağa hükmedilmesi (ve iflastan sonra kayıt kabul davasına dönüştüğünün kabul edilmesi)" hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, söz konusu davalarda bir eda hükmü bulunmayacağını, davacının borçlu olup olmadığının inceleneceğini, menfi tespit davasının hukuki niteliği gereği, kayıt-kabul davasına dönüşemeyeceğini, ayrıca davacının, borcunun olmadığı gerekçesi ile menfi tespit davası açmış iken alacaklı gibi dava konusu rakamın kayıt ve kabulüne şeklinde hüküm kurulmasının dava konusu ile çelişki yarattığını, davacının davasında borcum yok derken üstüne alacaklı yapıldığını, menfi tespit davası olarak açılan davanın kayıt kabul davası olarak karara bağlanmasının yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, davacı tarafça müvekkili aleyhine kayıt kabul davası açıldığını ve karara çıktığını, Mahkeme kararında davacı tarafın alacağı ile ilgili kayıt kabul davasının kabulüne karar verildiğini, davacı tarafça açılmış ve karara çıkmış olan kayıt kabul davası var iken, Mahkemenin menfi tespit davası ile ilgili kayıt kabul davası olarak hüküm tesis ettiğini, davacı tarafın haksız yere alacağının çoğalmasına neden olduğunu, davacı tarafın, müvekkil şirketten iki defa alacaklı hale getirildiğini, davacı tarafın 2 defa alacaklı olmakla alacağın iflas idaresi tarafından ödenmesi halinde sebepsiz zenginleşmiş olacağını, bilirkişi raporunda davaya konu senedin avans senedi olduğuna dair dosyaya sunulmuş olan 16.10.2015 tarihli satış sipariş formu başlıklı bir evrak ve aynı evrakın altında davaya konu senedin avans senedi olarak alındığına dair yazıya istinaden mal teslimi ile ilgili ticari işlemin gerçekleşmediği yönünde görüş bildirildiğini, davacının da dahil olduğu bir takım firmaların, 2015 yılının Ekim ayında davalı şirkete (sözde) siparişler verdiklerini ve bu siparişleri karşılığında da (sözde) avans çeki, senet verdiklerini, siparişlerini alamadıklarını iddia eden bu firmaların bu defa Nisan ayının ilk günlerinde, çeklerin ve senetlerin kendilerine iadesini istediğini, söz konusu firmaların hepsinin çeşitli menfi tespit davaları açtıklarını, bu yöndeki tüm siparişlerin Ekim - Kasım 2015 aylarında verildiğini, sipariş formlarında teslim tarihlerinin 30 - 45 gün olduğunu, ortalama 2015 yılı sonuna kadar bu sözde siparişlerin teslim edileceğini, ancak 2015 yılı sonu bir yana, 2016 yılının ilk üç ayı dahi bu teslimatların yapılmadığını, davalı şirketin 08/04/2016 tarihinde iflas erteleme başvurusunda bulunduğunda, davalı müflis şirketin bu günlerde, davacı ve diğer dosyaların davacıları olan sözde avans siparişi sahiplerine, "ürünleri teslim edemeyeceklerini ve çeklerin iade edileceğini" bildirdiğini, bu bildirimlerin bir kısmının da, iflas erteleme tarihinden sonra ve müflis şirketin kayyım yönetiminde olduğu dönemde, kayyımın bilgisi dışında yapıldığından dosyalara konu vakıaların da bir bütün halinde incelemeye tutulması gerektiğini, oysa gerçekte bir siparişin söz konusu olmadığını, hiçbir firmanın, günlük değeri döviz üzerinden belirlenen ve neredeyse her gün fiyatı değişen bir malı sipariş verip 4-5 ay sesini çıkarmadan beklemeyeceğini, davacının daha önce bu miktarlarda iplik alışverişi de olmadığını, bilirkişi tarafından bu hususların da incelenmesini talep ettiklerini, davacının defterleri incelenmeden ve belirtilen hususlar irdelenmeden tanzim edilen raporla taraflar arasındaki gerçek ticari ve hukuki ilişkinin belirlenmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin itibar ettiği 16.10.2015 tarihli satış sipariş formu başlıklı evrakta müvekkilinin logosunun ve kaşesinin olduğu anttetli kağıtta yazılı olan "aşağıdaki çekler sipariş avansı olarak alınmıştır" açıklamalı belgenin, geçmişe dönük olarak her zaman düzenlenebilecek belgeler olduğunu, bu belgelere itibar edilebilmesi için, değiştirilemeyecek başka bir veri ile desteklenmesi gerektiğini, en azından bu işlemlerin davacının da defter ve kayıtlarında görülmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, dava konusu çekin davalı tarafın defter ve kayıtlarına intikal ettiği tarihte davacı şirketin müflis şirketten 6.914.049,15-TL alacaklı olduğunu belirttiğini, bilirkişinin taraflar arasında dava konusu senedin verilmesinden sonra ticari ilişkinin devam edip etmediği hususunu incelemediğini ve değerlendirmediğini, davacı tarafından birden fazla menfi tespit davası açıldığını, hepsinin gerekçesinin aynı olduğunu, hepsinde de (sözde) sipariş verdiğini, karşılığında (sözde) avans senedi ve çek verdiğini beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının tarafı olduğu ..., ..., ... Esas sayılı dosyaların Mahkeme dosyası içine alınarak itirazları doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmasının talep edildiğini, Mahkeme tarafından itirazları doğrultusunda işlem yapılarak dosyadan ek bilirkişi raporu almadan eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesis edildiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ticari satıma ve kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Kural olarak çek ödeme vasıtası olup, aksi kararlaştırılmadıkça mevcut bir borcun tediyesi amacı ile verildiği yönünde karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden davacı yanın, çekin avans olarak verildiğini ve karşılığında mal ya da hizmet alınmadığını yazılı delille ispat etmelidir. İlk Derece Mahkemesince, davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye ait ticari defterlerde, dava konusu çekin de aralarında bulunduğu çeklerin kayıtlı olduğu ve taraflar arasında düzenlenmiş satış sipariş formunda dava konusu çekin sipariş avansı olarak yer aldığı gerekçesiyle müflis şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, çekin davalı müflis ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defterlerinde kayıtlı olmasının çekin avans çeki olduğunu göstermeyeceği gibi hükme esas alınan 17/08/2021 havale tarihli mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davaya konu çekin avans çeki olarak kaydedildiğine ilişkin herhangi bir tespitin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince davalı ... San. ve Tic. A.Ş. yönünden davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü belirtilmişse de, davanın menfi tespit istemli olduğu, davaya konu çek bedelinin ödendiğine ilişkin herhangi bir bilgi, belge ve beyan bulunmadığı gibi bu hususta dava dışı bankaya müzekkere yazılarak davaya konu çekin ödenip ödenmediği, ibraz edilip edilmediği, ibraz edildi ise kim tarafından ibraz edildiği ve çekin bir suretinin gönderilmesi hususunda bilgi istenilmediği, davanın kayıt kabul davası olduğu belirtilmişse de dosya kapsamında bu sonuca nasıl varıldığına ilişkin bir delil de bulunmadığı, bu bağlamda iflas masasına kaydedilecek bir alacak olmadığından davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi mümkün olmadığı halde İlk Derece Mahkemesinin davalı müflis şirket hakkındaki davanın kayıt kabul davası olduğuna ilişkin kabulü isabetli değildir. Ayrıca, davalı müflis ... San. Tic. A.Ş. iflas idaresinin istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafça ayrıca kayıt kabul davası açıldığı ve davanın kabulüne karar verildiği belirtilmiş olup istinaf dilekçesine Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamının eklendiği, söz konusu kararın incelenmesinde; davacı yanca müflis şirket iflas idaresine karşı açılan kayıt kabul davasının kabulüne karar verildiği, gerekçede ise "...davacının karşılığında mal veya hizmet temin etmeden davalıya 2016 yılında keşide ettiği çeklerden kaynaklı davalıdan geri tahsil etmediği çeklerin bakiyesi olduğu tespit edilmekle 4.424.657,00-TL tutarındaki talebinin yerinde olması nedeniyle iflas masasına bu miktar alacağının kayıt ve kabulüne ..." karar verilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince ilgili dosyanın kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden, yine kayıt kabul davasında alınan bilirkişi raporu incelenmeden ve davaya konu çekin kayıt kabul davasında kabul edilen alacak miktarı içerisinde olup olmadığı tespit edilmeden eksik inceleme ile karar tesisi de hatalıdır. Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesince, davacının iddiasının yazılı delillerle ispatının gerektiği, davacı yanın ticari defter ve belgelerini sunmadığı, davacı tarafça sunulan 16/10/2015 tarihli satış sipariş formu fotokopisinin her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması sebebiyle davaya konu çek bedelinin ödenip ödenmediği ve davacı tarafça müflis şirket aleyhine açılan kayıt kabul davasında dava konusu çeke ilişkin hüküm tesis edilip edilmediği de araştırılarak gerektiğinde bilirkişiden rapor alınmak suretiyle usuli kazanılmış haklar da gözetilerek oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekir. Sonuç olarak; davalı müflis ... San. Tic. A.Ş. iflas idaresi vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan gerekçelerle kabulüne, kaldırma sebebine göre davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... A.Ş. iflas masası vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.02/03/2026 ...